Müminlerin Silahı Dua
..        

Gün geceye dönmüştü. Yıldız lar nedense gözükmüyordu. Hava kapalı olsa gerekti. Dışarıyı balkon dan seyre dalmıştım. Saatler epey ilerlemişti. Yağmur çiselemeye başlamıştı. Yoldan tek tük geçen insanlarla birlikte arada bir cadde den geçen arabalar vardı. Yalnızdı gördüklerimin hepsi de. Oysa gün düz epey bir kalabalık olurdu bu cadde. Herkes yanındakiyle bir ko-nuşma telaşına dalar bir şeyler anlatma derdinde dünyanın dönü- şüne aldırış etmezdi.
Gecenin verdiği sessizlikle aklımda bazı yankılanmalar oldu. Necip Fazıl'ın iki mısrası dudakla- rımın arasına düşüverdi:

Hep nefs çıkar karşıma,
ölüp ölüp dirilsem,
İnsandan kaçmak kolay
kendimden kaçabilsem.

Evet sokaklar gündüz insan yığını ama gece sessiz ve sakindi. Pencereden bakarken insanlardan uzaktım, ama nefsimden kaçamı- yordum. Türlü şeytani düşüncele- re dalmış nefsimin kulağıma fısıl-dadığı istekleri yerine getirebilme nin planlarını yapıyordum. Birden gök haykırırcasına gürledi ve melaikeler yağmur damlalarını bir hayli hızlı indirmeye başladı yer-yüzüne. Toprağa ikram ediyor- lardı her bir damlayı. Düşündüm sonra “Ya Rab!” Dedim. “Ne güzel bir ahenk bu ya bu damlalar inmese ne yaparız. Sen rahmetini bizlerden esirgeme” dediğim anda bir şey fark etmiştim. Ben çaresiz kalmadıkça hastalandığımda acı- dan kıvranmadıkça beni yaratan Halık-ı Zülcelal'ime hiç dua etme- miştim. Hep bir şeylere ihtiyaç duyduğumda yalvarmış, O’n dan medet ummuştum. Oysa ne kadar ahmakmışım şimdi anlıyorum. Ya yağmur damlaları Allah'ın verdiği armağanla toprakla buluşmasa ne yer, ne içerdik. Ya gün geceye, gece güne dönmeseydi bu zamana kadar hep nefsimin sıkıştığı ruhu mun inceliklerine akan sıkıntı larda boğulurken yakarmıştım Allah'a. Şimdi ise pişmanım büyük bir silahımın olduğunu unutmuştum. Benim en büyük si- lahım nefsime ateş eden duala- rımmış. Ve buna binaen Rabbim benim isteğim olmadan bana nefes aldırıyor, kalbimi attırıyor, iç or- ganlarımı çalıştırıyor, her dakika beni baştan yeniliyordu. Farkında olmadığım bir gerçek daha şükür etmediğim halde yüce Allah'ın bana sunduğu bu lütuflardan beni mahrum bırakmamasıydı. Utanı- yordum, titremeye başlamıştım. Daha sonrasında beni üzen bu hadiseyi gerçeğiyle kavramak adına Kur'an-ı Kerim'e başvur- dum. Mü'min Suresi 60.Ayet-i kerime de derki “Bana dua edin, icabet edeyim. Doğrusu bana ibadet etmekten büyüklenenler cehenneme boyun bükmüş kimse- ler olarak gelecekler.”
Ya Rabbi! Sen affeyle. Ben sana hep muhtaçmışım. Senin ol emrin ile doğdum, öl emrinle öleceğim. Ben Sana dua etmekle seni yanıma alıp beni halt etmeye çalışan nefsime duam ile alnının ortasın- dan vurabileceğimi düşünemedim.
Ali İmran Suresi 27. Ayet-i kerime o geceyi daha iyi açıklıyor- du: “Geceyi gündüze bağlayıp katarsın. Gündüzü de geceye bağlayıp katarsın. Diriyi ölüden çıkarırsın, ölüyü de diriden çıkarırsın. Sen dilediğine hesapsız rızık verensin.”
Ya Rab! Sen kimsesizler kimse- sisin. Sen kullarını kimsesiz bırakıp nefsin tuzağına bırakma. Her saniye sana muhtacız, bizleri inanmışların yoluna ilet. Sana iman edipte hataya düşmüş kullarını affet. Vücudundaki ufak bir hücreye hükmetmekten aciz biz kullarını, seni anmaktan mah- rum bıraktığımız için bağışla. Sen çokça affedensin. Affetmeyi sever- sin, bizleri de affedersin.
Yürüdüğümüz yollarda bile Allah'ı tesbih eden melekleri unut- mayalım. Hatta suyun canlı oldu- ğunu keşfeden bir profesörün suya dua ile yaklaşıldığında su molekül lerinin insana daha yararlı bir şekle girdiğini bulduğunu da hatırlata- lım. Dünya hayatında nefsin zevk-i sefaya düşkünlüğüne aldırmaya lım. Allah'a her daim dua etmek- ten kendimizi alıkoymayalım. Kim bilir belki bir adım atmamıza mü- saade yoktur. Son nefesimizde şey- tanın aldatmacasına karşı elimizde olan bir silah var. O silah şeytana atılacak her bir kurşunda hedef şaşmayan DUA'dır.


Bu Yazı 1802 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar