Kapak
Nebevi Bir Sünnet Olarak Hediyeleşmenin Önemi
09.06.2016        

NEBEVÎ BİR SÜNNET OLARAK HEDİYELEŞMENİN ÖNEMİ

Mehmet DERİ

 

Sözlüklerde hediye, insanlar arasında sevgi, saygı ve yakınlığa vesile olan ve birine karşılıksız verilen eşya, armağan olarak tanımlanmaktadır. (Komisyon, Türkçe Sözlük, c. 1, TDK. Yay., Ankara 1988, s. 630;İlhan Ayverdi, Misalli Büyük Türkçe Sözlük, c. 2, Kubbealtı Neşriyat, 2. basım, İstanbul 2006, 1235; Mehmet Doğan, Büyük Türkçe Sözlük, İz Yay., İstanbul 1996, s. 480)

İslâmî literatürde ise hediye, insanlar arasında sevgi ve dostluk nişanesi olarak veya muaşeret kaidesi gereği karşılıksız olarak verilen nesne, eşya demektir. (Mehmet Canbulat, “Hediye”, Dinî Kavramlar Sözlüğü, DİB. Yay., 5. Baskı, Ankara 2010, s. 251)

Hemen her toplumda görülen hediyeleşmenin insanlık tarihi kadar eski bir geçmişi vardır. Modern antropoloji çalışmalarında iptidaî topluluklarda karşılık beklemeden hediye vermenin yanı sıra, hediye değişimi ve hediye ile sosyal bağ kurma, sosyal itibar ve onur kazanma  amaçlı hediye şekillerinin de bir hayli yaygın olduğundan söz edilmektedir.(Ali Bardakoğlu, “Hediyeleşme”, DİA., c. 17, TDV. Yay., İstanbul 1998, s. 151)

     Kur’an-ı Kerim’de iki yerde hediye kelimesi geçmektedir (Neml, 27/35-36). Bu ayetlerde bildirildiğine göre Sebe Melikesi Belkıs, Hz. Süleyman(a.s.)’dan aldığı ve onun hâkimiyetine girmesini isteyen bir mektup üzerine; Belkıs, Hz. Süleyman (a.s.)’a bazı hediyeler göndermişse de siyasî amaç taşıdığı için bu hediyeler geri çevrilmiştir.(Mustafa Çağrıcı, “Hediye”, İslam’da İnanç, İbadet ve Günlük Yaşayış Ansk., c. 2, İFAV. Yay., İstanbul 1997, s. 225)

Müslüman olarak bütün hususlarda olduğu gibi hediye hususunda da Hz. Peygamber (s.a.s.) bizlere en güzel örnek olmuştur. Hz. Peygamber (s.a.s.) hediyeleşmenin insanlar arasındaki sevgi, dostluk, muhabbet bağlarını geliştirdiğini; kıskançlık, bencillik, cimrilik gibi kötü huyları giderdiğini ve rızkın genişlemesine vesile olduğunu bildirmiş ve hediyeleşmeyi teşvik etmiş, verilen hediyenin -haklı bir sebep yoksa- kabul edilmesini istemiştir. (Tirmizî, Velâ, 6; Mâlik, Muvatta, Husnu’l-Huluk, 16; Ahmet bin Hanbel, Müsned, II, 405)

Peygamberimiz (s.a.s.) çeşitli vesilelerle aile fertlerine, arkadaşlarına, komşu ülke hükümdarlarına hediyeler vermiş, peygamberlik görevinin bir görevi olarak sadakayı geri çevirmiş, fakat hediyeleri temiz ve helal olduğu sürece kabul etmiş ve hediyelere yine hediye ile karşılık vermiştir.(Buhârî, Hibe, 5)

Ebû Hüreyre (r.a.)’den rivayet edilen bir hadiste, Peygamberimiz (s.a.s.): “Ben bir koyun paçası yemeğine çağrılsam giderim, bana böyle bir paça hediye edilse küçük görmez kabul ederim” (Tirmizî, Ahkâm, 10) buyurmuştur. Bu hadisten de rahatça anlaşılacağı üzere, verilen hediyeler karşı tarafı minnete sokacak kadar pahalı olmamalıdır. Zira hediyenin azı sevgiye daha çok delil olur, yükü daha hafifletici olur, hediye verene hediye vermek daha kolay olur. Halkımız bu konudaki ölçüyü “çam sakızı çoban armağanı” diyerek çok güzel ifade etmiştir. (İsmail Lütfi Çakan, Ashabının Dilinden Peygamberimiz(s.a.s.), Rağbet Yay., İstanbul 2004, s. 39)

Peygamberimiz (s.a.s.) en basit bir hediyeyi bile karşılıksız bırakmaz ve karşılığını verirdi. (Buhârî, Hibe, 11; Ebû Davud, Buyû, 87; Tirmizî, Birr, 34) Bu hususla ilgili olarak Peygamberimiz: “Size herhangi bir iyilikte bulunana mukabele ediniz. Verecek bir şey bulamazsanız ona dua ediniz ki, kendisine mukabelede bulunduğunuz bilinmiş olsun” buyurmaktadır. (Ebû Davud, Zekât, 8)

Hediyeden karşılık beklemek veya verilen hediyeyi geri istemek doğru değildir. Nitekim bir hadiste, bu şekilde davranabilecek kimselerden hediye almanın uygun olmadığı bildirilmiştir. (Tirmizî, Menâkıb, 73)

İslam ahlâkına göre hediye, helal maldan verilmelidir. Devlete ait olan bir maldan hediye kabul etmek uygun değildir. Nitekim Resûlullah Efendimizin (s.a.s.) vergi tahsildarı olarak görevlendirdiği bir kişinin, görev dönüşünde: “Şu size verilen hediyeler, bunlar da bana hediye olarak verildi” demesi üzerine, Peygamberimiz (s.a.s.): “Bu kimseye ne oluyor ki, ‘Şunlar sizin, bunlar da bana hediye olarak verildi’ diyor.  Bu kişi evinde otursaydı, kendisine bu hediyeler verilir miydi?” buyurmuş böyle bir hediyenin uygun olmadığını bildirmiştir.(Buhârî, Zekât, 67; Ahkâm, 24, 41; Hibe, 17; Hiyel, 15; Cihâd, 189; Eymân, 3; Ahkâm 24; Müslim, İmâre, 26-29; Ebû Davud, İmâre, 11) Bundan dolayıdır ki birçok İslam ahlâkçısı, malına haram karışmış olabileceği kaygısıyla devlet görevlilerinden hediye almayı sakıncalı bulmuşlardır. Aynı şekilde rüşvet olarak değerlendirilme ihtimali göz önüne alınarak, devlet görevlilerine hediye verilmesi de uygun görülmemiştir.(Zeki Duman, Kur’an-ı Kerim’de Adab-ı Muâşeret, Tuğra Neşriyat, İstanbul 1994, s. 309; Çağrıcı, age., s. 225)

Zengin olsun fakir olsun İslam’da hediyeleşmek sünnettir. Özellikle günümüzde giderek zayıflayan ailevî ve sosyal bağların yeniden güçlenmesinde, birlik beraberlik, yardımlaşma ve dayanışma duygularının güçlenmesinde; sevgi, saygı ve dostluk ortamının kurulmasında; haset, cimrilik, kibir, bencillik gibi olumsuzlukların tedavisinde hediyeleşmenin rolü çok büyüktür. Nitekim Peygamberimiz (s.a.s.): “Hediyeleşiniz, zira hediyeleşmek kalpteki kin ve nefreti yok eder” (Tirmizî, Velâ, 6) buyurarak hediyeleşmenin yukarda bahsettiğimiz işlevine işaret etmiştir.

Hediyeleşmede Dikkat Edilecek Hususlar:

-Hediyeleşme sadece Allah rızası için olmalı. Asla rüşvet mahiyetinde olmamalıdır.

-Hediyeye, hediye ile mukabelede bulunmak Sevgili Peygamberimizin (s.a.s.) güzel sünnetlerindendi.

-Hediye, bir karşılık beklenmeden, menfaat gözetmeksizin verilmelidir.

-Hediye verme işi bir gösteriş ve yarışma haline getirilmemelidir.

-Hediye helalinden ve temiz olanından verilmelidir.

-Hediye, haklı bir sebep olmadıkça geri çevrilmemelidir.

-Hediyeyi herkes kendi maddî imkânları ölçüsünde vermelidir. Karşıdakini minnet altına sokmamalıdır. Aynı değerde bir hediye verilmesi şart değildir.

-Hediyeleşmenin, kişinin yakınından başlayarak uzağa doğru olması daha uygundur.

-Hediyenin verildikten sonra tekrar geri alınması uygun değildir.

Sonuç olarak şunları söylemek gerekirse; hediyeleşmek insanlar arasındaki sevgi, dostluk, muhabbet bağlarını geliştirir; kıskançlık, bencillik, cimrilik gibi kötü huyları giderir ve rızkın genişlemesine vesile olur. Bizim için her hususta en güzel örnek olan Resûlullah Efendimiz (s.as.) de hediye ve hediyeleşme konusuna çok önem vermiştir. O (s.a.s.) gerek Müslümanlardan, gerekse gayrimüslimlerden gelen hediyeleri kabul etmiş, aynı zamanda hediyelere hediyelerle mukabelede bulunmuş ve böylece Müslümanları da hediyeleşmeye teşvik etmiştir.

Özellikle günümüzde, giderek zayıflayan aile ve toplum bağlarının güçlenmesinde; sosyal yardımlaşma, sevgi, kardeşlik ve dostluk bağlarının oluşturulmasında; cimrilik ve bencilliğin tedavisinde Peygamber Efendimizin (s.a.s.) söz ve davranışlarıyla teşvik ettiği ve örnek olduğu hediyeleşmenin ayrı bir katkısı ve önemi vardır. Bu sebeple Müslümanların, hediyeleşmenin sünnet olduğu bilinciyle hareket edip, çeşitli vesilelerle bu güzel uygulamayı geliştirmesi ve yaygınlaştırması zamanımızda daha da bir önem kazanmıştır. Fakat insanların gurur ve övünmek için kendi maddî güç ve imkânlarının üstünde harcama­ yaparak hem kendilerini, hem de hediye verdikleri kişileri mânen ezerek sıkıntıya düşürmeleri doğru değildir.

 

 

        


Bu Yazı 888 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar