Milli Ruhun Sembolü: EZAN
..        

Ezanın lügat manası,"Namaza davet ve vahdaniyet-i ilahiyeyi ve hakai-kı ilahiyeyi, aleme, kainata ilan etmek için minare ve emsali mahallerde edilen nida " dır. (1)
Önceleri ashabı-kiram namaz vakitlerinde sokaklarda "Essalah " diye çağrıda bulunurlarken Medine ye hicretten sonra,bir rivayete göre 622,bir rivayete göre de 623 yılında namaza davet ezanla yapılmaya başlandı.
Müslümanların sayısı arttıkça namaza çağrı konusu gündeme daha fazla gelmeye başlamış, değişik altarnetifler üzerinde durulurken ashaptan Abdullah bin Zeyd bin Salabe'ye rüyasında ezanın öğretilmesi ve Efendimiz tarafından tensip edilmesiyle ezan bugünkü şekliyle okunmaya başlandı.
Hanefi ve Şafi mezheplerindeki hakim görüşe göre ezan okumak sünnet-i müekkededir.
Şafi mezhebindeki bir görüşe göre farz-ı kifaye, bazı Hanifi alimlerine göre ise vaciptir. Hanbeliler de ise bir yerleşim yerinde ezan okunmasını farz-kifaye olarak kabul ederler. Cuma namazı kılınan yerleşim yerleri konusunda Malikilerde bu görüştedir.(2)
Ecdadımız Hak din ile tanıştıktan sonra hayatlarının birinci ve yegane gayesi olarak kendilerini yaratana sevdirmek,O'nu razı etmek ülküsünü prensip edinmişlerdir. Onun için de O'nu razı etmenin yollarını araştırma gayret ve şuurundan hiç uzaklaşmamışlardır.
Bu gayrete bağlı olarak sünnet-i seniyye ye sımsıkı yapışmışlar,diğer müslüman unsurlara göre Efendimizin hayatını daha bir ciddiyetle hayat tarzı olarak yaşamışlardır.
Kaderi- ilahi onları sürekli ehli-küfürle mücadeleye memur ettiği için şeaire çok ehemmiyet vermişler,yaptıkları her icraatın tebliğ vazifesine vasıta olması için çabalamışlardır.
İbadetlerde gösterilen titizliklerin yanında mimaride minare ve kubbelerin fethettikleri coğrafyaya serpiştirilmesiyle vatan mefhumumun da islamlaştırılabilineceğini göstermişlerdir.
Suretperestliğin men edilmesi yüzünden resme soğuk duran,dahi kabiliyetler,bu yöndeki maharetlerini Kelamullah' ın yazılmasına yöneltince ayrı bir sanat dalının,"hat" sanatının ortaya çıkmasını temin etmişler ve
"Kur'an, Arabistan' da nazil oldu,Mısır 'da okundu,İstanbul'da yazıldı." övgüsüne mazhar olmuşlardır.
İşte o şanlı ecdat ezan konusunda da büyük hassasiyet göstermiş,ezanı hem bir inanç sembolü,hem bir tebliğ vasıtası,hem Hak' ka teslim bayrağı olarak kullanırken aynı zamanda ayrılıkların , yalnızlıkların, garipliklerin, kimsesizliklerin ilacı olarak kullanmaya gayret etmişlerdir.
Bu gayretler neticesinde, yanık sesli Bilaller, ezana, yüreklerinin yangını ile,gönüllerinin sevdası ile yön vermişler,ve değişik ezan okuma makamlarının ortaya çıkmasına vesile olmuşlardır.
Anadolu semalarını 1000 senedir çınlatan Ezan-ı Muhammedi-yi, hastalar dinlerken her derdin dermanını veren bir Şafi’nin varlığıyla ızdıraplarının hafiflediğini hissetmişler ;anadan ,babadan ,yardan ,evinden, köyünden, ocağından, bucağından ayrı düşmüş gurbet garipleri dinlediği zaman, kimsesizlerin kimsesi olan bir Zât-ı Zülcelalin varlığını hissetmişler,güç kazanmışlardır.
Ecdadımız rastgele insanlara anlamsız nağmelerle ezan okutmamıştır. Derin musıki bilgisi olan sağlam karakterli , medrese eğitim görmüş kabiliyetli şahsiyetlere bu vazifeyi tevdi ederek bu şeairin derin manalarla dinleyene duygu ve şifa yükleyen icra tarzları ile okunmasına öncülük etmişlerdir.
Öyle ki , her vaktin özelliğine göre değişik makamlar kullanarak ezanı icra etmişlerdir. Bu bağlamda;sabah ezanının saba;öğle ezanının rast ve hicaz; ikindi ezanının uşşak ve bayati; akşam ezanının hicaz,rast ve segah; yatsı ezanının ise hicaz,uşşak ve neva makamlarında okunduğunu görüyoruz.(3)
Ezan okurken takip edilen bu makamların ise her birinin değişik maraz ve hastalıklara çare olduğunu,artık dalında otorite olan bir çok ilim adamı da kabul ediyor.
Saba makamının; şecaat,cesaret,kuvvet ve rahatlık verdiğini; Hicaz makamının; alçak gönüllülük duygusu verdiğini, düşük nabız atımını yükselttiğini Uşşak makamının; gülme ,sevinç,kuvvet ve kahramanlık duyguları Verdiğini Segah makamının; mistik duygular oluşturduğunu,yüksek nabız,kalp,ciğer,ve kalp rahatsızlıklarına faydalı olduğunu, Rast makamının; akıl hastalıklarına ve felce iyi geldiğini,iç huzuru ve rahatlık verdiğini (4) öğrenince hem bu makamların hem de bu makamların icra edildiği vakitlerin tesadüfen seçilmediğini anlıyoruz, Her varlık kendi lisanı ile yaratıcısını zikreder.Bu zikrini de sesli yapıp, çevresinde bulunan varlıklara ilan etmekten zevk alır. Kuş cinsinden bilhassa bülbül,keklik ve horoz bu zikri o kadar ustaca yaparlar ki,onların zikrinden insanlar bile zevk alır.
Bunun yanında , kedilerin mırıltısı,yaprakların hışırtısı damlaların şıpıltısı,rüzgarın uğultusu ve mehter takımı azametiyle bulutların gümbürtüsü bu yaratıkları Yaratıcılarına olan muhabbet ve bağlılıklarını kendi lisanlarınca ilan etmeleridir.
İşte ezan da, bütün canlılara halife olarak yaratılan insan nevinin, Rabbi 'ne muhabbetini ve bağlılığını ilan etmesidir.
Nasıl ki bayrak,bir milletin madi ve cismani bakımdan hürriyetini temsil eder,minarelerinde serbestçe okunan ezan da inanç ve iman bakımından serbestiyetini ilan eder.
Ezan bir toplumun kula kul olmadığının, Yaratıcısına ise kayıtsız şartsız teslim oluşunun her gün beş defa teyit edilmesidir.
Ezan,"İNANIYORUM " diyen insanların inançlarını ispatlamaları için sürekli yapılan İlahi bir davettir.
Ezansız diyarlarda yaşamak mecburiyetinde kalan ehl-i iman bir islam beldesine dönüş yaptıklarında minarelerden ezan seslerini tekrar duydukları zaman sevinç gözyaşlarını tutamamışlardır.
Yahya Kemal "Gezintilerimde bir hakikat keşfettim bu devletin iki manevi temeli vardır: Fatih in Ayasofya minaresinden okuttuğu ezan Yavuz 'un Hırka-i Saadet önünde okuttuğu Kur' an,,demiştir."
Bin sene ezan sesleri ile çınlayan Anadolu semalarının ezanla ilgili , yakın tarihte yaşanan bir de hikayesi vardır.
Haçlı zihniyetinin güçle ,silahla susturumadığı ezan sesleri 1932 yılında, asli şekli değiştirilerek maalesef susturulmuştur. 18 sene devam eden bu yanlış icraat, 16 Haziran 1950 tarihinde DP.nin teklifi, hatayı yapan CHP’nin de desteklemesiyle, yani oy birliği ile son bulmuştur. Bu tarihte asli şekliyle tekrar okunmaya başlanan ezan, inşaallah kıyamete kadar susturulamayacaktır...
Bağrı yanık şairlerimizden ezanı işlemeyen şair hemen hemen yok gibidir. Bunun için edebiyatta ezan konusunu başka bir makalede işlemek dileğiyle merhum Akif ' in temenni ve duasına amin diyerek mevzuyu bitirelim.
Ruhumun senden İlahi şudur ancak emeli
Değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli
Bu ezanlar ki şehadetleri dinin temeli
Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli
Dipnotlar:
1. Yeni lügat Abdullah Yeğin
2. İslam Ansiklopedisi Cilt.12 syf.37
3. " " " " " 44
4.Tefekkür Dergisi 4. sayı syf 33
5.Yahya Kemal Selahattin Yaşar syf 7


Bu Yazı 2661 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar