PEMGAMBERİMİZE(SAV) GÖRE HASTLIĞIN MAHİYETİ
..        

İslam dininin ve yüce peygamberimiz Hz. Muhammed'in (s.a.v) hayatının insanlığa her türlü imkan ve vasıta ile tekrar tekrar anlatılması gerekmektedir. Çünkü O önderimiz,örneğimiz,yüceler yücesinin,gönüller sultanının,fahr-i kainatın alemlere rahmet olarak geldiğini biliyoruz.
Rahmet peygamberinin daha iyi anlaşılmasına katkıda bulunmak amacıyla bu yazımızda Allah Resulü'nün hastalarla iletişimini, hasta ziyaretine verdiği önemi ve O'na göre hastalığın mahiyetini ve hastalara tavsiyelerini ele alacağız.
Öncelikle Kur'an-ı Kerim'de de belirtildiği gibi “Onlar(mü'minler) öyle kimselerdir ki başlarına bir musibet geldiğinde biz Allah'ın kullarıyız; dönüşümüzde ancak O'nadır derler”
Yani kainatta tesadüfe yer verilmediği için hastalıklar da kendiliğinden değildir. O hastalıkları da kullara gönderen Allah'tır. Peygamber efendimizin de belirttiği gibi “En ziyade musibet ve meşakkate giriftar olanlar insanların en iyisi ve en kamilleridir.” Yani önce peygamberler sonra evliyalar sonra derecesine göre diğer insanlar gelir. Bu mübarek zatlar hastalıklara Allah'ın bir hediyesi nazarıyla bakmışlar.
Hz. Amir (r.a) Efendimizin şöyle dediğini naklediyor: Mümin'e hastalık gelip Allah onu iyi ettiğinde, bu mü'minin günahlarına kefaret ve ilerisi için ders olur. Münafık ise hasta olup iyi olduğunda, bağlanıp salıverilen deve gibi kalkar. O niçin bağlandığını ve niçin salıverildiğini bilmez. Yine hastalıkla geçen bir ömrün Allah'tan şikayet etmemek şartıyla ibadet olduğunu Allah' Resulü'nden öğreniyoruz
Bir diğer hadis-i şerifte şöyle buyuruyor:Bir kimse hastalandığında kendini nasıl buluyorsun? Diye sorulduğunda Rabbi'ne güzel sena ederse(elhamdülillah iyiyim derse) Allah'ta onu Mele-i Ala'da sena eder”
Hasta ziyaretinin faziletini Peygamber efendimiz şöyle belirtiyor: Bir hastayı akşamleyin ziyaret eden hiçbir kimse yok ki beraberinde kendisine sabaha kadar istiğfar edecek yetmiş bin melekle çıkmış olmasın. Ayrıca onun cennette bir bahçesi de vardır. Kimde hasta ziyaretine sabahleyin gelirse onunla birlikte yetmiş bin melek çıkar,akşam oluncaya kadar ona istiğfar ederler. Onunda cennette bir bağı vardır. Hasta ziyaret ederken az oturmak ve az gürültü yapmak ta sünnettir.
Hz. Ali (r.a) anlattığına göre de Rasulullah (s.a.s) bir hastaya geldiğinde veya kendisine bir hasta getirildiğinde şu duayı okurdu: Ey insanların Rabbi acıyı gider,şifa ver sen Şafi'sin. Senin şifandan başka şifa yoktur. Sen'den hiçbir hastalığı hariç tutmayan şifa istiyoruz. Hz. Enes(r.a.) da şöyle anlatıyor: Rasullullah(s.a.s) buyurdular ki;kim abdest alır ve sevap ümidiyle Müslüman kardeşini hastayken ziyaret ederse ateşten yetmiş yıllık yürüme mesafesi kadar uzaklaştırılır.
Son olarak ta Efendimiz'in şu tavsiyesiyle yazımıza son veriyoruz:Dikkat edin, tedavide kusur etmeyin! Allah bir hastalık göndermişse muhakkak arkasından tedavi yolunu da göstermiştir. Bir tek hastalığın tedavisi yoktur. O da ihtiyarlıktır.Dünyada ki hastalıklar ve hastalıkların devaları adedince hastalığı bize bu şekilde ders veren Hz. Muhammed Mustafa'ya salat-ü selam olsun.


Bu Yazı 3670 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar