Kapak
Mutluluk Aranmaz Yaşanır
30.07.2015        

MUTLULUK ARANMAZ YAŞANIR

Prof. Dr. Sefa Saygılı

 

 

 

 Hayattan zevk almaya şimdiden başlayalım. Geçmişte veya gelecekte yaşamak yerine şimdi ve burada yaşamaya başladığımızda bize zevk verecek pek çok şey keşfederiz. Bunları aramaya gerek yok, her yerde bulabiliriz.

Çoğu insan, bulunduğu hal içinde mutlu olmaya bakacağı yerde, önüne bir hedef koyar ve "şöyle bir duruma gelirsem veya şunu alırsam mutlu olurum" şeklinde mutluluğunu erteler.

Bazı kişiler için en büyük hedef, kazançlarındaki artıştır. "Gelirim şu kadar artsa derdim kalmaz, o zaman tamam" derler. Kimileri ise konut almak için para biriktirir ve " Kendi evime taşındığımda artık benim için mutluluk yolu açılacaktır" kanaatini taşırlar.

Zihinleri istek listeleriyle dolu bu kişilerin doyumsuzlukları onları aksine mutsuz edecek, ne kadar çok şeyleri olsa da, imrenecekleri bir şeyler her zaman olacaktır. Evi olan bu sefer içini döşemeyi düşünecek; onu da yapacak fakat beklediği mutluluk yine gelmeyecektir.

Sebep basittir: Kişinin zihin yapısı, düşünüş şekli değişmemiştir. Çünkü mutluluk aranmaz, yaşanır. Mutluluk yaşanan ve hissedilen bir şeydir, düşünülen veya tarif edilen bir şey değildir.

J. Webster, "Mutluluk, karşımıza çıkmasını beklemekle değil, karşısına çıkmayı bilmekle elde edilir." derken şu gerçeğe işaret etmiştir. Biz içinde bulunduğumuz şuan mutlu olabiliriz. Şartlar kötü dahi olsa, onları mutluluk lehine yorumlayabilir ve çevirebiliriz.

William S. Burroughs, "Bence mutluluk, yaşananın, amacın ve zorlukların yan ürünüdür. Mutluluğu sırf mutluluk olarak arayanlar, mücadelesiz bir zafer istemektedir." diyerek aynı gerçeği göstermiştir.

Zengin birinin demecini okumuştum. Mutluluğu nasıl bilgide, seyahatte, zenginlikte aradığını ve sonuçta elinde sadece hayal kırıklığı kaldığını anlatıyordu. Bir gün otobüse binerken hızla geçen bir sahneye tanık olur: Bir kadın ufacık bir arabada kollarında uyuyan bir bebekle oturmaktadır. Bir adam otobüsten iner, arabaya yürür, önce incelikle kadını, sonra uyandırmaktan kaçınırcasına bebeği hafifçe öper. Daha sonra araba uzaklaşırken, zengin adam bu aileye bakar ve "Demek ki hayatın tüm normal faaliyetleri, içinde tat barındırmaktadır, yeter ki mutluluk duymasını bilelim" der.

Evet, aslında mutlu olacak o kadar çok şeyimiz var ki. Mutlu olmaya hemen şimdi başlayabiliriz. Önce derin bir nefes alalım, gözlerimizi masmavi semaya dikelim, beyaz bulutları inceleyelim. Bir gün önce ölen, ülkenin en zengin insanının bile bugün keyfine varamayacağı havayı içimize çekelim. Cenab-ı Hakk'a bize yeni bir gün bahşettiği için şükredelim ve bugünü yaşayalım. Kaşlarımızı mümkünse hiç çatmayalım, yüzümüzden gülümseme eksik olmasın.

Bernard Shaw, "Mutsuz olmanın en emin yolu, mutlu olup olmadığımızı düşünebilecek kadar bol miktarda vaktimizin olmasıdır" demektedir. Mutluluğun peşinde koşarken genellikle mutluluğu yakalayamayız. Çoğunlukla kendimizi başka şeylere vermişken bizi bulan bir tattır, bir hissediştir mutluluk. Amerikan Başkanlarından Lincoln'ün dediği gibi, "İnsan ne kadar mutlu olmak isterse o kadar mutludur."

Ünlü yazar Dale Carnegie: "İçinde bulunduğumuz durum ve kendimiz için üzgün olmak sadece bir enerji kaybı değil, aynı zamanda sahip olabileceğiniz en kötü alışkanlıktır. " der.

İnsanın mutlaka bir amacı olmalıdır, ama bu yüce bir dava olmalıdır. İnsan, insanları gözeten, menfaatperestlikten uzak bir dava uğruna yaşamalıdır. Dava, sıradan ve dünyevi bir amaç gütmemelidir. Bu amaç, gerçekleşir veya gerçekleşmez. Ama yüce hedefe giden yolda olmak bile mutluluktur. Meşhur hikayedir; Karınca Hacca gitmeye niyet etmiş ve yola çıkmış. Vazgeçirmeye çalışmışlar, "Bu gidişle varamadan ölürsün" demişler. Karınca ise "Varamasam da Hac yolunda ölmüş olurum" cevabını vermiş.

Bernard Shaw'ın deyişiyle: "Kendiniz tarafından belirlenmiş yüce bir amaç için çalışmak, bu hayatta gerçek bir hazdır. Sürekli kendi çıkarını düşünüp hep şikayet eden biri olarak, neden dünya beni daha mutlu etmiyor demek yerine, tabiatın bir gücü olarak fonksiyon görmek gerçek bir mutluluktur."

Başkalarına iyilik etmek, kişinin kendisine de fayda verir. HellenVoller, "Yaşamak heyecan verici bir iştir" diyor.  "Ve en çok da başkaları için yaşandığında heyecan verici olur" diye ekliyor. 

Bediüzzaman, insanımıza iman hizmeti veriyordu. Fakat kötü niyetli bazı kişiler O'nun bu yüce davasını ters yorumladılar ve hapislere, sürgünlere yolladılar. Büyük âlim, hiçbir zaman amacından sapmadı. Hapiste bulabildiği kağıt parçalarına devrin en istifadeli eserini kaleme almaya devam etti. İnancın ışığıyla mahkumları aydınlattı. O, davasını yaşadıkça ve insanların fevcfevc imana geldiğini gördükçe, çektiği acılar için mutlu oluyordu.

İstanbul Belediye Başkanı iken şehrimize büyük hizmetler yapan, ancak okuduğu bir şiir bahane edilerek ceza evine kapatılan Recep Tayyip Beyi ziyarete gitmiştik. Milyonlarca kişinin başında iken hürriyeti kaldırılmış, bu küçük zindana tıkılmıştı. Birçok mahkum çıkacağı günü sayarken, o vaktini değerlendirmekte ve daha önce fırsat bulamadığı kitapları okuyarak süresini doldurmaktaydı. Onun halinden şikayetçi olmadığı, gözlerinde mutluluğun ışıltılarını parıldamasından belliydi. Benjamin Franklin, otobiyografisinde "İnsanların mutluluğu çok az rastlanır, büyük fırsatlardan çok, hergün yaşanan küçük avantajlardan kaynaklanır" diye yazmıştı. İşte Tayyip Başkan, bu küçük fırsatları değerlendiriyordu.

Bir Türk masalında iki köylü karşılaşırlar. Birlikte giderlerken önlerine, gidecekleri köye doğru uzadıkça uzayan bir yokuş çıkar. Biri diğerine, "Bizim köye diyecek yok ama, ille bu yokuş belimizi büküyor der."

Diğeri başını sallar: "Yokuş olmasına yokuş ama yarı yere kadar ben seni taşırım, yarısından sonra da sen beni taşırsın olur biter." diyerek, karşılıklı sohbetle yol yorgunluğu duymadan yokuşu çıkarız demek ister.

Bir de, emeklilik onları sanki mutluluğa boğacakmış gibi emekliliği bekleyenler var. Sohbet sırasında "Beş yılım kaldı" veya "Altı buçuk yıl sonra emekliyim" derler. Aslında hayatlarının son dönemine giriyorlar ve emekli olduklarında yaşayacakları boşluk onlara muhtemelen mutluluk değil mutsuzluk verecektir. Gün saymak yerine, işlerinden zevk almaya, o günü mutlu ve dolu dolu yaşamaya çalışmaları gerekmez mi?

Mutlu olmaya çalışmayı ertelemek konusunda söylenecek bir şey daha var. Okulda iken kendimizi okulun bitmesine şartlandırdık. Okul bitti, bu defa "İş bulunca mutlu olurum" diye düşündük. İş bulunca bu sefer evlenmeye, evlenince çocukların oluşuna, sonra ev sahibi olmaya, derken de çocukların evlenip gitmesine erteledik mutluluğumuzu. Farkına bile varmadan yaşlandık ve hayat geçip gitti. Birçok kişi kendine göre hayal ettiği "Büyük mutluluğu" ararken hayatını harcıyor ve "Küçük mutlulukları" göremiyor.

Hayattan zevk almaya şimdiden başlayalım. Geçmişte veya gelecekte yaşamak yerine şimdi ve burada yaşamaya başladığımızda bize zevk verecek pek çok şey keşfederiz. Bunları aramaya gerek yok, her yerde bulabiliriz.

Başarıyı yakalamak da aynı mutluluk gibidir. Sürekli sonraya ertelemekle başarı yakalanmaz. Yapılacak şey, hemen başlamak. Erteleme, ertelemeyi getirir, bu işin sonu gelmez.

Mutluluk, her zaman ve her yerde bizimledir, yani bizim içimizdedir. Yeter ki aramasını ve yakalamasını bilelim. 


Bu Yazı 1470 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar