Okumak Bizim İşimiz
..        

Mülkün, servetinin ve zenginliğinin sınırı olmayan, sonsuz cemal ve kemal sahibi, sınırsız ilim ve kudret sahibi, Kâinatın Sultanı, Alemlerin Rabbi ve bütün mevcudatın Halıkı Zülcelali olan Yüce Allah C.C.'nün, “Habibim/Sevgilim” diye hitap ettiği ve “sen olmasaydın kainatı yaratmazdım” buyurduğu yaratılmışların en şereflisi, bütün peygamberlerin reisi ve bütün evliyaların efendisi olan, Allah Resûlü Hz. Muhammed (s.a.v.)'e ilk kelâmı, ilk emri ve nazil ettiği ilk ayet-i kerime “OKU” dur.
Demek ki, hayatın en önemli gayesi ve bu dünyada yapılacak en önemli iş “okumak”dır ki; Allah C.C.'nün sevgili Resûlüne ve tüm insanlığa ilk emri “OKU” olmuştur. Eğer Allah katında “okumak” çok çok önemli bir iş ve çok makbul bir amel olmasaydı hiç ilk emir, ilk vahiy “OKU” olurmuydu?
Peki insan neyi okuyacak… ve nasıl okuyacak?
Cenâbı Hak insanın okuması için üç kitap yaratmıştır:
1.Büyük âlem dediğimiz Kâinat. Kâinat kitabı, Bediüzzaman Said Nursi Hz. Kâinatı büyük bir kitaba, büyük Kur'an'a benzetir ve “Kâinat Kur'an” tabirini kullanır. Ona göre kâinat, okunmak üzere yazılmış büyük bir kitap ve kâinattaki her bir mevcud, bir kısım mesajlar taşıyan Rabbani birer mektuptur.
2.Küçük alem dediğimiz ve kâinatın küçük bir misali, maketi, mevcudatın fihristesi ve kâinatın haritası mahiyetinde yaratılan İnsandır. Bediüzzaman Hz.'ne göre insan küçük bir kâinat, kâinat ise büyük bir insandır. Ve her varlık Allahın kudred kalemiyle yazdığı birer ayeti dir.
3.Büyük kâinat kitabının ezeli bir tercümesi…, Allahın kâinatta vaaz ettiği adetullah kanunlarının ebedi bir tercümanı…, yer yüzü ve gök yüzünde gizli esma-i ilahi yerin hazinelerinin kaşifi…, İslam aleminin güneşi, temel ve mühendislikliği, uhrevi amellerin mukaddes haritası…, insanlık aleminin mürebbisi, rehberi…, büyük insanlık olan İslamiyetin su ve ışığı…, insanlığın hakiki hikmetleri…, ve insanlığı saadete götüren mürşidi…, ve insanlara hem bir şeriat kitabı, hem bir kulluk ve ibadetler kitabı, hem bir emir ve davet kitabı, hem bir zikir kitabı, hem bir fikir/tefekkür kitabı…, ve insanın bütün manevi ihtiyaçlarına merci olacak çok kitapları ihtiva eden semavi, mukaddes bir kitap, Kelâmullah olan KUR'AN-I KERİM dir. (25. söze bakınız)
Bediüzzaman Hz. ne göre bütün mevcudat (yaratılmış olan her şey) Allahın ayetleri ve kitabıdır. Kâinat bir Kur'an dır. İnsan bir kâinat ve bir Kur'an dır. Kâinat ve insan Kur'an ayetlerinin madde üzerinde tecelli etmiş halidir. Kur'an hakikatlerini gösterir ve ilan ederler. Kur'an ise Kâinat kitabının kelam'a dönüştürülmüş halidir. Yani Kelamullah olan Kur'an, Allahın Kâinat Kitabının, Kâinat Kur'anının kelamlaştırılmış halidir.
Kadir-i Zülcelal, Kudred kalemiyle üç ayrı kitap yazmış. Her üç kitabın şekilleri farklı ama mutevaları aynıdır: büyük kâinat kitabı, insan kitabı (küçük kâinat) ve Kur'an-ı Kerim.
“İnsan, şu dünyaya bir memur ve misafir olarak gönderilmiştir. Çok ehemmiyetli istidat (kabiliyetler) ona verilmiş. Ve o istidâdâta göre ehemmiyetli vazifeler tevdi edilmiş…” (23. söz)
Evet, insan, Cenab-ı Hakkın yazmış olduğu bu üç kitabı okuyabilecek kabiliyetlerle donatılmış; ve bu dünya misafirhanesine bu üç kitabı okumak üzere gönderilmiştir. İnsanın yaradılışı ve dünyaya gönderiliş gayesi Kâinat Kitabını, kendisini ve Kelâmullah olan Kur'an-ı Kerimi okumaktır. Bu gerçeği, Bediüzzaman Said Nursi Hz. “İnsanın vazife-i fıtriyesi, tevallümle (öğrenmekle) tekemmüldür (gelişmektir), dua ile ubudiyetdir… Demek, insan bu aleme ilim ve dua vasıtasıyla tekemmül etmek için gelmiştir...” sözleri ile ifade etmektedir.
Değerli Dostlar…!
Okumak bizim işimiz, bizim görevimiz. Okumak müslümanın işi. Bu görevi bize Allah vermiş. Okumamızı bizzat Allah C.C. emrediyor. İki cihan güneşi, Allahın sevgili Habibi Resulullah (s.a.v.) bize anamızdan doğduğumuz günden öldüğümüz güne kadar yani beşikten mezara kadar okumayı, öğrenmeyi, ilim tahsil etmeyi emrediyor.
Bizler, yani ilk emri “oku” olan Allahın kulları beşikten mezara kadar öğrenmeyi, ilim tahsil etmeyiemreden Hz. Muhammed (s.a.v.) in ümmeti, 21. yy. bilgi çağının Müslümanları ne yapıyoruz?
Bizler okumuyoruz. Avrupa ve Japonya da kişi başına günlük ortalama kitap okuma süresi yaklaşık 35 dakika olduğu halde, bizde sadece 12 saniye civarında. Avrupa da insanların ihtiyaç maddeleri sıralamasında kitap, dergi ve gazete ilk 15 arasında yer alırken bizde ihtiyaç listesine giremiyor. Avrupa'da ve Amerika'da bir kitap tek baskıda milyon adet basılırken bizde sadece 1000, 2000 ve en fazla 5000 adet basılıyor. Batıda dev kitap marketleri arı kovanı gibi çalışırken, bizim kitapçılar sinek avlıyor… ondan sonra kalkıp “dış güçler şunu yapıyor, dış güçler bunu ediyor…” diyoruz. Bilgi çağında yaşıyoruz: Elbette çok bilen, az bilene hükmedecek…!
Kendimizi “okuma özürlü” diye vasıflandırıyoruz. Kitaba para vermiyoruz, kitaba yabancıyız, okuma alışkanlığımız yok, okumak sanki angarya, önemsiz ve değersiz bir işmiş gibi algılanıyor. “Bana oku demede, ne dersen de” türü sözleri çok sık işitiyoruz.
Okumuyoruz, düşünmüyoruz, araştırmıyoruz, çalışmıyoruz ve üretmiyoruz…
Sonuç: ezilen, mağdur olan, geri kalan, muhtaç olan, hükmedilen, başkalarının ihtişamını seyreden konumundan çıkamıyoruz…
Çare: Kâinatı, kendimizi ve Kur'an'ımızı okumak, okumak, okumak….
Nasıl okuyacağımızı başka bir yazımızda ele alacağız inşallah... Rahmeti sonsuza emanet olun….!


Bu Yazı 3495 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar