Nurettin Topçu ve Kerametli Bir Dua
30.07.2015        

Nurettin Topçu ve Kerametli Bir Dua

 

 

 

 

Nurettin Topçu, ülkemizin yetiştirdiği gerçek aydınlardan biridir. Sorbonne Üniversitesinin felsefe bölümünü birinci­likle bitirmiştir. Ahlâk üzerine doktora yapmış, doçent olmuş, ama bu ba­şarılarına rağmen Türk üniversitelerine sokulmamıştır. Ömrü, lise öğretmenliğiyle geçmiştir.

Nurettin Topçu, haysiyetli bir aydına yaraşacak şekilde mem­leket meseleleriyle de meşgul olmuş, kitap yazmış, dergi yayınlamış, konferanslar vermiştir. Doğruyu her vesileyle söyleyen bu âlimi, dokuz köyden kov­muşlar. Önce İstanbul’dan İzmir’e, oradan da Denizli’ye sürgün etmişler.

Denizli Lisesinde öğretmen iken, oradaki Şehir Oteli’nde kalmış. O sırada Bediüzzaman da Denizli mahkemesi tarafından beraat kararı verilerek tahliye edilmiş ve aynı otele yerleşti­rilmiş.

Sıkı kontrollerin azaldığı, el ayağın çekildiği akşam saatle­rin­de Nurettin Topçu, Bediüzzaman’ı ziyaret eder. Aslında o sa­at, Bediüzzaman’ın ziyaretçi kabul etmediği bir zamandır. Fa­kat bu imanlı ve sürgün öğretmene kendisi sebebiyle bir zarar daha gelmesin diye, prensibinde değişiklik yapar. Hatta ona her akşam gelebileceğini söyler.

İşte o günlerden bir hatırayı, Topçu Hoca bize, vefatından kısa bir zaman önce şöyle anlatmıştı:

“Bir sohbette, Üstadın yakınlığından, şefkatli tavrından ce­saret alarak, kendim için dua istedim:

“‘Üniversite hocası olmak, bilgili ve imanlı gençler yetiş­tir­mek arzusundayım. Bunun için duanızı istiyorum.’ dedim.

“O da bana:

“‘Ben senin imanının selâmeti için dua edeceğim.’ dedi.

“Ben dua istediğim hususu tekrarladım:

“‘Üstadım, üniversite hocası olmam için de dua rica edi­yo­rum.’

“O yine aynı duayı tekrarladı.

“Ayrılacak vakit, dua isteğimi bir daha duyurdum. O da sö­zünü aynen tekrarladı.

“O zaman buna bir mana verememiştim. Fakat aradan yıll­ar geçti, şimdi o duanın hikmetini çok iyi anlıyorum. Bir felsefe hocası için bu dua meğer ne kadar önemliymiş...

“Şimdi kabir kapısında durduğum şu anda, imanımı şu­ramda (kalbimde) elle tutulur, gözle görülür biçimde hisse­diyorum ve ölümden asla korkmuyorum.

“O duanın gerçekleştiğine hiç şüphem yok. Çünkü hasta hâ­limde huzurluyum, mutluyum.

“Doçent olduğum hâlde beni üniversiteye sokmadılar. Ora­da ders veremedim. Hep liselerde çalıştım.

“Bu da Üstadın bir kerameti... Demek ki olmayacak duaya ‘Âmin’ dememiş...”

 

Vehbi Vakkasoğlu, Başkasının Günahına Ağlayan Adam

 


Bu Yazı 1601 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar