Obama Ne Demek İstedi?
..        
ABD Başkanı Barack Hüseyin Obama'nın ülkemizi ziyareti ve TBMM'de ki konuşması çok tartışıldı. Olaya menfi yaklaşıp eleştirenler olduğu gibi, insanlık için bir dönüm noktası olduğunu savunarak alkışlayanlar da oldu.
Yeni ABD Başkanı'nın görevinin ilk 75 günü içerisindeki en önemli dış gezisini Türkiye'ye yapmış olması, pek çok kesim tarafından anlamlı ve heyecan verici bulundu. Bazı kesimler ise, Obama'nın ABD derin devletinin yeni bir projesi olduğunu, aslında değişen hiçbir şey olmadığını, ABD'nin azarlayarak, tekmeleyerek, tokatlayarak, kuvvet kullanarak yapa- madığı bazı şeyleri Obama'nın sevimli yüzü ve sempa tik tavırları sayesinde yapmaya çalıştığını savunuyor- lar.
Obama'nın TBMM'de yaptığı konuşmanın tam metnini incelersek, satır aralarında önemli ayrıntıla- rın bulunduğunu görürüz. Konuşma metninden seçtiğimiz bazı cümleleri dikkatlerinize sunuyoruz:
“Türkiye ve ABD, günümüzün sorunlarına, tehditlerine, tehlikelerine karşı yan yana olmalı, birlikte çalışmalı.”
“Günümüzde ise demokrasilerimiz beklenmedik bir sorunlar, tehditler paketiyle karşı karşıya. Sınır tanımayan bir ekonomik kriz, masum erkeklerin, kadınların ve çocukların ölümüne yol açan bir aşırı- lık; enerji kaynaklarımızla ilgili sıkıntılar ve değişen bir iklim; dünyanın en öldürücü silahlarının çoğalma- sı; trajik çatışmanın devam etmesi…”
“Önümüzdeki yıllarda yapacağımız tercih, gelece ği korkununun mu yoksa özgürlüğün mü, yoksullu- ğun mu yoksa refahın mı, çatışmanın mı yoksa adaletin, güvenliğin ve kalıcı barışın mı şekillendire- ceğini belirleyecek.”
“Şurası çok kesin: Hiçbir ülke bu tehditlere, bu sorunlara tek başına karşı koyamaz; Bu nedenle karşılıklı çıkarlara dayanmamız ve farklılıklarımız üzerinde yükselmemiz gerekiyor. Birlikte hareket edersek daha güçlüyüz.”
“Birleşik Devletlerle Türkiye'yi birbirine bağla- yan güvenin zorlandığını, sarsıldığını biliyorum. Bu zorlanmanın, sarsılmanın İslam inancının yaşandığı pek çok yerde paylaşıldığını da biliyorum. Becerebil- diğim kadar açıkça şunu söylemek isterim ki: Birleşik devletler, İslam'la bir savaş halinde değildir ve asla olmayacaktır.”
“Amerika'nın Müslüman camiayla, İslam dünyasıyla ilişkisinin sadece terörizme karşı çıkmaya dayanmayacağını, dayanmasının mümkün olmadı- nı da aynı açıklıkla belirtmek isterim. Biz karşılıklı çıkara ve saygıya dayalı daha geniş ilişkiler istiyoruz. Dikkatle dinleyeceğiz, yanlış anlamaları aşacağız ve ortak bir zemin arayacağız. Anlaşamadığımız zaman bile saygılı olacağız.”
“Zor kullanımı tek başına bizim sorunlarımızı çözemez. Aşırılığın alternatif zor kullanımı değildir. Gelecek, yıkanların değil yapanların olmalıdır.”
“Türkiye'nin büyüklüğü, işlerin, ilişkilerin, olayların, her şeyin merkezinde olabilme yeteneğin- den kaynaklanıyor. Burası, Doğu ve Batının ayrıldığı, bölündüğü yer değil; tam tersine birleştiği yer. Türkiye'nin büyüklüğü kültürünüzün güzelliğinden kaynaklanıyor; tarihinizin zenginliğinden kaynaklanı yor; demokrasinizin gücünden kaynaklanıyor; gelecek umutlarınızdan kaynaklanıyor.”
Yukarıda aktardığımız cümleleri dikkatle inceler- sek; satır ararlarında çok önemli vurgular bulundu- ğunu görürüz.
Başkan Obama'nın konuşması, hayatı mücadele olarak algılayan “Kuvvete dayalı” Batı Medeniyetinin iflasının ilanı niteliğindedir.
Bediüzzaman' ın tesbitiyle, Aydınlanma Felsefesi nin ortaya çıkardığı metaryalist akımlardan kaynakla- nan Batı Medeniyeti beş menfi temel üzerine bina edilmişti:
1-Nokta-i istinadı (dayanak noktası), kuvvettir. Kuvvetin gereği, doğuracağı sonuç ise tecavüzdür.
2-Hedefi, gayesi, menfaattir.
3-Düstur-u Hayatı (Hayat Prensibi) cidal yani sa- vaş, mücadele ve çarpışmaktır.
4-İnsanlar arasında sosyal bağ olarak ırkçılığı esas alır. Kendi ırkına olan aşırı sevgisi, başka ırklara karşı husumet ve tecavüzü netice verir.
5-Batı medeniyetinin meyvesi yani ortaya koydu- ğu sonuç; nefsani arzuların tatmin edilmesi ve tüketi- min sürekli körüklenerek insan hayatındaki beşeri ihtiyaçların çoğaltılmasıdır.

Obama'nın konuşmasının satır aralarında Batı Medeniyetinin iflas ettiğine dair itiraflar yer almaktadır.
Soğuk savaş döneminin sona ermesinden sonra kendisine yeni bir düşman üretme zorunluluğu duyan ABD ve küresel güç odakları, 11 Eylül saldırılarını bahane ederek İslam'ı Batı Dünyasının yeni düşmanı olarak ilan etmişlerdi. ABD eski başkanı Buhs, yaptıkları askeri operasyonları “Yeni haçlı seferleri” olarak nitelendirmek çekinmemiş; tüm husumetlerini İslam Dünyası üzerine yöneltmişlerdi. Sahip oldukları askeri, teknolojik ve ekonomik güç sayesinde diledikleri her şeyi yapabileceklerini vehmeden küresel güç odakları, “Güç bizde, mademki kuvvetliyiz, öyleyse istediğimiz her şeyi yapmak hakkımızdır” mantığı ile dünyayı kendilerince yeniden şekillendirmeye, kendi çıkarlarına uygun şekilde yeniden düzenlemeye kalkıştılar.
Yeni dünya düzeni dediler. BOP dediler, Afganistan, Irak, Lübnan, Filistin, Pakistan…vs. tüm dünyayı kan gölüne çevirdiler. Terörü bahane ederek şehirleri, ülkeleri yakıp yıktılar, yüz binlerce, milyonlarca insanı dul, yetim, hasta ve sakat bıraktılar. Ama sonuç planladıkları gibi olmadı. Kendi elleri ile terörü besleyip, dahada azdırıp semirttiler.
Sonra da zulümleriyle oluşturdukları kan göllerinde boğulmaya ve kaba kuvvetin uzun vadede çözüm üretmeyeceğini bir nebze olsun anlamaya başladılar. İşte Obama'nın konuşması tüm bunların itirafı niteliğindedir.
Dün İslam Dünyasını düşman ilan edip, savaş tamtamları çalarak yeni haçlı seferlerinden söz eden- ler, bugün; “Birleşik Devletler, İslam'la bir savaş halin de değildir ve asla olmayacaktır.” Diyorlar.
Dün İslam'ı bir terör diniymiş gibi göstermeye çalışanlar, bugün İslam Dininin insanlığa kazandırdığı erdemlerden ve medeniyete sağladığı katkılardan söz ediyorlar.
Dün güçlüyüz, kuvvet bizde, öyleyse istediğimiz her şeyi yaparız, dünyayı gönlümüzce düzenleriz diyenler, bugün “ Zor kullanımı tek başına bizim sorunlarımızı çözemez, aşırılığın alternatifi zor kullanımı değildir.” Diyorlar. Kaba kuvvetin geçerli bir çözüm metodu olmadığını kabulleniyorlar.
Dün Türkiye'ye aba altından sopa göstererek; ya bizim peşimizden gelir, bize tabi olur istediğimizi yaparsınız; yada sıra size de geliyor, sizi de Afganistan'a, Irak'a benzetiriz şantajı yapanlar, bugün “ Sorunlara, tehlike ve tehditlere karşı yan yana olmalı, birlikte çalışmalıyız, sorunları birlikte çözmeliyiz, işbirlikleri geliştirmeliyiz…” tekliflerinde bulunuyorlar.
Dün savaşları, çatışmaları, gerginlikleri teşvik eden ve bir çözüm yolu olarak dayatanlar, bugün insanlığın geleceğini tehlikeye sokan tehdit unsurlarına karşı işbirliği ve diyalogun, medeniyetler ittifakının önemine vurgu yaparak, ortak paydalar etrafında uzlaşmayı ve tehditlere karşı güç birliği yapmayı teklif ediyorlar.
Dün Türkiye'ye az gelişmiş bir üçüncü dünya ülkesi muamelesini reva görenler, bugün Türkiye'nin “Doğu ile Batının birleşme noktası” olduğunun farkında olduklarını açıkça ifade etmekten ve “sizinle birlikte olmak istiyoruz” demekten çekinmiyorlar.
Tüm bunları birlikte ele alırsak; ABD Başkanı Obama'nın konuşmasının “Kuvveti esas alan” Batı medeniyet anlayışının iflasının ilanı niteliğinde olduğunu daha açık şekilde görürüz.
Evet, dünyada yeni bir dönemin başladığı yönün- de sinyaller veriliyor. Bu yeni dönemde medeniyet- lerin çatışması değil ittifakı, savaş değil barış ve ortak paydalar üzerinde uzlaşı öngörülüyor. İnsanlığı tehdit eden ortak düşmanlara karşı işbirliği ve ortak mücadele öngörülüyor. Bu yeni dönemde insanlığın mücadele edeceği ortak düşmanlar ise şöyle sayılıyor:

-Sınır tanımayan ekonomik kriz,
-Masum insanların ölümüne yol açan radikalizm, aşırılıklar, terörizm,
-Enerji kaynakları ile ilgili sıkıntılar,
-Küresel iklim değişiklikleri,
-Kitle imha silahlarının çoğalması
-Trajik çatışmalar, savaşların devam etmesi.
İnsanlığın kedi geleceği hakkında, korku ile hürriyet, yoksulluk ile refah, çatışma ile adalet, güvenlik ve barış arasında bir tercih yapmak zorunda olduğu vurgulanarak; hiçbir ülkenin bu sorunlara tek başına karşı koyamayacağı, birlikte hareket etmenin şart olduğu ifade edilmektedir.
Bediüzzaman Hazretlerinin talebelerinden Mehmet Fırıncı Ağabey'in konu ile alakalı “Bediüzza- man'ın 60 sene önce tavsiye ettiği barış ve huzur modelini, bugün Başkan Obama ifade ediyor. ABD, Üstad Bediüzzaman'ın söylediği noktaya yeni geliyor. Bunlar müsbet gelişmelerin başlangıcı mahiyetin- de…” yorumu ise meseleyi özetler nitelikte.


Bu Yazı 2804 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar