OSMANLILARIN İLK DEVRİNDE TÜRK KADINLARI
..        

a)İdareci Olarak Kadınlar
b) Sosyal Zümre Olarak Kadınlar
c) Padişah Esleri Olarak Kadınlar
a)İdareci Olarak Kadınlar:
1-Hayme Ana:
Gündüz Alp'in (Süleyman Şah) eşi, Ertuğrul Gazi'nin annesi ve Osmanlı Devleti'nin kurucusu Osman Gazi'nin babaannesidir. Oğlu Ertuğrul Gazi''nin, torunu Osman Gazi'nin yetişmelerinde etkili olmuş ve onları geleceğe hazırlayarak devletin temelini atmıştır.
Türk tarihinde çok önemli şahsiyetlerden birisi olan Hayme Ana, dünyada yaşayan bütün Türklerin anasıdır.Hayme Ana, Türk kadınları için en büyük simgedir. Osmanlı Devleti'nin ilk harcını atan “Devlet Ana”dır. Etkin bir idareciliğiyle yani Devlet Ana' niteliği ile kendinden sonraki kadınlara da yol göstermiştir.
Bilindiği gibi eski Türk hükümdarlarının eşleri “hatun” veya “uluğ hatun” ünvanını taşır, devlet yönetiminde hakanın ortağı ve söz sahibi olurlardı.Törenlerde hükümdarın yanında (solunda) yer alırlar; devlet meclisine katılırlar, elçi gönderirler, elçi kabul ederlerdi. Hatun gelecekteki hükümdarın annesiydi. Ülkenin, beyliğin “birinci hanımı” konumundadır. Kayı Boyu üzerinde nüfuz sahibi olan ve cihan devletinin tohumlarını atan Hayme Ana, eski Türk yönetim anlayışının uzantısı olarak bu geleneği devam ettirmiştir.
400 çadırlık Kayı Boyu Asya'dan yola çıkarak yıllarca süren 3500 kmlik bir yürüyüşle, önce Ahlat'a sonra Suriye-Halep'e ulaşmıştır. Kayı Boyu'nun lideri Gündüz Alp'in (Süleyman Şah) Halep yakınlarında Fırat nehrini geçerken boğulması üzerine eşinin yerine aşiretin başına Hayme Ana geçmiştir. Kayı Boyu'nun idaresini alan Hayme Ana, uzun bir yolculuktan sonra (Adana-Urfa-Diyarbakır-Erzurum-Kayseri-Sivas-Kırşehir) aşiretini Selçuklu Sultanı Alaeddin Keykubad tarafından yer göstermesi üzerine önce Ankara-Karacadağ bölgesine ardından Domaniç ve Söğüt'e yerleştirmiştir. (Ankara-Karacadağ bölgesi hala “Haymana Platosu/Ovası” ismiyle 800 yıldır Hayme Ana'nın şöhretini devam ettirmektedir.) Hayme Ana bu uzun yolda Kayı Boyu'nun karşılaştığı savaşlarda (Yassıçemen vs.) idareciliği ve cengaverliği ile yer almıştır.
Kayı Boyu'nun Domaniç'e kadar uzayan yolu, aslında bir cihan devletine uzanıyordu. Domaniç yaylasını yazlık, Söğüt'ü kışlak olarak seçen Hayme Ana, hayatının sonuna kadar hep bu şuurla yürümüştür.
Küçük bir toprak parçası olmanın çok ötesinde manalar taşıyan Domaniç'te Hayme Ana ile başlayan bu yürüyüş asırlar içinde Viyana'ya kadar uzanmıştır.
XIII.yüzyılın ikinci yarısında vefat eden Hayme Ana'nın türbesi Kütahya'nın Domaniç ilçesine bağlı Çarşamba köyündedir. Hayme Ana her yıl eylül ayının ilk haftası Pazar günü çeşitli törenlerle anılmaktadır.
b) Sosyal Zümre Olarak Kadınlar:
Anadolu Bacıları/ Bacılar (Kadınlar) Teşkilatı
Osmanlı Devleti kurulmaya başladığı zaman bu kadar geniş hudutlar içinde kaynaşmakta olan bir alemin dört bucağında meydana gelen dini ve sosyal hareketleri, bilgi ve tecrübeye sahip insanları ve manevi kuvvetleri kendi arkasında buldu. Osmanlı Devleti'nin kurulduğu dönemde Anadolu'daki uç beylikleri, medeni bir hayatın kaynağı olan Türk ve İslam dünyasının her tarafından gelmiş her sınıftan ve meslekten insanlarla doluydu.
Dünyanın her tarafından gelmiş insan ve malzeme kuvveti Osmanlı'nın zamanın cihanşümul bir Türk ve İslam dünyası devleti olarak kurulmasına hizmet ediyordu. Devletin kuvvetini aldığı kaynakların çokluğu ve bu çeşit kozmopolitliği; kuruluş devirlerinde bu devletin kurucuları yanında toplanmış olan şahsiyetlerden, zümrelerden ve muhtelif hareketlerin temsilcisi olan muhtelif kökenli kimselerden oluşmaktaydı.
Anadolu Türk halkının tüm sosyal hayatını düzenleyen pragmatik bir sosyal-etik sistemden ve buna dayanan bir model örgütten söz etmek mümkün. Osmanlı idaresinin manevi destekleyicisi, hukuki ve sosyal hayatın örgütleyicisi olan bu model; gaziyan, ahiyyan, abdalan ve bâcıyan için ortak bir modeldir. Anadolu Erenleri de denilen dervişler bu dört gruba ayrılır. Bu zümrelere mensup şahsiyetler Osmanlı Devleti'nin kuruluşunda mühim bir rol oynamışlardır. Müslüman Türkler olarak Anadolu'ya gelmiş olan bu zümrelerin, Anadolu'da Türkleşme ve İslamlaşma hadisesini birlikte gerçekleştirmişlerdir.
Bu zümreler, Islamin cihad ve gaza fikirlerini kendilerine ideal edinerek “Allah adını yüceltme/ I'la-yi Kelimetullah” ugruna gaza yapmislardir.
Anadolu'da Bacıyan-ı rum olarak tanımlanan, dünyada kurulan ilk kadınlar teşkilatı ünvanına sahip olan “Anadolu Kadınlar Birliği” yani “Anadolu Bacıları” , o günün toplumunda Türkmen kadınlarının kurduğu sosyal zümrelerden birisidir.
Abla veya kızkardeş manasına gelen “Bacı” kelimesinden isimlerini alan Anadolu Bacıları; sosyal, kültürel ve dini konularda bilhassa Türkmen kadınları üzerinde yönlendirici rol üstlenmişlerdir. Bu teşkilata mensup olan genç kız ve kadınlar birbirine “Bacı” diye hitap ettikleri için bu kadın ve kızların meydana getirdikleri teşkilata daha yaygın olarak “Bâcıyan” (Bacılar) denmiştir.
Bir uç beyliği olan Osmanlılar'ın kuruluş ve gelişmesinde Bacıların önemli hizmetleri olmuştur.
-Bacıların Faaliyetleri:
1-Sosyal Faaliyetler:
Yetim, kimsesiz, yoksul genç kızları himayesine alma, onların eğitiminden, ev bark sahibi olmalarından, barındırılmalarından sorumlu olmuşlardır. Kimsesi kalmayan ihtiyarların bakımı, genç kızların evlendirilmesi gibi hizmetlerde bulunmuşlar, maddi sıkıntıda olanlara yardım etmişlerdir.
2-Askeri Faaliyetler:
İslam öncesi çağlarda Türk kadınlarının binicilik ve atıcılıkta usta oldukları savaşlara katıldıkları bilinmektedir. İslamdan sonra da bu gelenek devam etmiştir. Kadınlar bazı savaşlara fiilen katılmışlar ve teşkilat olarak savaş zamanlarında ordunun ihtiyacı olan elbise ve savaş malzemelerinin bakımında ve onarımında, cepheye cephane erzak taşımada yardımcı olmuşlardır( Savaş malzemesi taşıyan kadının teri, savaşan askerin kanı kutsaldır anlayışı).Bacılar da gazi ve Alpler gibi Orta Asya Türklerindeki kahramanlık geleneğine bağlıdır.
İlk Osmanlı kroniklerinde; Osmanlı dahil olmak üzere uç beyliklerindeki Türkmen kabilelerinin silahlı ve cengaver kadınların erkek gibi ata binme, silah kullanma ve kahramanlık özelliklerinden bahsedilmektedir. Anadolu Bacılarının Allah ve Peygamber sevgileri o kadar fazladır ki, Allah ve Peygamber yolunda gazaya katılmışlar, gayrimüslim unsurlara karşı cihada iştirak etmişlerdir. Kaynaklarda geçen ifadesiyle : “Fi sebilillah Hak yoluna durmuşlardır, gaza malını cem idüp Hakk'a harc edicidirler ve Hak'tan yana gidicidirler. Din yoluna gayretlüdürler, dünyaya mağrur değillerdir. Şeriat yolunu gözeticilerdir. Ehl-i şirkten intikam alıcıdırlar.” Kayseri'de dokumacılık yapan ve kendilerine “Bacı” denilen kadınlar Moğol istilasına karşı erkeklerle birlikte direnmişler ve bizzat çatışmalarının içerisinde yer almışlardır.
3-Misafir Ağırlama:
Anadolu Bacıları yerleşim birimlerine gelen misafirlere yemek hazırlama, tekke-zaviyelerde misafir edilen ve barındırılanların ağırlanması ile ilgili hizmetleri ifa ediyorlardı.
Türkmenlerin kitleler halinde Anadolu'ya gelmelerinin meydana getirdiği sorunlara çare arama gayreti çerçevesinde; Anadolu'ya yerli gelen bu insanların kısa bir süre de olsa barındırılmaları, ağırlanmaları ve böylece yeni ortama uyum sağlamaları gerekiyordu. İşte kuruluşundan itibaren tekke ve zaviyelerde hizmet eden dervişler ve bacılar böyle bir hizmeti yapıyorlardı.
Hizmet, izzet ve ikramlarda ulunma, “Bacı ülküsüne” gönül vermiş Türkmen kadınlar tarafından yürütülmekteydi. Misafirhanelerdeki iaşe ve barındırma işlerine; yolcu ve kimsesizlerin yedirilip içirilmesi ve barındırılmasına, misafirlerin temizliklerine, çamaşırların yıkanmasına önem verilmiştir. Bu tür işleri yapmakla büyük sevap kazanacaklarına inanıyorlardı. Malını ve servetini cömertçe yolcu, yoksul ve muhtaca harcamayı ülkü edinmişlerdir.
4-Ekonomik Faaliyetler:
Anadolu Bacıları sosyal yardımlar yanında ekonomiye önemli katkı sağlayan çeşitli el sanatlarında uğraşı vermişlerdir. Çadırcılık, keçecilik, halı, nakışçılık, örgücülük, kilim, dokumacılık, oya dantelcilik ve kumaş imalinde ve bunlardan elbise yapılması gibi faaliyetler göstermişlerdir.
Anadolu'da kadınlar arasında Ahiliğe denk Bacıyan taifesi; geleneksel Türk kadın el sanatlarının çeşitli, kaliteli ve yüksek değerde üretimini sağlamıştır.
Bacılık aynı zamanda bir eğitim ve öğretim ocağıdır, bu durumda sadece sanatkar yetiştirmek amacıyla eğitim ve öğretim sürdürülmez. Aynı zamanda mal üretmek ve topluma hizmet sunmanın usul ve erkanı da talim edilir. İşyerinde belirlenen kaidelere riayeti sağlamak için o işyerinde sanat öğrenmeye talip olan çırak, yamak ve kalfalar başlarındaki ustaya bir müridin şeyhe intisap etmesi gibi intisap etmek durumundadır. İşyerinde bir üstad ve o üstada iman derecesinde bağlanan çırak, yamak ve kalfalar arasında sarsılmaz bir hiyerarşi bulunmaktadır.
Anadolu Bacıları imece usulü ile de bir çok hizmetlerini yürütmüşlerdir.
“İşine, aşına, eşine sahip ol.” sözü Anadolu Bacıları Teşkilatı'nın ana ilkesidir.
5-Dini/ Tasavvufi Faaliyetler:
Osmanlı Devleti'nin kuruluş devrinde Türk kadını, daha önceki Türkmen kadınlarının tipik özelliklerini sürdürüyordu. Anadolu Bacıları İslamın emir ve yasaklarına uyma hususunda çok titizlik göstermişlerdir. Çok samimi birer müslümandırlar. İslam inancını ve Orta Asya Türk geleneklerini yaşayan bacıların hayat ve görüşleriyle çok yüksek bir ahlak örneği sergilemişlerdir.
Anadolu Bacıları dini ve kültürel faaliyetlerini bir tarikat disiplini ve metodu içinde sürdürmüşlerdir. Hanımların erkeklerle birlikte sohbet meclislerine, zikir ayinlerine katılmaları caiz görülmediği için “ana-bacıları” şeyh ile müridleri arasında vasıta olmaktaydı. Şeyhin talimat ve uygulamalarını ana-bacılar, hanımlara intikal ettirirlerdi.
Dini ve tasavvufi alanda meşhur olmuş şair, aşık ve vecd sahibesi pek çok Bacılar vardır:
“Bacı teşkilatının bilinen ilk lideri Fatma Bacı'dır (1213-1280). Fatma Bacı (Kadın/Kadıncık Ana veya Hatun Ana) teşkilatın lideri olarak Selçuklular zamanında ve Osmanlı'nın kuruluşu aşamasında Türkmenler arasında büyük bir şöhrete sahip olmuş ve bu şöhreti asırlarca Ahi ve Bektaşi çevrelerde devam etmiştir.
Ahi Evren Hacı Nasreddin Mahmud'un zevcesi olan Fatma Bacı, erenler ve dervişlerin saygı gösterdiği, Hacı Bektaşi Veli'nin sık sık ziyaret ettiği ve saygı duyduğu yaşlı bir kadındır. Bu yaşlı ana, erenler meclisine girmiş, bazen erenlere sofra düzmüş, misafirleri ağırlamış, babasından gelen serveti erenler yolunda harcamıştır. Fatma Bacı, genç kız ve hanımlarla birlikte erkekleri de irşad eden keşif ve keramet sahibesi, bilgili büyük bir mürşide idi. Fatma Bacı, Moğol ordusunun Kayseri'yi işgali üzerine esir olmuş ve 15 yıl esaret hayatından sonra eşi Ahi Evren'in yanına, Kırşehir'e gitmiştir (1260).
Bir diğer tasavvuf ehli kadın, Fatma Bacı'nın kız kardeşi Amine Hatun'dur. Şam'da 18 adet hanikâh'ın şeyhliğini yapan alime ve zahide bir kadındı.
Konya'da Zeyneddin Sadaka'nın zaviyesinde Fakiregan (Hanım Dervişler) bulunan genç kız ve kadınlar vardı. Mevlana'nın kızı Melike Hatun'da o kadınlar cemaati arasındadır.
Hüdavendigar sancağında bir vakıf idare eden Taci Hatun isminde bir kadın da Bacıyan cemaatine mensuptur.
Niğde dolaylarında Taptuklu Türkmen dervişlerin hanımlarının tasavvufi faaliyetleri bulunmaktadır. (Şeyhler neslinden zaviye yöneten hanımlar da vardı.)
Memluk Türklerinde (Mısır) kadınlara mahsus tekkenin olduğu bilinmektedir.
Selçuklular'da Konya'da kadınlar şeyhlere intisap etmişler ve örtülü olarak şeyhlerin meclisinde bulunmuşlardır.
16. asırda İstanbul'da “Ayşe Bacılar” isminde bir tasavvufi cemaat bulunmaktaydı.
C) Padişah Eşleri Olarak Kadinlar:
Osmanlı'nın kuruluş yıllarında toplum katmanlarının birbirinden belirgin tarzda ayrışmaması nedeniyle, sultan hanımları, toplumun sıradan bir üyesi gibi toplumsal etkinliklerin içinde yer alabilmekteydi. Bu nedenle onların toplumsal serüvenlerini genelleştirmek yanlış olmasa gerektir. Zaten ilk dönem kadınlarıyla ilgili bilgiler, tarihi kaynakların daha çok onlardan bahsetmesi nedeniyle, sultan eşlerine aittir.
-Osman Gazi'nin hanimlari: Bala Hatun ve Mal Hatun (Orhan'in annesi)
-Orhan Gazi'nin hanimlari: Nilüfer (Holofira) Hatun (1.Murad'in annesi), Asporça Hatun ve Teodora (Maria) Hatun
-1.Murad Hüdavendigar'in hanimlari: Gülçiçek Hatun (Yildirim'in annesi), Tamara
( Mara) Hatun ve Melek Hatun
-Yildirim Bayezid'in hanimlari: Devletsah Hatun (Çelebi'nin annesi), Maria Hatun ve Hafsa Hatun
-Çelebi Mehmed'in hanimlari: Emine Hatun (II.Murad'in annesi) ve Kumru Hatun
-II.Murad'ın hanımları: Hatice Hatun, Huma Hatun (Fatih'in annesi), Yeni (Jeni) Hatun ve Mara (Despina) Hatun


Bu Yazı 5299 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar