Kapak
Mümtaz Turhan ve Kültür Değişmeleri
06.01.2016        

KÜLTÜRE STRATEJİK BİR MESELE OLARAK EĞİLMEK:

MÜMTAZ TURHAN VE KÜLTÜR DEĞİŞMELERİ

 

 

Yrd. Doç. Dr. Zübeyir OVACIK

 

 

İnsani etkinliklerin bir toplam alanı olarak kültür ve medeniyetten bahsederken, elbette ki sadece edebiyat ve sanatı kast ederek naif, romantik kavramlardan söz etmiyoruz demektir. Zira, tarihin her döneminde güç, dolayısıyla iktidar bağlamında ortaya çıkmış olan kültür ve medeniyet kavramları, teori ve pratiğin birbirlerine sarmalandıkları bütüncül perspektifleri ima eden kavramlar olarak anlam kazanmışlardır. Dolayısıyla kültür ve medeniyet araştırmaları, her dönemde önemini muhafaza etmiştir.

Esasında uzmanlaşmanın giderek arttığı günümüzdeki bilimsel araştırmaların ortak bir perspektife yaslanması açısından da kültür ve medeniyet araştırmalarının önemi artmış bulunmaktadır. Bu anlamda sosyal bilimlere veya kültür bilimlerine verilen ehemmiyetin fen bilimlerine verilen önemle aynı seviyede olması, kültürün ve medeniyetin ulaştığı olgunluk seviyesiyle alakalı bir sonuç olsa gerektir. Bugün felsefe başta olmak üzere pek çok sosyal bilim kategorisindeki disiplinlerinin toplumda cazibe kazanması, o toplumun kültürel olgunluğuyla yakından alakalı görünmektedir.

 Bununla birlikte antropoloji, arkeoloji, etnoloji gibi disiplinler özelinde oryantalist bir perspektifle yapılan kültür araştırmalarının hiç de masum araştırmalar olmadığını söylemek mümkündür. Nitekim Batı dünyasında kültür ve medeniyet araştırmaları ve bunlarla ilişkili antropoloji, sosyoloji, etnoloji arkeoloji gibi disiplinler bir şekilde sömürgecilik ve misyonerlik bağlamında bir zemine oturtulmuştur. Bu ilimlerin özellikle Hollanda ve İngiltere gibi sömürgecilik döneminin ön planında yer alan ülkelerde gelişmiş olması manidardır.[i] Bu çerçevede Batı’nın insani bilimleri manipülatif bir araca dönüştürmesini fark etmek de kültür bilimleri üzerinde eğilme sorumluluğunu artırmaktadır.

Yukarıda bir kısmı zikredilen disiplinlerin ülkemizde bugün hala yeterli ilgiyi gördüğünü söyleyemeyiz. Bu anlamda ekonomik kalkınma ile ilgili ortaya konulan vizyonun kültür ve medeniyet alanında ortaya konulan çalışmalardan daha fazla ilgi görmesi, bir aksaklığa işaret ediyor olsa gerektir. Bu çerçevede batılılaşma tecrübesinin analizini sadece askeri ve ekonomik alanlarla sınırlamayıp, kültür ve medeniyetimizin son birkaç asırda karşılaştığı durumun bilançosunu ortaya koymak,  fikir dünyamızın öncelikli gündem maddelerinden biri olması gerekmektedir. Halbuki kültür ve medeniyetin merkeze alındığı çalışmaların nicelik açısından dahi yetersiz olduğu görülmektedir. Kaldı ki kültür değişmelerine dair akademik tartışmalara bugün dünden çok daha fazla ihtiyaç duyulmaktadır. Zira insanlık için sanki tarihin kavşak noktalarından birisine denk gelen bir zaman dilimi yaşanmaktadır. Dolayısıyla kültüre dair konuşmanın bir milletin bekasına dair konuşmakla özdeş sayılabilecek bir nitelik arz ettiğini söylememiz gerekmektedir.

 Türkiye’de kültüre dair akademik çalışmalar söz konusu olunca, akla gelen ilk isimlerden birisi Mümtaz Turhan’dır. Mümtaz Turhan’ın Kültür Değişmeleri adlı eseri, bazı bölümleri Cambridge Üniversitesi’nde doktora tezi olarak sunulmuş olan klasik nitelikte önemli bir çalışmadır.  Turhan’ın Erzurum-Kars bölgesindeki belirli sayıdaki köylerde yerinde araştırma yaparak pratik bulgularla da desteklediği çalışması, teorik açıdan da doyurucu nitelikte bir eserdir. Bu esere dair Batılı bir sosyal bilim paradigmasına yaslanıp buna göre problemi ölçtüğü eleştirisini yapmak mümkün görünse de Mümtaz Turhan’ın söz konusu çalışması, üzerinden yarım asırdan daha fazla bir zaman dilimi geçmiş olmasına rağmen önemini muhafaza etmektedir.

İlgili çalışmalara bakıldığında kültür ve medeniyetin tanımlarına ve ayrımlarına dair yüzlerce yaklaşımın olduğu görülebilir. Mümtaz Turhan’ın söz konusu eserinde görüşlerine yer verdiği Ziya Gökalp, medeniyet ve kültür kavramlarını tahlil ederken medeniyetin farklı milletlerin ortak malı olduğunu, dolayısıyla beynelmilel olduğunu, kültürün ise medeniyete katkısı olan her bir milletin kendi hususi tarzlarını ortaya koyması olarak tasvir etmektedir.  Dolayısıyla medeniyet beynelmilel iken kültür, hars millidir[ii] Mümtaz Turhan hoca da medeniyet ve kültür kavramlarına bu şekilde yaklaşmaktadır. Bu çerçevede o, kültür ve medeniyete ait unsurların birbirleriyle sıkı iç içe geçmiş, kaynaşmış olduklarını belirtir. Bununla birlikte kültür ve medeniyet kavramlarını özdeş sayan tutumlara da karşı çıkmaktadır.[iii]

Mümtaz Turhan’ın da işaret ettiği üzere kültürün maddi unsuruyla manevi unsuru arasında nasıl bir ilişki olduğu hep tartışılagelmiştir. Maddi gelişmişlikle manevi gelişme birbirleriyle doğru orantılı mı; yoksa ters orantılı bir ilişki içerisindedir? Bu gün özellikle kültürün maddi unsurunda, teknikte özellikle savaş teknolojisinde önceki yüzyıllarla karşılaştırılmayacak bir farklılaşma çok barizdir.  Fakat binlerce yıl önce geçerli olan bir savaş hukukunun bu gün insanlık için ne anlam ifade etmektedir?

Mümtaz Turhan’a göre insanın ruhi ihtiyaçlarını tatmini çerçevesinde ortaya çıkan araç ve unsurlar, bütün bir kültüre damgasını vuracak bir ağırlığa sahiptir. Öyle ki insanın maddi sahadaki başarısı nispetinde ruhi ihtiyaçları önem arz etmektedir.[iv]  Kültürün maddi unsurlarıyla manevi unsurları arasındaki karşılaşmada bir ahenksizlik ve aksaklık olduğu tespiti yaygın bir tespittir. Halbuki maddi kültürdeki değişimlerin, maddi olmayan kültürün değişimini tetiklediği düşüncesini; yine maddi olmayan kültürün değişimlere karşı direnç gösterdiği tespitleri doğru olmayabilir.[v] Burada Turhan’ın maddi gelişmişlikle kültürel yozlaşma arasında doğru bir orantının olmadığı tespiti, önemli görünmektedir. Bu anlamda İslam medeniyetinin altın çağında kültürün maddi ve manevi unsurları arasında bir ahengin olduğunu söylemek mümkün görünmektedir.

Bu çerçevede Turhan’ın da işaret ettiği üzere kültürün maddi unsurunun manevi unsuruna olumlu katkılar sunması bile söz konusu olabilmektedir. Nitekim Mısır’da Nil havzasının sağladığı maddi imkanların, orada manevi kültürün inkişafına yol açtığı görülmektedir. Yüksek kültür seviyesine ulaşmış milletlerin, temel biyolojik ihtiyaçlarını karşılayıp boş zamana sahip olabilen milletler olduğu görülmektedir.[vi]

Mümtaz Turhan hocanın tespitlerinin üzerinden yarım asırdan daha fazla bir süre geçmiş olmasına rağmen; meselenin güncel önemini hala yitirmemiş olması da kültür araştırmalarının önemini apaçık bir şekilde ortaya koymaktadır. Turhan’ın da işaret ettiği üzere günümüzde Batı medeniyetinin yoğun tazyikatıyla ortaya çıkan kültür değişmeleri, tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar şiddetli bir hal almaktadır bütün dünyaya yayılmış durumdadır. Öyle ki pek çok mahalli iptidai kültürlerin ortadan kalkmasına yol açmış bulunmaktadır.[vii]

Günümüzün krizi de farklı kültürleri anlama krizi olsa gerektir. Modern dönemde kutsalla ilişkisinde köklü bir değişim geçirmiş Avrupa’nın aynı bakış açısını farklı kültürlerden beklemesi bir şekilde hegemonik bir ilişki kurmak anlamına gelmez mi? Nitekim Mümtaz Turhan’ın da işaret ettiği üzere “ Filhakika kültür değişmelerinin şümulünü, mahiyetini, mekanizmasını, tesir ve neticelerini, iptidai kavimlerin bünyelerini, kültürlerinin terkibini ve fonksiyonunun tarzını layıkıyla bilmeden Avrupalı idare adamlarının sırf kendi zihniyetlerine, telakki ve kıymet ölçülerine göre hareket ve müdahale etmeleri çok fena neticeler vermiştir.”[viii]

Kültür ve medeniyete dair ayrımların küresel tüketim mekanizması içerisinde buharlaştığı günümüzde,  kültür ve medeniyetimize dair bir farkındalık oluşturmak, aidiyet duygusunu inşa etmek açısından çok daha önemli hale gelmiş bulunmaktadır.



[i] Mümtaz Turhan, Kültür Değişmeleri, Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Vakfı Yayınları, İstanbul, 1987, s. 19-20.

[ii] Mümtaz Turhan, Kültür Değişmeleri, s. 38.

[iii] Mümtaz Turhan, Kültür Değişmeleri, s. 39.

[iv] Mümtaz Turhan, Kültür Değişmeleri, s. 43

[v] Mümtaz Turhan, Kültür Değişmeleri, s. 29-30.

[vi] Mümtaz Turhan, Kültür Değişmeleri, s. 41.

[vii] Mümtaz Turhan, Kültür Değişmeleri, s. 30-31.

[viii] Mümtaz Turhan, Kültür Değişmeleri, s. 31.


Bu Yazı 1780 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar