ÖĞRETMENLER GÜNÜN KUTLU OLSUN ANNE!
..        
Hayır! Düşündüğünüz gibi benim annem öğretmen değil…
Öğretmenler gününde en çok hatırımıza gelen kimdir? Bize okumayı yazmayı öğreten, emeklerini ödeyemeyiz dediğimiz ilk öğretmenimiz mi? Yoksa lisede ilk gençlik çağını atlatmaya çalışırken anlayışla yaklaşmayı bilen, gerçekten saygı duyabildiğimiz, dilimizle değil kalbimizle “öğretmenim” diyebildiğimiz öğretmenlerimiz mi? Bu sorunun cevabı kimden ne kadar etkilendiğimize göre değişir. Hatta kimi dersleri sadece öğretmeninden dolayı severiz, kiminden de nefret ederiz adeta…
Hayatımızda bizi en çok etkileyen öğretmenlerimizi düşünürken birini unutuyoruz gibi geliyor bana, ANNEMİZİ… Bize konuşmaktan oturup kalkmaya, giyinmekten sofra adabına, aklınıza ne gelirse öğreten o değil midir? Belki farkında değiliz ama, ne kadar değiştirmek istesek de onun şivesiyle konuşuruz. Eleştirdiğimiz yönlerinden bile pek çok şeyi taşırız annemizden. Boşuna dememişler atalarımız “Anasına bak kızını al” diye.
Uzmanlar insan hayatının en önemli yıllarının, bebeklikten 3 yaşına kadar geçen zaman olduğu konusunda hemfikirler. İnsanın kişiliğinin %70 i bu zaman zarfında şekilleniyor. “Çocuktur bir şey anlamaz” düşüncesinin yanlışlığını da söylemeye gerek yok bu durumda… Annesinin yüz ifadesinden bile çok şey anlayabilir bebekler. Eğitim anne karnında başlar diyor uzmanlar. Hamilelik dönemini ruhen ve bedenen sağlıklı geçiren annelerin bebekleri sakin ve mutlu bir bebeklik dönemi geçirirken, hamileliğinde sinirli ve mutsuz olan annelerin bebeklerinde hiperaktive, uyku düzensizliği vb. sıkıntılar yaşanma olasılığı çok yüksek. Hatta hamileyken annenin klasik müzik, musiki türleri gibi sanat ürünlerini dinlemesiyle, arabesk dinlemesi arasında bile bebek gelişimi açısından büyük farklar var. Klasik müzik bebeğin zeka gelişimine olumlu etkilerde bulunurken, arabesk hiperaktive rahatsızlığını destekliyor. Anne karnında durum böyleyken, bebeklik döneminin önemini daha iyi anlayabiliriz sanırım…
Eğer bebeğiniz varsa, artık hayatınız size ait değildir. Annelik onun karnını doyurup altını temizlemek kadar basit görülmemesi gereken bir görev. Bebeğin bakımlı ve gürbüz olması annelik vazifesini çok iyi yaptığınız anlamına gelmiyor. Zevkleriniz, davranışlarınız, konuşmanız sürekli gözleniyor. Büyüdüğünde büyük ihtimalle sizin güldüğünüz şeylere gülecek, sizin sevmediklerinizi sevmeyecek, sizin yemediklerinizi yemeyecek, sizin korktuklarınızdan korkacak bir çift göz, bir çift kulak ve gördüklerini-duyduklarını bilinçaltına yerleştiren tertemiz bir beyin sizi takip ediyor. Onun yanlışlarından da doğrularından da siz sorumlu olacaksınız.
Şüphesiz o oyun oynarken kitap okuyan bir anne ile, sadece sözle kitap oku yavrum diyen bir anne arasında çok fark vardır. Öğüt vermeyle eğitim olsaydı bugün hiç kimse suç işlemezdi. Her suçlunun arkasında mutlaka anne ve babası da vardır. O bebekken önemsemediğiniz davranışlarınızla kötü örnek olursanız, büyüdüğünde yaptığı her kötü davranıştan sonra, biz nerede hata yaptık dememek için; okuduğumuz kitaptan, dinlediğimiz müziğe, giydiğimiz elbiseden edindiğimiz arkadaşlarımıza kadar dikkatli davranmamız gerektiği hiç aklımızdan çıkmamalıyız. O'na sağlam bir karakter ve asil bir kişilik ancak ve ancak aileden gelen eğitimle kazandırılabilir. Okuldan aldığı eğitimle iyi okullarda okuyabilir, nasibi varsa çok zengin olabilir ama karakter ve kişiliği ancak ailesinden alabilir. Medyada sosyetenin düştüğü rezil durumlardan karakter ve kişiliğin parayla pulla edinilemeyeceğini sık sık görüyoruz. Nice üniversite mezunlarının terörist olmasından, örgün eğitimin de çok yeterli olmadığı kanısını çıkarmak zor olmasa gerek…
Anneliğin ciddiye alınması gereken bir meslek olduğunu unutmamak gerek. Özellikle babalar, muhakkak ki bir insanı şekillendirmek para kazanmaktan daha zordur. Aynen dolma yapmanın pazardan biber almaktan zor olduğu gibi…
Anneler en mutlu bebekler sizin, en güzel yarınlar bebeklerin olsun.
Selam ve dua ile…n

Bu Yazı 2271 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar