Kapak
Müslümanların İçine Düştüğü Bu Zillet Kader Değil
09.06.2016        

Müslümanların İçine Düştüğü Bu Zillet,

Kader Değil

     

Ali Erkan Kavaklı

 

GERİ KALMIŞLIĞA İSYAN EDİYORUM

İsyanlar genellikle kanlı olur. Tarih, yüzlerce dehşetli isyanın hikâyesi ile doludur. Bizim isyanımız, tarihe mal olmuş kanlı isyanlardan değil; cahilliğimize, tembelliğimize ve geri kalmışlığımıza karşı yapılan kutsal bir isyan. Bize her fenalığı telkin eden ve bizi tüm iyilik ve güzelliklerden mahrum etmeye çalışan nefsimize ve şeytanımıza karşı bir başkaldırıdır.

İnsan, Allah’ın yarattığı en mükemmel varlıktır. Yaratılış gayesi onu tanımak, ona kulluk etmek, dünya ve âhiret saadetini kazanmaktır. Bizi bu gayeden alıkoymak isteyen birçok düşman var. Düşmanlarımız, dünya ve âhiret hayatımızın berbat olması için çalışıyor. Düşmanlar, kimilerinin hiç tanımadığı, kimilerinin önemsemediği türden.

Kim mi bunlar?

Nefis

Şeytan

Tembellik

Cahillik ve bilgisizlik

Diktatörler ve zorbalar

Yoksulluk

Fikirsizlik

İslam kardeşliğini bilmemek ve ırkçılık

Bölünmeler, ayrılıklar

Bütün bunlarla baş edebilmek için en birinci silahımız aklımız ve imanımız olacak. Aklın, çok önemsendiği bir devirde yaşıyoruz. Akıl, Avrupa’da Orta Çağ karanlığını kapatıp Aydınlanma Çağının kapılarını açmış.

İslam medeniyetinde aydınlanma çağı, Kur’ân ile başlar. Batı, aydınlanırken bizde ise medeniyet güneşi batıyordu.

Kur’ân, insanlara bilmeyi emrediyor. Bilgili olmak, üstün olmak demek.

Bugün kim daha bilgili? Biz Müslümanlar mı? Yoksa Müslüman olmayanlar mı?

Bilgi derken bütün ilim dallarını kastediyorum. Matematik, fizik, kimya, şehircilik, uzay çalışmaları, biyoloji, endüstri, din, bilgisayar teknolojisi, hukuk...

Batı dünyası elbette.

Adamlar memleketlerini kalkındırmış. Bilgisiz insan fabrika kurabilir mi?

Başkaldırı bu noktadan başlamalı. Bilgisizliğimize başkaldırmalıyız.

Biz, Allah a karşı gelmişiz!  Allah’a isyan edip bilgisiz kalmışız. Müslümanların ezilmişliğinin geri kalmışlığının sebebi bu. Hatta dünyadaki 52 Müslüman devlet pazar durumundaysa hiçbiri Filistin, Suriye, Irak, Afganistan’da akan kanı durduramıyorsa sebebi bu. Amerika, Avrupa ülkeleri PKK’ya destek veriyorsa sebebi bu. Buna isyan etmeliyiz!

Almanya’yı, Japonya’yı, Amerika’yı, Çin’i, Güney Kore’yi süper güç yapan ilim ve tekniği yakalamalıyız.

İlim ve teknolojide geri kalmışlığımıza isyan etmeliyiz.

Bir buçuk milyarlık İslam dünyasını bir avuç Avrupa’nın pazarı yapan cahilliğimize ve akılsızlığımıza baş kaldırmayacaksak neye isyan edeceğiz?

Tembelliğine isyan etmeliyiz!

52 parçaya bölünmüşlüğüne başkaldırmalı!

Geri kalmışlığına bayrak açmalı!

Tembel adam, ilim öğrenmez!

Akılsızlıkla ilim ve teknikte ileri gidilmez.

Kütüphane, atölye, iş yeri, laboratuar yerine; kahve, meyhane, birahane açmakla ülke kalkınmaz.

Nefsin tembelliğine baş kaldırmalı!

 

EN BÜYÜK MEZİYET ÇALIŞKANLIK

 

Biz mi çalışkanız, Almanlar mı?

Allah çalışana verir! Kur’ân, “İnsan için sadece çalıştığının karşılığı vardır.” buyurur. Çalışmayana bir şey yok.

Çalışmayanın nasibine rezillik, geri kalmışlık ve sefalet düşer.

Nefsimizin kötü isteklerine isyan etmeliyiz.

İçki içmemeli, uyuşturucunun semtinden geçmemeliyiz.

Alkole bulaşmamalıyız.

Karı- kız peşinde koşmamalıyız.

Yalan söylememeliyiz.

Almanlar gibi her işimizde sözleşme yapmalı ve sözümüzde durmalıyız.

Haksızlık karşısında susmamalıyız.

Dili bağlı oturmamalıyız. Mithat Cemal gibi haykırmalıyız:

Zincirlerin altın olsa da hatta koparıp kır!

Susmak ne demek, yere haykır, göğe haykır!

Vicdan bile duymaz, çıkmazsa bir ahi.

Sessiz kölelerdir, yaratan bin bir ilâhı!

Elbet put olur, öpülen eller, etekler!

Elbet öpen oldukça bulunur öptürecekler...

Hürriyet, o senin en son şanındır, onu satma!

Bir Tanrı yeter, kendine bin bir Tanrı yaratma!

İnsandaki dört ayak devrini bilme!

Mahvolsa eğilmezdi baban, sen de eğilme!

 

ERDEMLER, İSLAM VE BATI

Temizliği emreden İslamiyet, temiz olan Avrupa.

Çalışmayı emreden İslamiyet, çalışan Avrupalı.

İlim öğrenmeyi emreden İslamiyet, ilim ve teknik Avrupa’da.

Doğruluğu emreden İslamiyet, doğruluk Avrupa’da.

İstişareyi emreden İslamiyet, istişare Avrupa’da.

Avrupalılar konuşa konuşa Avrupa Birliğini kurdular. 52 İslam ülkesi, bir araya gelmek şöyle dursun, her fırsatta birbirinin gözünü oyuyor.

Üstün olmayı emreden İslamiyet, üstün olan Batı.

Her Müslüman âlim olmalı, aydın olmalı, her türlü haksızlığa ve zulme baş kaldırmalı. Haksızlıklar karşısında Akif gibi haykırmalı:

Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem!

Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem.

Biri ecdadıma saldırdı mı hatta boğarım.

- Boğamazsın ki... Hiç olmazsa yanımdan kovarım.

Ben ezelden beridir âşıkım istiklâle.

Bana hiç tasmalık etmiş değil altın lâle!

Yumuşak başlı isem kim demiş uysal koyunum?

Kesilir, fakat çekmeye gelmez boynum.

Üç buçuk soysuzun ardından zağarlık yapamam.

Hele hak namına haksızlığa ölsem de tapamam.

Zalimin hasmıyım, amma severim mazlumu...

İrticanın şu sizin lehçedeki manası bu mu?

Sözün özü kardeşim, güçlü olacağız...

Güçlü olmak, bilgili olmak demek.

Güçlü olmak, çalışkan olmak demek.

Güçlü olmak, kardeşlik bağlarını güçlendirmek demek.

Güçlü olmak, ilim ve teknikte ileri gitmek demek.

Güçlü olmak, zengin olmak demek.

 

ZENGİNLİK VE İSLAM

İslamiyetin beş şartından olan hac ve zekât zengin olmayı emreder. Bunları yapan hem kendini, hem milletini hem de bütün insanlığı; haksızlıktan, zulümden, adaletsizlikten, ezilmekten, sömürülmekten kısaca kötülüğün her türlüsünden kurtarır. Aksi hâlde canavarlardan şefkat dilenmeye devam ederiz.

Kur’ân bize üstün olmayı emrediyor. Hangi İslam ülkesi, söz gelimi, Almanya’dan veya Amerika’dan üstün?”

Müslümanlar üstün olmanın yolunu tek tek aramalı. Üstün Müslümanlar bir araya gelir üstün bir toplum meydana getirir.

Masonlar kardeştir, Müslümanlar değil. Çünkü onlar bir teşkilat kurmuş, birbirlerini kolluyor ve başarılı olmak için çalışıyor. Benim Müslüman kardeşim, dedikodu, kıskançlık, hazımsızlık, haset gibi sebeplerle kardeşinin ayağını kaydırıyor. Yardım etmek şöyle dursun, onu engelliyor. Demek ki Kur’ân’ın emrettiği kardeşliği de Masonlardan öğrenmek zorundayız.

 

PEYGAMBERİMİZ EN ÖNEMLİ ÖRNEĞİMİZ

Peygamberimizi örnek alacağız. Gönüller Sultanı (sav), insanlara önce kendi nefsiyle mücadele etmeyi öğretti. Her Müslüman tek tek nefsiyle, zaaflarıyla, bilgisizliğiyle, tembelliğiyle mücadele etti ve üstün insan hâline geldi.

Üstün insanların meydana getirdiği toplum Medine Devleti’ni kurdu. Bu devlet, kısa zamanda, yani 10 sene içinde bütün Arabistan Yarımadası’na, 22 sene içinde de Çin’den Atlas Okyanusu’na kadar olan sahaya hâkim oldu. O zamanın süper devletleri olan Bizans ve İran’ı haritadan sildi. 22 sene nedir ki?

Onun için tek tek üstün insan olma kavgasını vereceğiz. Buna nefisle cihat denir.

Öylesine bilgili, çalışkan ve üretken olmalıyız ki büyük firmalar bizi kapışmalı, biz de büyük firma kurup dünya ile yarışmalıyız.

Yaşayışınızla İslamiyetin güzelliğini göstermeliyiz. Bizi gören imrenmeli. İslamiyet bu ise biz de Müslüman olalım, demeli.

 

DEMOKRASİ VE MÜSLÜMANLAR

İslam ülkelerinde Müslümanlar güdülen sürü olmaktan kurtulmalı. Pek çok Müslüman ülkede bir kral, bir diktatör var, halkını güdüyor. Hâlbuki kalkınmış ülkelerde her fert kendini yetiştiriyor, hür iradesiyle kendini yükseltiyor, sonra da memleketini yükseltmek için çaba harcıyor. Bir beyin değil, ülke nüfusu sayısınca beyin, hummalı faaliyetler gösteriyor.

Netice ortada. İslam ülkeleri geri, Avrupa ileri.

Dört halife seçimle iş başına gelmiş. İslam ülkelerinde krallar ve diktatörler var. Dikta rejimlerinin İslamiyet ile ne alâkası var?

Demokrasi, İslam ülkelerinde daha fazla zemin bulmalı…

Sömürgeciler, Müslüman ülkelerdeki yöneticileri kolay kontrol altında tutamazlar. Seçilen insanlar, sömürgecilerin menfaatlerine âlet olsa bile tekrar seçilmek istediği için halkın isteklerini de yerine getirmek zorunda. O zaman sömürgecinin keyfi kaçar. İslam ülkeleri kalkınır, pazar olmaktan çıkar.

Müslümanların birçoğu kolaycı, toptancı, bilgisiz. Akla da pek önem vermiyor. Hâlbuki Allah, Kur’ân’ı akıllı oldukları için insanlara indirmiş. Akıl olmasa vahiy anlaşılamaz.

Batı icadı her şey kötü değildir. Uçak, bisiklet, araba, bilgisayar iyi…

Demokrasi ile idare edilen Fransa kalkınmış, hemen onun yanı başındaki diktatörlük ile idare edilen Cezayir, krallıkla idare edilen Fas kalkınamamış. Hangi sistemin daha iyi olduğu ortada.

Demokrasideki seçim sistemi, Dört Halife devrine uygun. Meclis sistemi, Kur’ân’ın istişare emrine uygun.

Aklımızı kullanalım, taklitten kaçınalım. İyi şeyleri alıp kötü şeyleri terk edelim hatta daha iyisini yapalım.

 

LAİKLİK VE DİN

Laiklik, Avrupa’da din hürriyeti manasına geliyor. Avrupa, 1618- 1648 yılları arasında 30 yıl mezhep kavgalarına sahne olmuş, Avrupalılar birbirini kırıp geçirmiş. Sonunda bir sistem geliştirmişler. Devlet, din hürriyetini garanti etmiş. Katolik kilisesinin öteki din ve mezheplere tahakkümü bitmiş. Bugün Müslümanlar, Hıristiyan bir ülke olan Almanya’da, birçok İslam ülkesinden daha hür olarak yaşayabiliyorlar. Burada laiklik, birçok İslam ülkesinden daha hür olarak dini yaşama hürriyeti getiriyor.

Laiklik, daha doğrusu Sekülerizm, Almanya’da din hürriyeti anlamına gelir, Türkiye’de uzun yıllar dindarlara baskı kurma, onları kontrol etme şeklinde tatbik edildi.

Diğer dinlere yaşama hakkı tanıma veya barış içinde beraber yaşama şeklindeki laik anlayış İslam’a uygun. Peygamberimiz (sav), Medine İslam Devleti’ni kurduğu zaman, orada yaşayan Yahudiler ve Hıristiyanlarla 47 maddelik Medine Sözleşmesi imzaladı. Birlikte yaşama düzeni kurdu. İslam tarihi boyunca da İslam ülkelerinde her dinden insan rahatça inandığı gibi yaşadı. 1492 İspanyasındaki katliamlar hiçbir İslam ülkesinde gerçekleşmedi.

Aklımızı her zaman kullanmalı, laik tatbikatın akla, ilme ters taraflarını düzeltmeliyiz.

Kur’ân, birçok yerde ‘Düşünmüyor musunuz, aklınızı kullanmıyor musunuz?’ buyuruyor. Her zaman akıllı hareket etmeye mecburuz.

Laiklikten Avrupa’da kiliseler memnun, Müslümanlar memnun değilse suç laikliğin değil, onu Müslümanlara zorbalık unsuru olarak kullananların.

Doların üzerinde ‘Allah’a güveniyoruz’ yazıyor, İslam ülkelerinde kimileri laiklik veya başka bir şey adına Allah’ın adının anılmasına karşı çıkıyor...

Almanya ve Avrupa’da devlet, millete hizmet etmek için çırpınıyor, sözde İslam ülkelerinde yöneticiler vatandaşa ideolojik şekil vermeye, ona pantolon giydirip kravat taktırmaya, sakal kestirmeye, başını açtırmaya, kısaca krallık tafrası atmaya soyunuyor...

Avrupa’da kanun ve yönetmelikler insanların huzurunu temin için yapılıyor, İslam ülkelerinde vatandaşın huzurunu kaçırıyor...

Bu yanlışlıklara son verilmeli. Eğri büğrü, yalan yanlış yapılan işler düzeltilmeli.

İslam ülkelerinin içine düştüğü geri kalmışlık İslamiyet’in emri değil. Dinimiz; ilerlemeyi, çalışkanlığı, kalkınmayı, üstün olmayı emreder. Müslümanların içine düştüğü zillet, kader değil.

 

BATI VE ÇİFTE STANDART

Batıdaki her şey güzel değildir. Batılı insan, iki ölçü kullanır:

Bir, kendine layık gördüğü ölçüler. İki, başkalarına layık gördüğü ölçüler.

Batılı egoist ve emperyalisttir.

Akıllı olmak, Batı’nın yanlışlarına sahip çıkmamak şart. Filistin, Suriye, Irak’ta hürriyete, Cezayir’de demokrasiye sahip çıkmak lazım.

Yükselmek ve kalkınmak için ihtiyacımız olan şey:

İlim, fen, sanat, ahlâk, ekonomi, sanayi, cesaret...

Her alanda pazumuz kuvvetli olmalı.

Okumalı, ilim öğrenmeliyiz ve çok çalışmalıyız. Cahilin güçlü olması imkânsız.

Zaaflarımıza ve her türlü yanlışa baş kaldırmalıyız.

 

İMRENİLEN İNSANLAR OLMALIYIZ

Hepimiz dinimizi öğrenmeli, yaşamalı ve onu başkalarına yaşayarak anlatmalıyız. Dil öğrenmeli, diğer dinlerin mensuplarına İslamiyet’in güzelliklerini aktarmalıyız. Hepimiz bulunduğumuz işyerinde, okulda, atölyede başarılı insanlar olmalıyız. İlim, ahlak ve başarı birinci sıfatımız olmalı. İlimde, sanatta, doğrulukta, temizlikte, başkalarına iyilik etmede herkesi geçmek için yarışmalıyız. Bize bakan, “Müslümanlık ne güzel” demeli, diyebilmeli.

Müslüman, üstün ve örnek insan olmak zorunda.

 


Bu Yazı 842 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar