Kapak
Ömer Nasuhi Bilmen
..        
1884 yılında Erzurum'un Salosar Köyünde, rüyalarla müjdelenen bir bebek, devrinin en önemli İslam âlimlerinden biri olmak üzere dünyaya gözlerini açıyor. Âlim bir zat olan Hacı Ahmet Efendi ve gönül ehli bir kadın olan Muhibe Hanımın çocuğu Ömer Nasuhi BİLMEN…

Rüyalarda doğumu ve yüksek ilmi şahsiyeti annesine müjdelenen Ömer Nasuhi Bilmen daha dört yaşındayken Kur'an-ı Kerim ile müşerref olmuş ve bir ömür sürecek ilmi hayatını başlatmıştır. Talebeliğinin daha ilk yıllarında parlak zekâsıyla dikkatleri üzerine çeken Ömer Nasuhi küçük yaşta babasını kaybedince Erzurum Ahmediyye Medresesi müderrisi ve Nakibüleşraf Kaymakamı olan amcası Abdürrezzak İlmi Efendinin himayesine girdi ve amcası ile Erzurum Müftüsü Narmanlı Hüseyin Efendi'nin rahle-i tedrisinde okumaya devam etti.

İki hocasını da yakın aralıklarla kaybedince 1908'de İstanbul'a giderek Fatih dersiamlarından Tokatlı Şakir Efendiden ders ve takiben icazet aldı. Açılan imtihanı kazanarak 1912'de dersiam oldu. Bu arada okumakta olduğu ve döneminin hukuk fakültesi olan Medresetü'l Küzat'ı da bitirdi. 1912 yılının Eylül ayında Bayezid Medresesi dersiamı olarak göreve başladı. 1913'te Fetvahane-i Ali Müsevvit Mülazımlığına (Yüce Fetvahane kâtipliği) tayin edildi. Bir yıl sonra başmülazımlığa terfi etti. 1915'te Yazım heyeti üyesi oldu.
1943 yılında İstanbul Müftülüğüne getirildi. 30 Haziran 1960 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti'nin beşinci Diyanet İşleri Başkanı olarak atandı ve daha bir yılını bile doldurmadan emekliye ayrıldı. On ay gibi kısa bir süre Diyanet işleri başkanlığı yaparak emekliye ayrılan Ömer Nasuhi Bilmen İslam ilmi ve fıkhı açısından bereketli bir ömrün ardından 12 Ekim 1971'de İstanbul'da vefat etmiş ve Edirnekapı Sakızağacı Şehitliğine defnedilmiştir.

Ömer Nasuhi Bilmen dini meselelerde asla taviz vermeyen bir yapıya sahipti. Nitekim 1960'lı yıllarda dinde reform gerekliliğini savunan ve bunun için çabalayıp kendisini de bu işe alet etmek isteyenlere; "Bozulmayan bir dinde reform mu olur?" demiş, İslam'ın ortaya koyduğu iman, ahlak ve hukuk ilkelerinin orijinalliğini, çağdaşlığını ve evrenselliğini kendinden beklenen liyakat ve büyük bir cesaretle savunmuştur.

Bir yılı bile doldurmadan Diyanet İşleri Başkanlığından emeklilik yoluyla ayrılmasında 1960 darbesi sonrasında ezanı ve ibadeti yeniden Türkçeleştirmek ve milletin maneviyatını tahakküm altına almak isteyenlerin kendi çıkarlarına Diyanet İşlerini alet etmek istemeleri etkili olmuştur.

Uzun süren memuriyet hayatı boyunca öğretmenlik de yapan Ömer Nasuhi Bilmen, Darüşşafaka Lisesi'nde yirmi yıla yakın bir süre Ahlak ve Yurttaşlık dersi okuttu. İstanbul İmam Hatip Okulunda ve Yüksek İslam Enstitüsünde Usul-i Fıkıh (Hukuk usulü) ve Kelam dersleri verdi.

Öğretmenlik hayatı boyunca hiçbir öğrenciyi derslerinden bırakmayan Ömer Nasuhi Bilmen öğrencileri arasında “Şeker Muallim” adıyla ünlenmiştir. Öğrencilerine karşı her zaman büyük bir tevazu ve hoşgörü dairesinde hareket eden Ömer Nasuhi Bilmen'e niçin bu kadar müsamahakâr davrandığı sorulduğunda, “Evladım, Anadolu'nun Allah diyen insana ihtiyacı var.” dediği bilinmektedir. Allah demenin dahi yasak olduğu bir dönemde cansiperane mücadele etmiş, ve Allah diyen, Allah'ını seven ve Allah'ından korkan insanlar yetiştirmek için emek vermiştir.

Ömer Nasuhi Bilmen'nin 1912 yılında Beyazıt Dersiamlığıyla başlayıp 1960 yılı sonlarında Diyanet İşleri Başkanlığı ile sonlandırdığı uzun bir memuriyet hayatı bulunmasına karşın O hiçbir dönemde sürdürdüğü görev yönüyle ön plana çıkmamıştır. Buna rağmen çağımızın en büyük İslam âlimleri arasında gösterilmekte ve bu sıfatı hak etmektedir. Büyüklüğünü dini tecrübesi, dini samimi bir şekilde yaşaması ve en nihaiye dine yönelen saldırılar karşısında fütursuzca dini müdafaa etmesindedir.

Ömer Nasuhi Bilmen mücadelelerle geçen bir memuriyet yaşamından sonra emekliye ayrılınca bir köşeye çekilip kendini toplumdan soyutlamak yerine toplumun çokça ihtiyaç duyduğu alanlarda ve İslam Hukuku alanında birçok eser telif etmiştir. Birçok âlim emekli olduktan sonra ya da yaşlanınca köşesine çekilip ilmi telife son verirken Ömer Nasuhi Bilmen Hukuk-i İslamiye, Istılahat-ı Fıkhıye Kamusu, Tefsir Tarihi gibi akademik açıdan da son derece önemli eserlerini emekli olduktan sonra yazmıştır.

Hayatının son anlarına kadar ilmi çalışmalarını devam ettiren Ömer Nasuhi Bilmen'in kendisini ziyarete gelen eski bir öğrencisine “Şu tefsiri bitireyim de öleyim, duam budur.” demesi ilmi çalışmalara ve özellikle tefsir ilmine verdiği önemin en açık bir göstergesidir.

Ömer Nasuhi Bilmen'in İslami İlimlerde çalışma- ların bin bir meşakkatle sürdürüldüğü bir dönemde milletin ihtiyacına binaen yazdığı Büyük İslam İlmihali üç milyondan fazla baskı yaparak eşine az rastlanır bir başarı kazanmış ve çok az kitapla yazara nasip olan bir şerefe nail olmuştur. Bir kişinin İslam'ı nasıl yaşayacağı konusunda rehberlik yapan Büyük İslam İlmihalinin ülkemizde girmediği Müslüman evi neredeyse kalmamıştır.

Yukarıda adları zikredilenlerin dışındaki başlıca eserleri şunlardır: Kur'an-ı Kerim'in Türkçe Meali Alisi, Kur'an-ı Kerim'in Türkçe Tefsiri, Kur'an-ı Kerim'den Dersler ve Öğütler, Sure-i Fethin Türkçe Tefsiri, İ'tilâ-yı İslam ile İstanbul Tarihçesi, Hikmet Goncaları, Muvazzah-ı İlm-i Kelâm, Mülahhas İlm-i Tevhid, Akaid-i-İslamiye, Yüksek İslam Ahlakı, Dini Bilgiler'dir

Ülkelerin gelecekleri geçmişlerine gösterdikleri ilgiyle doğru orantılıdır, prensibiyle dünümüze, bugünümüze hizmet etmiş ve geleceğimize de hizmet edecek olan Büyük İslam Alimi Ömer Nasuhi Bilmen'i ölümün 40. yılında rahmetle anıyor ve bizlere bıraktığı nadide eserler için şükranlarımızı sunuyoruz.

Kaynaklar:
·Büyük İslam Ansiklopedisi
·Büyük İslam İlmihali, Ömer Nasuhi Bilmen,
Ailem Yay, İstanbul, 200
·http://www.habergo.com/video.php?id=2653&title=buyuk-islam-ilmihali-yazari-omer-nasuhi-bilmen-kimdir-belgesel-izle-video
·http://www.habergo.com/haber/25733/.html
·http://www.kure.tv/belgesel/518-abide-sahsiyetler/omer-nasuhi-bilmen/15-Bolum/49815/
Bu Yazı 3274 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar