ÖMÜR BOYU ÖĞRENCİ ÖMÜR BOYU ÖĞRETMEN OLMAK
..        

24 Kasım, öğretmenler günü !!! Bütün öğretmenlerimizin bu müstesna gününü kutlar, saygı ve hürmetle ellerinden öperiz.
Öğretmenin bizim hayatımızda çok müstesna bir yeri vardır. İlkokula yeni başladığımız günlere bir geri dönersek; o günleri ve hafızamızdaki öğretmen imajını bir düşünelim. Her şeyi bilen, en iyi düşünen, en doğru, en dürüst, en mükemmel, en cana yakın, en şefkatli, en merhametli, en iyilik sever, en cömert… vs. en güzel huylara sahip bir insandır öğretmen.
Onun için kendimizi ve çevremizi yeni yeni tanımaya ve algılamaya başladığımız; kişiliğimizin oluşmaya başladığı, hayatımızın bu ilk yıllarında örnek aldığımız ve kendisini taklit ettiğimiz insandır öğretmenlerimiz.
Her birimizin, hafızalarımızda derin izler bırakan, bizi çok etkileyen ve asla unutamayıp, zaman zaman yadettiğimiz öğretmenlerimiz vardır.
Öğretmenler günü vesilesi ile tekrar bütün öğretmenlerimize en derin saygı ve hürmetlerimizi sunarız. Bu vesile ile insanlık tarihinin en büyük öğretmeni ve insanlığın baş öğretmeni olan Hz. Muhammed (s.a.v.) efendimize de sonsuz salat-u selamlar sunuyoruz.
“Bende ancak bir muallim (öğretmen, yol gösterici, rehber) olarak gönderildim. “ buyuruyor Kainatın Efendisi (s.a.v.).
Elbette, peygamber efendimiz (a.s.m.) insanlığın baş öğretmenidir :
Allah Resulünün Nuru ile kainat aydınlandı.O nun Nübüvveti ile kainat anlamsızlıktan, bilinmezlikten kurtuldu. Kainatı bir kitap gibi okumayı ,isim ve sıfatlarının tecellilerini keşfederek ; sonsuz cemal ve kemal sahibi Rabbimizi tanımayı ;sonsuz lütuf ve keremi ile bizi sayısız nimetler ile nimetlendiren Rabbimizi sevmeyi ;ve O 'na olan sevgi ve şükran duygularımızı ifade edebilmek için Rabbimize itaat ve ibadet etmeyi öğretti bize.Bize kim olduğumuzu ,nereden geldiğimizi,buraya niçin gönderildiğimizi, nereye gideceğimizi ve akıbetimizin ne olacağını öğretti. Yüce Yaratıcımızın bizden ne istediğini ,emir ve yasaklarının neler olduğunu ; bize verilen ömür sermayesini nerede ve nasıl sarfetmemiz ve hayatı nasıl algılamamız gerektiğini ; Rabbimize nasıl kulluk edeceğimizi ,O na nasıl güzel ibadetler ve dualar edebileceğimizi ; günah hata,kusur ve isyanlarımıza karşı sonsuz merhamet sahibi Rabbimiz den nasıl bağışlanma isteyebileceğimizi öğretti bize. Bizi küfürden, şirkden, sapkınlıktan,kabir ve cehennem azabından kurtardı. Bize sevgiyi ,dostluğu ,kardeşliği, dürüstlüğü, şefkati, merhameti, yardımlaşmayı, akrabayı sevip gözetmeyi, zayıfa yardım etmeyi,yetim ve komşu hakkını gözetmeyi …vs.bütün güzel seciyeleri ve güzel ahlakı öğretti…! Elbette O Zat-ı Şahane (s.a.v.) ,bütün zamanlarda tüm mahlukatın en büyük mürşidi, rehberi ve Baş Öğretmenidir.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bize ömür boyu öğrenci ve ömür boyu öğretmen olmamız dersini vermiştir. O bizi okumaya, düşünmeye, çalışmaya, teşvik etmiştir. O bize, “beşikten mezara kadar” yani doğduğumuz andan öldüğümüz ana kadar ilim tahsil etmemizi; Sürekli öğrenme halinde olmamızı ders vermiştir. İçinde yaşadığımız bilgi çağında bu dersin, mahiyetini ve önemini daha iyi idrak edebiliyoruz. Çünkü günümüzde ancak “sürekli öğrenmeyi öğrenebilenler” ayakta kalabilmekte ve çağın gereklerine uygun yaşayabilmektedir.
Çok bilenlerin, az bilenlere karşı üstünlük sağladığı ve hükmettiği bir çağda yaşıyoruz. Efendimiz (s.a.v.) bize sürekli öğrenme halinde olmamızı yani, ömür boyu öğrencilik yapmamızı emrediyor.
Güzel dinimizde, öğrenmeyi teşvik eden çok büyük müjdeler mevcuttur.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir Hadis-i Şeriflerinde; “ilim öğreniniz; çünkü Allah için ilim öğrenmek, Allah'tan korkmayı netice verir. İlme çalışmak ibadettir. Müzakeresi, mütelaası tesbihtir. İlmi araştırma yapmak ise, cihaddır.” (Kenzü'l Ümmal 4:35) buyurmaktadır. Bir başka müjdeli haberde ise Efendimiz (s.a.v.), “ilim tahsili için yola çıkan kimse, dönünceye kadar Allah yolundadır.” (Tirmizi İlim: ) buyurmaktadır.
Allah Resulü, insanın kendisini ancak iman ve Tevhit ilmi tahsil etmek suretiyle manen muhafaza edebileceğine dikkat çeken bir hadis-i şeriflerinde de; “ Öyle bir zaman gelir ki, kişi sabah mümin olarak kalkar, akşama kafir olarak ulaşır. Ancak, Allah'ın iman ve tevhid ilmiyle kendilerini ihya ettiği kimseler, bu durumun dışındadır.” (Darimi,1:97) buyurmaktadır.
Hayatımız boyunca sürekli olarak “öğrenme” halinde olmamızı emreden Efendimiz (s.a.v.) bize öğrendiklerimizi hem yaşamamızı, hem de başkalarına da öğretmemizi ders vermektedir.
“En üstür sadaka, bir müslümanın ilim öğrenmesi ve sonrada öğrendiği ilmi Müslüman kardeşlerine öğretmesidir.” (İbni Mace, Mukadime:3)
“İlim öğreniniz. İlimde tevazu, ciddiyet, vakar ve istikamet için öğreniniz. İlminden istifade ettiğiniz kimselere de hürmet ediniz.” (Tergib 1:114)
Allah Resulü (sav), “faydası olmayan ilimden Allah'a sığınırım'' buyurmuştur. Öğrendiği bilginin insana faydası olmalıdır. Bilgi eyleme, aksiyona dönüşmelidir. İnsan öğrendiği güzel bilgileri hem kendisi yaşamalı, hem de başkalarına da öğretmelidir. Bilgi (ilim) ancak o zaman anlam ve değer kazanır.
İnsan öğrendiği bilgiyi başkalarına öğretmesinin en etkili ve en güzel yolu ise, yaşayarak, güzel ahlakı lisan-ı hali yani hal, tavır, söz ve davranışları ile anlatmasıdır.
Allah Resulü bize ömür boyu sürekli öğretmeyi emretmenin yanı sıra; aynı zamanda sürekli öğretmeyi de emretmiştir. Öğretme ise iki şekilde olacaktır. 1 anlatmak ile 2- yaşayarak, hal lisansı ile öğretmek.
İlim tahsil etmenin faziletleri gibi, ilim öğretmenin faziletine dair de çok büyük müjdeleri vardır Efendimizin (s.a.v.) : “Kıyamet günü, alimlerin mürekkebiyle, şehitlerin kanı tartılır. Alimlerin mürekkebi, şehitlerin kanından üstün gelir.” (keşfül-Hafa,2:3281
Bir Hadis-i Şerifte;“ilim öğreten ve öğrenen, aynı sevabı kazanırlar .” (Keşfül-Hafa 2:1756) buyuran Allah'ın Rasulü (s.a.v.), başka bir Hadis-i Şeriflerin de de; “Ya ilim öğreten, ya ilim öğrenen, ya dinleyen veya bunları seven ol. Sakın beşincisi olma! Yoksa helak olursun.” buyurmaktadır. (Kefül-Hafa 1:437)
İlim öğrenmek ve ilim öğretmenin faziletleri hakkında Peygamber Efendimizin, sayılamayacak kadar çok hadisleri ve müjdeleri vardır. Efendimiz (s.a.v.), bize ömür boyunca sürekli öğrenen ve sürekli öğreten olmamızı emretmektedir.
Bazı insanlarımızda; okumak, öğrenmek, öğrencilerin öğretmenlerin, memurun veya üniversite mezununun işi imişte ; ev hanımının, işçinin, çiftçinin, köylünün, ihtiyarın okumasına,öğrenmesine gerek yokmuş gibi çok, ama çok yanlış bir kanaat var. Halk arasında maalesef aman “okuyupda profesörmü olacağım, okuyup da ne olacak” gibi çok tehlikeli yanlış deyimler mevcut. Bazı insanlar “ Bana oku deme de ne dersen de” diyor. Bu tavırlar asla bir müslümana yakışan tavırlar değildir. Bizim Peygamberimiz (s.a.v.), hiçbir ayırım yapmaksızın, bütün Müslümanlara doğumdan-ölüme, beşikten, mezara sürekli öğrenmeyi emrediyor. Burada, cahil-profesör, genç-ihtiyar ayırımı yapılmıyor.
Eğer biz Efendimizin (s.a.v.) emir ve tavsiyelerine uyarsak, ilimde, kültürde, sanat ta, teknolojide, ekonomide kalkınır. Bilgi çağını yakalar ve yine dünyanın medeni milletlerine üstad oluruz.


Bu Yazı 4082 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar