Mutluluğu Yakalayın ve Yaşayın
..        

Belki mutluluk, sadece görmektir... Belki sadece işitmektir... Belki hayatı koklamaktır... Belki yalnız- ca dokunmaktır, tutmaktır... Belki elimizdekini fark edip şükretmektir... Belki hayatın olumlu yönlerini keşfetmektir... Belki de yalnızca nefes almaktır...
Bir hasta için en büyük mutluluk sağlığına tekrar kavuşmaktır... Sağlıklı günlerinde mutlu muydu?
İflas eden iş adamı için en büyük mutluluk tekrar eski servetine kavuşmaktır... Serveti elindey- ken mutlu muydu?
Ağrılar içinde kıvranan biri için ağrıdan kurtulduğu an en mutlu andır... Ağrısız geçen onca yıl neden mutlu olamamıştır?
Gözleri kör biri için mutluluk, hayatı görmektir: Oysa bu, her zaman görenleri mutlu etmeye yetmiyor.
Sağır biri için mutluluk, sesleri duymaktır: Oysa bu, her zaman duyanları mutlu etmeye yetmiyor.
Elsiz-kolsuz biri için mutluluk, dokunmaktır, tutmaktır: Oysa bu, her zaman dokunabilen, tutabilen elleri-ayakları yerinde olanları mutlu etmeye yetmiyor.
Bacakları olmayan biri için mutluluk, yürümek, koşmaktır. Oysa bu, her zaman yürüyebilen, istediği zaman koşabilen elleri-ayakları yerinde olanları mutlu etmeye yetmiyor.
Çünkü kendimizi fark etmiyoruz... Tabiatı fark etmiyoruz... Kainatı fark etmiyoruz... Hayatı fark etmiyoruz. Bunları fark etmeyince, elimizde olan mutluluk kaynaklarını da fark edemiyoruz.
Evlâtlarımızın sadece sıkıntılarını yaşıyoruz... Yalnızca bizi nasıl kızdırdıklarını, nasıl yordukları- nı, nasıl incittiklerini anlatıyoruz. Evlâtlarımızın aynı zamanda mutluluk kaynaklarımız olduklarını hatırlamıyoruz bile!
Hayatı kendimize kendimiz zehir ediyoruz. Bütün bunları aşmak, hayatla kucaklaşmaktır. Belki de mutluluk, hayatın sadece olumsuz yönlerine bakmak yerine olumlu yönlerine de bakmaktır. Bunun için öncelikle hayatı her şart altında gülümseyerek yaşamayı öğrenmek lâzım. Gülümse me en büyük güçtür. Bu yetenek ve özellik tüm yaratılanlar arasından yalnızca insana verilmiştir. Büyük bir ikramdır. Allah'ın ikramıdır.
İnsan böyle büyük bir ikrama mazhar olduğunu hiç bir zaman unutmamalı, en zor şartlara bile gülümsemelidir. Gülümserseniz, zor şartlar kolaylaşır... Somurtarak hiç bir sorunun üstesinden gelemezsiniz. Bu anlamda gülümseme mutluluğun anahtarıdır.
Hangi yaşta olursanız olun kendinize bakın: Unutmayın ki bir diğer büyük ikram sağlığımızdır. Her yaşta zinde olmak mutluluğun öbür anahta- rıdır. Sevdiklerinize sık sık telefon edin, konuşacak bir konunuz yoksa havadan-sudan bahsedin, yani düpedüz gevezelik edin: Azıcık gevezelikten kimseye zarar gelmez. Aksine çok faydalı olabilir.
Eşinizi zaman zaman işyerinde ziyaret ederek ona sürpriz yapın. Neden geldiğinizi sorarsa, geçerken uğradığınızı söylemeyin: Ona deyin ki: “Seni çok özledim, akşama kadar dayanamadım geldim.” Çok mutlu olacaktır. Onu mutlu görmek sizi de mutlu edecektir. (Mutluluğun büyük anahtarı küçük ayrıntılardır)
Sevdiklerinize ekonomik gücünüz nisbetinde hediyeler alın. Hediye vermeyi bir seremoniye dönüştürün. Hediyeyi verirken gülümseyin. Gözlerinin içine bakın. Ve onu her zaman çok düşündüğünüzü söyleyin.
Ailenizle geçirdiğiniz zamanı arttırın. Birlik- telikleri mümkün mertebe eğlenceye dönüştürün. Konuşkan (hatta geveze) ve güleç olun. Kimse sıkıcı, suskun, somurtkan bir aile ortamında gecesini ziyan etmek istemez.
Çocuklarınızla birlikte dolaşın. Onlarla sürekli ciddi şeyler konuşmayın. Şakalaşın. Oynayın. Hayatı onlarla da paylaşın. Ama bunu yapmak için, çocuklarınızın daha önce oluşturdukları plânlarını alt-üst etmeyin. Önceden verilmiş sözleri olabilece- ğini düşünün. Bu yüzden birlikteliklerinizi de birlikte kararlaştırın.
Zaman zaman eşinizi övün: Erkekseniz, karınıza ne kadar güzel olduğunu, hâlâ yüreğinizi çarptırdığını, annenizin yemeklerini aratmayacak nefasette yemekler yaptığını, evi derli-toplu tuttuğunu, çok tertipli olduğunu filan söyleyebi- lirsiniz. Kadınsanız, kocanıza onunla evlenmekle ne kadar iyi ettiğini anladığınızı, çünkü çok müstesna kabiliyetleri olduğunu, çalışkanlığını, becerikliliğini, yakışıklılığını övebilirsiniz. Bu konuda çocuklarınızı da unutmayın: Herhangi bir konuda başarılı oldukları zaman yüceltin. Başarılı oldukları zaman yüceltin ki, yanlışlarını eleştirme hakkınız olsun.
Yalnız tanıdıklarınıza değil, tanımadıklarınıza da gülümseyerek selam verin. İmkânlarınızı imkânı olmayanlarla paylaşın. Hasta ziyaretine gidin. Hem ziyaret ettiğiniz hasta mutlu olacak, hem de hastalar arasında sağlığınızı fark edeceğinizden dolayı kendiniz mutlu olacaksınız.
Sorunlarınızı biriktirmeyin, günü gününe çözmeye çalışın. Mutsuz geçen geçmişinize takılıp kalacağınıza hayatınızın mutlu dönemlerini düşünün. Eşinizle sık sık tanıştığınız, nişanlan- dığınız, evlendiğiniz günleri konuşun. Sizi gülüm- setiyorsa geçmişe dönün, suratınızı asmanızsa yol açıyorsa, hayal kurun.
Az televizyon seyredin, çok konuşun. Konuş- mak bir anlamda “paylaşmak” olduğundan stresi azaltır, insanı farkında olmadan dinlendirir.
Sürekli geçim sıkıntısından, parasızlıktan, imkânsızlıktan söz etmeyin. Bu tarz konuşmalar herkesi sıkar; özellikle kocaları canlarından bezdirir. Çünkü yeterince kazanamadıklarını düşünüp mutsuz olurlar. Müsrif olmayın, elinizdeki maddi (parasal) ve mânevi (zaman gibi) değerleri saçıp savurmayın. Unutmayın ki ısraf, insanı mutsuzluklara sürükler.
Erkekler bu söz size: Eşinize sık sık gül götürmeyi ihmal etmeyin. Bu, bahçeden, ya da parktan koparılmış minik bir papatya da olabilir; önemli olan hatırlamaktır. Böyle hatırlamalar birlikteliğinizi güçlendirir ve yüreğinize mutluluk aşısı yapar.
Hayatın güçlüklerini abartmayın, ille de abartacaksanız hayatın güzelliklerini abartın. Çünkü her şeye rağmen hayat güzeldir. Sıkıntı ve çileler yaşayanlar içindir, ölüler çile çekmez, dertlenmezler. Dertsiz bir ölü olmak mı istersiniz, dertli bir diri mi? Madem sağsınız bu en büyük mutluluk kaynağınız olmalıdır.
İstediğiniz zaman ağlayın. Çünkü ağlamak kabaran yüreklerin kirini-pasını siler. Kadınlar bu konuda şanslıdır, rahatça ağlayıp rahatlarlar. Ama erkekler ağlama konusunda aşırı komplekslidirler: “Erkekler ağlamaz” yalanına kendilerini öylesine kaptırmışlardır ki, her şeyi içlerine ata ata mutsuz olurlar. Zamanı geldiğinde ağlamasını bilmeyen erkek gülmesini de bilmez.

Canınız çok sıkıldığında kendinizi okumaya verin. Herkesten çok farklı olduğunuzu, bu yüzden her zaman mükemmel işler yapmanız gerektiğini düşünmekten ve “mutlak başarı”ya kilitlenmekten vaz geçin. Başarıya alışkın birine her başarı büyük mutluluklar getirmez, ama her başarısızlık büyük mutsuzluklar getirebilir.

Düzgün ve tertipli bir ev insanı ruhsal anlamda rahatlatıp huzur verir. Bu yüzden evinizi düzgün ve tertipli tutmaya özen gösterin, ama tüm vaktinizi ev işlerine ayırmayın. Unutmayın ki önemli olan sizsiniz.

Unutmayın ki, hayatın provası yoktur, her şey bir kez yaşanır; hayatı sorgulamaktan çok yaşamaya bakın.


Bu Yazı 2459 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar