ÖLÜDE DİRİLMEK
..        

Ebu Saidi Hudri radiya'llahu anh'dan rivayet edilen bir hadiste Rasülullah s.a.v şöyle buyurmuştur: Cenaze (tabuta)konulup erkekler omuzlarına yüklendiklerinde o cenaze iyi bir kişi ise : Beni (sevabıma) ulaştırınız der. Eğer o cenaze kötü bir kişi ise :Eyvah !bu cenaze ile nereye gidiyorsunuz? diye feryat eder. Cenazenin bağırmasını insandan başka her canlı işitir.İnsanda bunu işitmiş olsa derhal bayılır.(1)
Ebu Hureyre (r.a)Peygamber efendimizden şöyle bir hadis rivayet etmiştir: Cenazeyi defnederken acele ediniz.Eğer bu ölü iyi bir kişi ise bu bir hayırdır.O'nu bir an evvel kabirdeki hayır ve sevabına ulaştırmış olursunuz.Eğer bu cenaze iyi bir kişi değilse,buda bir şerdir.Bir an evvel omuzlarınızdan atmış olursunuz.(2)
Canlarımızı, cananlarımızı, sevdiklerimizi, sevgililerimizi, bir saniye bile geciktirmeden birer birer alıp götüren ölüm karşısında donup kalır ve nedenli aciz olduğumuzu onun soğuk duşunda damla damla tüm iliklerimize kadar hissederiz.Kalbimizde hissettiğimiz anlatılmaz acımızı gözlerimizden dökülen damlalarla tekrar hayata döndürür onun yokluk olmadığını aslında sevgiliye kavuşmanın bir başlangıcı olduğunu bilir ve onu sevgiliye kusursuz uğurlamanın çabası içerisinde çırpınıp dururuz.Oysaki o muhteşem yolculuğun başlangıcı doğum; ilk basamağıda akıl-baliğ olduğumuz gündür.
Her yıl zilhice ayında Dünya Müslümanlarıyla Kabe'de bir araya gelir ve kefenlerimizi giyerek ölüm provası yaparız.Sana geldim Allah'ım emrindeyim. Allah'ım senden başka ilah yoktur.Hamd sana şükür sanadır Allah'ım der;içimizdeki şeytanı taşlayarak aslında ölüme değil sevgiliye kavuşmaya hazır olduğumuzu beyan ederiz.
Aslında ihram giymiş haccı kabul olmuş bir mü'min kadar kefenlerini giymiş sevgiliye kavuşmayı bekleyen bir mü'min arasında hiçbir fark yoktur.
Kutsal yolculuğun dönüşünü tamamladığımız bu aylarda şeytanı daha yeni taşlamışken ölüm provası yaptığımız kefenlerimizi hiç ama hiç çıkarmadan önce yakınlarımıza sonra akrabalarımıza sonra aynı mahallede oturduğumuz komşularımıza Ey insanlar ,Ey Allah'ın kulları içinizdeki kin ve nefret tohumlarını atın düşmanlık ve
Kötülüklere son verin birbirinizi sevin ve kardeş olun. Allah'ın ipine sımsıkı sarılın ki yarın bu beden ölümü tattığında karşımda hiçbir soğuğun dondurmadığı şekilde donup kalacak benim naciz bedenimi sevgiliye sunmak için şaşıp kalacaksın. Oysa ben doğduğum gün ölüme hazır kefenimi giymiş ve hiç çıkarmamıştım.
Evet! doğrusu o değil mi? Ölü'yü hazırlamadan ölüme hazırlanmak, ölüye kefenini giydirmeden önce ihramları giymek. Rabbimize verdiğimiz sözü yerine getirmek.
Yoksa bizimle kimse kefene girmiyor. Ne sevdiklerimiz nede servetimizin hiçbir şeyin faydasını göremiyoruz…
Aslında bu sayıda cenaze bekletilir mi? Yoksa bir an evvel toprağa defnetmek mi lazım bunlardan bahsedilecekken kutsal yolun yolcularını görünce yukarda ki dizeler bir anda dilimden dökülüverdi.
Tıp daha henüz gelişmemişken, cenazenin tam olarak ruhunu teslim edip etmediğini öğrenmek için bir tam gün bekletilirmiş. Zira birçok köylü yıkama esnasında teneşir tahtasında bazı insanların cana geldiğini müşahade etmişlerdir.
Zira doğal afet ve harp gibi durumlarda bir takım imkansızlıklar dolayısıyla cenazenin bekletilmesinde mü'min kullara bir vebal olmayacaktır. Fakat tüm bunlar bitarafa son yolculuğunda sırf yüzünü görsün diye uzaktaki akrabaların gelmesini günlerce beklemek (tabi ki ulaşım ve iletişim araçlarının hızla geliştiği günümüzde cenazenin tüm hazırlıkları bittikten sonra kişi o günün akşamından önce gelebilecekse beklemekte faide vardır.) O cenazeyi sevgiliden iyi amellerinin ecrinden uzak etmek ve ona eziyet etmekten başka bir şey değildir. Biz metin olup kaybettiğimizi geriye getirmeyeceksek; Onu kazandıklarından iyi amellerinden ve hayatı boyunca arzu ettiği sevgiliye biran evvel kavuşturmaktan mahrum etmeyelim.
Halk arasında derler ki: Ölüyle ölünmez elbette bedenen değil ama ölümü bir nasihat bilip ruhen içimizde ki, ailemizde ki ve çevremizdeki tüm kötülükleri öldürebilseydik ne muhteşem ne kıymetli bir naşa sahip olur ebedi istirahatgahımıza öyle göçüp giderdik. İşte o zaman ölüde dirilmek ne hoş olurdu.n

1-Sahihi Buhari Tecridi sari; cilt:4-sahife:4492-Sahihi Buhari Tecridi sari; cilt:4-sahife:451


Bu Yazı 2117 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar