On Sene Sonra Ne Olacaksın?
01.07.2014        

DOĞRU BİR YOL HARİTASI ve EN ÖNEMLİ SORU:

10 SENE SONRA NE OLACAKSIN?

Ali Erkan Kavaklı

       

Eskimez dostum Hataylı Ali Bey’le Frankfurt Kitap Fuarında buluştuk ve zevkli bir fuar gezisinden sonra evine misafir olduk.

Ali Önal cömert adam, gönlü zengin. Dostluğumuz çok eskilere dayanır. Hatay’da görev yaptığım 1976’lı yıllara. Hatay’da defalarca evlerine gitmiştim.

Ali Bey, eğitim kitapları yazdığımı ve eğitim konferansları verdiğimi biliyordu. Bana küçük kızıyla yaşadığı problemi anlattı:

- Lise sona geçti. İyi bir lisede okuyor. Bu sene liseyi bitirecek, notlarının iyi olması gerekiyor ki bir üniversiteye girebilsin. Biliyorsunuz Almanya’da üniversiteler, lise bitirme notuyla öğrenci alır. Not ortalaması çok iyi olmazsa iyi bir üniversite hayal.

- Biliyorum, dedim. Altı yıl Pirckheimer Gymnasiumda çalıştım. Not ortalaması önemli.

- Çocuk bugünü yaşıyor, yarını düşünmüyor. Bir arkadaş grubu var. Onlar ne derse onu yapar. Ders çalışmaya oturduğunu düşünelim, bir telefon gelse hemen yerinden fırlar ve her şeyi yüz üstü bırakır, gider. Üniversite okuyacak öğrenci daha sorumlu davranmalı. Bu gidişle işimiz zor.

- Çocuk evde kendini değerli hissetmiyorsa kendine arkadaş çevresinde yer açmak ister ve orada iltifat görmeyi arzu eder. Evde yerli yersiz eleştiriyorsanız evden uzaklaşmaya başlar. Arkadaş çevresi sığınacağı bir liman haline gelir. Evde sıkça eleştiriyor musunuz?

- Bazen…

- Manevi hayatı nasıl? İnancı, ibadetleri… Hiç olmazsa hafta da bir defa dini sohbetlere gidiyor mu? 

- Öyle bir grup var ama zaman zaman onu da asıyor. Bugünlerde araba tutkusu sardı. Hafta sonu sohbete gidecek. Kapının önünden otobüse binse sohbet yerine 25, bilemedin 30 dakikada ulaşır. Bana telefon etti, baba arabanı alabilir miyim, arkadaşlarla sohbete gideceğim, diyor. Benim seyahat acentasına gelene kadar iki araba değiştirecek. Oradan arabayı alacak. Daha uzun bir yol kat ederek sohbete gidecek. Sonra arabayı bana geri getirecek ki akşam araba bana lazım. Hâsılı uzun ve dolambaçlı yolu tercih ediyor.

- Kendisini senin yanında değerli hissedip hissetmemesiyle ilgili olabilir mi? Arabayı verirsen onu seviyorsun ve onu arabadan daha değerli buluyorsun demektir. Vermiyorsan Şeyma kendisinin sevilmediği ve değersiz görüldüğü duygusuna sahip olacak.

- Hocam, o kadar dolambaçlı yol… İnsaf demek lazım.

- Arkadaşlarının arabası var mı? Onların var, Şeyma’nın yoksa kendini değersiz hissediyor olabilir. Biliyorsun, ergenlik çağından 25 yaşlarına kadar gençler mantıklı düşünür fakat duygusal karar verir. Duygular her zaman mantığın önüne geçer. Sen mantıklı düşünüyor ve mantıklı konuşuyorsun. Çocuğun duygularını da hesaba katmak lazım. Şeyma ile bir de ben konuşayım.

- Konuş hocam, çok iyi olur. Seni Allah gönderdi.

Sabahleyin sofra başına oturduk. Kahvaltı masası mükemmel. Şeyma sofraya biraz geç geldi. Okul ve ders konusu açılınca ev sahibimizi ateş bastı. Sinirli sinirli söylenmeye başladı:

“Bu çocuk ders çalışmıyor. Arkadaş delisi. Bir arkadaşı alo dese her şeyi bırakıp gidiyor. Planlı ders çalışmak… Hak getire. Başımızın belası…”

Dizine dokundum. Yüzüne baktım:

“Dur hele! Kendini frenle. Şunun şurasında kahvaltı yapıyoruz, savaş değil.”

Afalladı.

Öfke baldan tatlı. Hızını almış konuşuyordu. Frene bas deyince duraladı.

Kızcağıza döndüm.

- Hangi okula gidiyorsun Şeyma?

- Gymnasiumda (lise).

- Dersler, notlar nasıl?

Soruyu geçiştirdi. Özel alana girmiştim, kızcağız biraz tedirgin oldu.

Ev sahibi dostum heyecanla ve tekrar söze girdi:                                    

Ders çalışmıyor, sorumlu davranmıyor, arkadaşlarının hatırını her şeyin önüne alıyor. Onların bir telefonu Şeyma’yı yerinden hoplatıyor…”

Elimi dizine koydum. Yüzüne bakıp gülümsedim.

 “Aziz dostum, heyecanlanma. Ben 37 senedir öğretmenim ve bu alanda çalışıyorum.”

Şeyma’ya döndüm. Gülümseyerek:

 “Şeyma, insanları harekete geçiren şey, düşünceleri ve inançlarıdır. Biz elhamdülillah Müslümanız. Müslüman iyi insan olmalı ve işini iyi yapmalı, bunun için gayretli ve çalışkan olmalıyız. Elimizden gelenin en iyisini yapmak, bizi başarılı hâle getirir. Allah çalışana verir. Başarılı olmak bizi mutlu eder. Bu düşünceye katılıyor musun?”

Kızcağız ela gözlerini bana çevirdi. Yüzünde hafif bir tebessüm belirdi. Sözlerimde onu incitecek bir şey yoktu. Kendisini eleştirmiyordum. Başıyla onayladı.

 “O zaman önümüze bir hedef koymalıyız ve hayat boyu takip edeceğimiz düzgün bir yol haritası belirlemeliyiz. İyi bir meslek sahibi olmalıyız, işimizi iyi yapmalıyız ki saygın bir insan olabilelim. On sene sonra ne olmak istiyorsun?”

- Tıp okumak istiyorum, eczacılık da olabilir…

- Çok güzel. Hedefin var. İkinci önemli prensip şu: İşlerimizi önem sırasına göre yapmalıyız. Öğrencinin en önemli işi nedir?

- Dersleri.

- Harika. Seni tıp fakültesine veya eczacılığa kaydettirecek bir not ortalaması yakalamak için planlı ders çalışmalısın. Günlük çalışma planın var mı? Kaç saat çalışıyorsun?

- Tam bir planım yok.

- Ortalama kaç saat çalışıyorsun?

- Yarım saat falan.

-Yarım saat sana tıp fakültesi kazandırır mı?

Şeyma dudak büktü, başını iki yana salladı.

- Zor.

- Sana tavsiyem günlük 3-4 saat çalışmalısın. Bir çalışma planın olmalı. En büyük keramet çalışmaktır, der Hacı Bektaş Veli. Kur’an, insan için sadece çalıştığının karşılığı vardır, buyurur.

- Arkadaşlarım…

- Arkadaşların senin varmak istediğin hedefe ulaşmana yardımcı olmalı. Seni engelleyecek arkadaşın düşmandan farkı olmaz. Öyle arkadaş düşman başına. Hem arkadaş demek sırtımızı verebileceğimiz, destek alabileceğimiz dost demek. Öyle değil mi?

- Evet.

- Ayrıca zamanı iyi planlarsak arkadaşlara da zaman ayırabiliriz. Bir öğrencinin günlük 5-6 saati okulda geçer. 3-4 saat de ders çalıştığını düşünelim. Toplam 10 saat. Geride 14 saat var. Bunun 7-8 saati uykuyla, iki saati yemek-içmekle geçse geriye arkadaşlarınla geçirebileceğin veya hobi olarak yapacağın bir çalışmaya ayırabileceğin 4 saatin var. Günü planlarsak hobilerimize ve arkadaşlarımıza daha rahat zaman ayırabiliriz. Hem de öncelikli işimizden kalmayız.

Şeyma onayladı. Kendisiyle sözlü bir çalışma planı yaptık. Planı daha sonra yazıp duvarına asma ve uygulama sözü verdi.

Anne ve babasından da Şeyma’ya duygusal olarak destek verme, onu sevme, değerli olduğunu hissettirme sözü aldım. Özellikle Ali Bey’e kızını desteklemesini söyledim.

                       

PROBLEMLERİ KONUŞARAK VE ÇOCUĞUNUZU İKNA EDEREK ÇÖZÜN

 

Ali Bey, Şeyma ile sohbetimizi dikkatle takip etti. Kavgasız, gürültüsüz bir sonuca varmamız onu şaşırtmıştı.

Çocuklarla ve çocuklarımla hiçbir zaman kavga etmem, sert tartışmalara girmem. Hayatı onlardan daha uzun süre yaşadım, daha fazla tecrübeye sahibim. Onlardan daha çok okudum, daha çok şey biliyorum. Haklı olduğum konularda onları ikna edebileceğimi biliyorum. Bunu defalarca denedim. Hem biz çocuklardan kendimizi için bir şey istemiyoruz ki…

Onların yapmasını istediğimiz şeyler, onlar için iyi olduğunu düşündüğümüz şeyler.

Öyle olunca haklı olduğum bir konuda neden çocukları ikna etme yolunu seçmeyeyim?

Çocuklara değer vermek, onların mantığını ve duygularını önemsemek eğitimde çok önemli.

Prof. Jurgen Habermas, çocuklarınızın mantığına hitap edin ve konuşarak onları ikna edin, der.

Sevgili Peygamberimiz (sav), eğitim hayatı boyunca ikna metodunu kullanmış. Hem onun öğrencilerinin büyük bir kısmı, eğitim çağını geçmiş kişilerdi. Onları ikna etti ve davasını onlara kabul ettirdi.

Şeyma ile konuyu tatlıya bağlayınca Ali Bey tekrar araya girdi:

- Araba derdi var. Onun için hafta sonu çalışıyor. İlla da araba almak istiyor. İkide bir benim arabaya almak istiyor. İstekleri hiç bitmiyor.

Gülümsedim. Elimi dizine koydum.

- İyi, dedim.

- Neden iyi?

- Çocuklarımızın bizden istekleri olması iyi. Bize işleri düşüyor demektir. Ağalık vermekle efelik vurmakla olur. Bu yaştan sonra efelik yapamayız. Ağalığı kimseye kaptırmamalıyız.

Gülüştük.

Kararlı bir sesle devam ettim:

- Çocuğumuzun bizden bir şey istemesi iyidir. O bizden bir şey ister. Yapabileceğimiz bir şeyse memnuniyetle yaparız. Onlar bizim çocuğumuz, mutlu olmalarını isteriz. Biz de onların ne yapmasını, nasıl davranmasını istiyorsak onu isteriz. Böylece karşılıklı taleplerimiz olur. Çocuk bizden hiçbir şey istemese bize bağımlılığı kalmaz.

- Farklı bir bakış açısı, dedi Ali Bey.

- Çocuğumuzu eleştirmemeliyiz. Eşimizi de. Onları değiştirmek istiyorsak meziyetlerini bulmalı ve takdir etmeliyiz. Biz onların gözünde değerli isek bizim takdirlerimiz onları çok mutlu eder. Bizden takdir duymak için çaba sarf ederler. Böylece biz onları beğendikçe onlar bizim beğeneceğimiz şeyleri artırır. Eleştiri sevginin zehiridir. Aile fertleri arasındaki muhabbeti yok eder. Bundan sonra Şeyma bir plan yapıp derslerine öncelik vermeli, siz de onu desteklemelisiniz.

-Araba konusunda ne diyorsunuz? Bir arabası olsun mu?

- Önemli olan dersler ve 10 yıl sonra ulaşmak istediği hedef varmak için takip edeceği yol haritası.

Şeyma’ya döndüm:

- Araban olsa derslerdeki başarın artar mı?

Kızcağız, arabaya iyi tutulmuştu. Hiç düşünmeden:

- Artar, deyiverdi.

-Nasıl artar?

İzah etmekte zorluk çekti ama mutlaka bir araba almak istediği belliydi. Arkadaşlarının arabası vardı. Arkadaşları arasındaki statüsünü korumak için araba almak istiyordu. Cumartesi-pazar günleri bir markete iş bulmuş, çalışıyordu.

- Arabayı nasıl alacaksın?

- Markette çalışıyorum.

- Bu konuda karar senin. Babanla anlaşmalısın. Senin yerinde olsam derslerime öncelik verir, sınıfın en iyisi olmak için çaba harcarım. Araba almayı okul bitimine ertelerdim. Arabanın birçok masrafı olur. Benzin parası, muayene ücretleri, trafik sigortası, kasko… Ayrıca araba bakım ister. Bunlar derslerindeki başarını olumsuz yönde etkileyebilir.

- Etkilemez.

- Tahmin ederim, modeli eski bir araba alacaksın.

Başıyla onayladı:

- Ben olsam parayı biriktirir, okul bitiminde daha yeni bir araba alırım. Hem masrafı az olur hem de az problem çıkarır. Yalnız bu konu öncelikli bir konu değil. Buna siz karar verin.

Ali Bey’e döndüm. Elimi dizine vurdum:

- Aziz dostum, çocukların istekleri yapabileceğimiz şeylerse bundan mutluluk duyarak yapmalıyız. Haram ve günah olmayan isteklerine karşı çıkmamalıyız. Arabaya binmek günah değil. Günah olmayan şeyleri yasaklamayı tavsiye etmem. Çocuk çok ısrar ediyorsa alsın, senin için önemli olan şeyi ondan iste. Arabayı alsın ama dini sohbetleri kaçırmasın ve sınıf birincisi olmak için yarışsın.

Önümüzde mükemmel bir kahvaltı vardı. Üzerinde çekirdek bulunan kepekli ekmek, çavdar ekmeği, beyaz ekmek, peynir çeşitleri, zeytin, tereyağı, salata…

Konuşmaya ara verip yiyeceklerin tadına baktım.

Sonra da koltuğa yaslanıp çay içtik ve muhabbet ettik.

Bu arada Şeyma, ders çalışma programı yapıp getirdi.

Birlikte inceledik. Uygulanabilir bir program olması önemliydi. Program gayet iyiydi. Birkaç tavsiyede bulundum ve programı çalışma masasının karşısındaki duvara asmasını tavsiye ettim.

Aziz dostumla, değerli kızı arasındaki tartışmayı böylece tatlıya bağladık.

 

Beyin Vitamini: Çocuğumu Daha Zeki ve Ahlaklı Yetiştiriyorum isimli kitabım Hayat yayınları arasında çıktı. Çocuk eğitimi konusunda doğru bir yol haritasına sahip olmak isteyenlere tavsiye ederim. Çocuklara ideal vermek için ise Başarıya Götüren Yol, Başarı İnanç İşidir isimli kitaplarımı okumalı ve okutmalısınız. (İletilişim: 0212 6131100; www.kitapyurdu.com 


Bu Yazı 6432 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar