Öğretmenlik Nasıl Bir Meslektir?
..        
Öğretmenlik dünyanın en eski mesleklerinden birisidir. Öğretmenliğin nasıl bir meslek olduğunu açıklamadan önce mesleğin tanımının yapılmasında fayda vardır.
Meslek; bir kimsenin geçimini sağlamak için sürekli yaptığı iştir. Diğer bir tanımla, toplumdaki sosyal, ekonomik ve teknolojideki yapının gerektirdiği bir işbölümü sonucu ortaya çıkan, bireyin ilgi ve kabiliyeti ile sosyal etkinliklere katılma gereksinimi ve toplumun bireyden sosyal ve ekonomik yaşamda sorumluluk yüklenmesi talebi sonucu ortaya çıkmış olan bir yaşamsal etkinlik olgusudur.
Başka bir tarife göre mesleği; kişilerin hayatlarını sürdürebilmek için temel uğraş alanı olarak seçtikleri, belli bir süre eğitimden sonra icra edebildikleri, çalışma, yükselme şartlarının yasal güvence altına alındığı bir faaliyet alanı olarak tanımlamak mümkündür.
Milli Eğitim tarihimize bakacak olursak; 1840'lı yıllarda önüne gelen herkesin öğretmenlik yapamayacağı, öğretmenliğin özel bir meslek olması gerektiği kanaati hakim olmuş ve öğretmenlik yapacak kimselerin özel olarak yetiştirilmesi amacı ile 1848 yılından itibaren öğretmen yetiştiren okullar kurulmuştur. Kurulan bu ilk öğretmen okulu erkek öğretmen yetiştiriyordu.26 Nisan 1870 tarihinde dar'ül muallimat adıyla bir de kız öğretmen okulu kurulmuştur.1890 yılında sayıları kırka ulaşan öğretmen okulları İstanbul'dan başka Amasya, Sivas, Kastamonu, Edirne, Trabzon ve Kudüs illerimizde de açılmıştır.
O güne kadar yerel yönetimlerin sorumluluğunda olan öğretmen okulları Nisan 1923 tarihinda genel bütçe kapsamına alınmışlardır. Ancak bu şehir öğretmen okulları mezunları, köylerde çalışmaya istekli olmadıklarından örneğin 1925 yıllarında 45.000 köyden yalnızca 4000' inde okul ve öğretmen bulunuyordu. Okulsuz köyler vardı ve buralara öğretmen göndermek gerekiyordu. Köy öğretmeni yetiştirmek üzere 17 Nisan 1840 tarih ve 3803 sayılı köy enstitüleri kanunu kabul edilmiştir. Köy enstitüleri köylere kadar gitmiş ama toplumla bütünleşemediği ve siyasi istismara yöneldiği için başarısız olmuş,1954 yılında fiilen kaldırılmıştır.
1973'te çıkarılan1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanununun 43. ve 45. maddelerinde öğretmenlik mesleğinin güçlendirilmesi ve öğretmenlerin daha iyi yetiştirilmesi için şu hükümler yer almıştır:
-“Öğretmenlik, devletin eğitim, öğretim ve bununla ilgili yönetim görevlerini üzerine alan özel bir ihtisas mesleğidir.”
-“Öğretmenlik mesleğine hazırlık, genel kültür, özel alan eğitimi ve öğretmenlik meslek bilgisi ile sağlanır.”
-“Hangi derece ve türdeki eğitim, öğretim, teftiş ve yönetim görevlerine, hangi seviye ve alanda öğrenim görmüş olanların ne gibi şartlarla seçilebilecekleri yönetmelikle düzenlenir.”
Öğretmen yetiştirmeye ilişkin mevcut sorunlara baktığımızda;
-Eğitim sistemimizin her kademesinde yetersiz öğretmenlik belgesine sahip birçok kişi öğretmen olarak çalıştırılmaktadır.
-Eğitim sistemimizin her kademesinde ücretli öğretmenler çalıştırılmaktadır. Bu durum sorumluluklar açısından kaliteyi düşürücü bir unsurdur.
Bugüne kadar öğretmen yetiştirmede nicelik ve nitelik sorunları ayrı ayrı ele alınmıştır. Genellikle sayısal eksikliği gidermek için kaliteden fedakarlık yapılmıştır.
Her alanda aşırı öğretmen ihtiyacı yetkilileri ayrışa itti. Bunun sonucunda muvakkat(geçici)öğretmen, vekil öğretmen, yedek subay öğretmen, ücretli öğretmen vb. öğretmen tipleri ortaya çıkmıştır. Sayısal eksikliği gidermek için her türlü yola başvurulmuştur. Hızlı nüfus artışının etkisine bir de siyasi mülahazalar eklenmiş 1978-1980 döneminde “Hızlandırılmış, sulandırılmış öğretimden geçirilerek iki-üç ay gibi kısa bir sürede on binlerce genç öğretmen olarak iş sahibi yapılmıştır. Hızlandırılmış öğretimden mezun olan otuz beş bin öğretmen hiçbir branşları olmadığı halde ortaokul ve liselere branş öğretmeni olarak atanmıştır.12 Eylül'den sonra okunduğu varsayılan okullarda kaydına rastlanmayanların bir kısmı meslekten çıkarılmış, diplomaları iptal edilmiş, ama halen hızlandırılmış öğretimle öğretmen olan otuz bin dolayında öğretmen, bugün Türk Eğitim sisteminde kıdemli öğretmen ve yönetici olarak çalışmaktadır. Bir kısmı ise emekli olmuştur. Bunlardan bazıları ise kendilerini meslek içinde de yetiştirmemiş ve adeta öğrencilerinin oyuncağı olmuş, alay edilmişlerdir.
Hızlandırılmış eğitimle de yetinilmemiş doksanlı yıllarda meslekle hiç ilgisi olmayan kişiler(Ziraat mühendisi, veteriner, mimar, mühendis, arkeolog, basın-yayın vb mezunları)hiçbir formasyon eğitimi almadan öğretmen olarak atanmışlardır. Bunların içinde mutlaka başarılı olanları vardır. Ama genel durum meslek dışından yetişen kişilerin bu işte başarılı olamayacaklarını göstermektedir. Eğitim fakültesinden mezun ettiğiniz bir öğretmen adayını veteriner yaptığınızda ne kadar başarı sağlarsa bir veteriner de öğretmenlikte ancak o kadar başarı gösterebilir. Burada meslek dışından öğretmen olanların bir suçu yoktur. Esas suç oy kaygısıyla işsizlik meselesini çözmek isterken niteliksiz gençleri öğretmen yapanlardadır.
Milli Eğitim bir hükümet politikası değil bir devlet politikası olmalı, bugün koyduğu kuralı yarın bozmamalıdır. Kutsal bir meslek olan öğretmenlik niteliksiz insanlarla oyuncak haline getirilmemeli, tüm kurum ve kuruluşlardaki insanları yetiştiren bir meslek olarak payesi en yükseklerde olmalıdır.
İyi bir öğretmen nasıl olmalıdır.
* Yetiştirmekte olduğu nesilleri üst öğrenime ve hayata hazırlamalı,
* Toplum lideri olmalı,
* Köyde ve kentte yaşamanın zorluklarını yenebilmeli,
* Ülkenin değişik sosyo-ekonomik ve kültürel yapısını yakından tanımalı, uyum sağlayabilmeli, denge unsuru olmalı,

Bu Yazı 21499 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar
  • Emine 24.12.2015 22:09:18
    öğretmenlik mesleğini seviyorum ama çok benzemiyor
  • defne 12.11.2014 12:55:11
    oooo çok uzun