PEYGAMBER EFENDİMİZİN EVLİLİKLERİNİN BAZI HİKMETLERİ - III
..        
HZ. CÜVEYRİYE: Hz. Cüveyriye Beni Mustalik kabilesi reisi Haris b. Ebi Dirarın kızıydı. Müreysi gazasında alınan esirlerden biri de kendisiydi. Peygamberimizin amansız düşmanlarından biri olan Müsafi b.Safvan savaşta öldürülünce Hz. Cüveyriye dul kalmıştı.
Hz Cüveyriye hürriyetine kavuşmak için fidye ödeyecek parası olmadığından Peygamberimize müracaat etti. Peygamber efendimiz kurtuluş fidyesini ödeyerek Hz. Cüveyriye'yi babasına teslim ettikten sonra onu babası Haris b. Drar 'dan istedi ve babası da muvafakat gösterdi. Peygamber efendimizin Hz Cüveyriye'yi zevceliğine aldığını gören azhap kiram ( resulullahın zevcesinin akrabaları artık esir kalmamalıdır' diyerek ellerindeki bütün esirleri serbest bıraktılar. Peygamber efendimizin Hz. Cüveyriye'yi eş olarak aldığını duyan müstalik oğullarından bir çok kimse de bu mürüvvet ve alicenaplığa hayran kalıp Medine'ye gelerek Müslüman oldular.
Peygamber efendimizin bütün evliliklerinde ayrı ayrı hikmetler vardır. Bu evliliğinde içtimai bir hikmet ve maslahatı göz önünde bulundurmuştur. O da kalpleri kendisine ve islama ısındırmak ve kabileleri akrabalık bağı kurarak etrafında toplamakla kendisine ve islama yardımcı kılmaktır. Malumdur ki insan bir kabileden veya aşiretten evlendiği zaman onun ile o kabile veya aşiret arasında bir yakınlık meydana gelir bu da tabii olarak onları o insanın yardımına koşturur.
İşte Allah Resulu Hz. Cüveyri'ye ile evlenmesinde bu maksat ve gayeyi gütmüş ve bunda da muvaffak olmuştur.
HZ. ÜMM-Ü HABİBE: Peygamberimizin hanımlarından Ümm-ü Habibe, kocası Ubeydullah b. Cahş ibn-i Rebah ile, İslâmiyetin ilk yıllarında Müslüman olmuşlar ve hicret zamanında beraber Habeşistan'a hicret etmişti. Habeşistan'a vardıktan sonra kocası, oradaki papazların telkin atına kanarak İslâm'dan irtidat etti, yani dinden döndü. Bu hadise vuku bulmadan evvel Ümm-ü Habibe (r.a.) hazretleri bir rüya görmüş, rüyasında kocası acayip suretlere girmişti. Bu rüyadan sonra üzülüyor, bir kötü durum olacağından korkuyor fakat, kocasına bir şey söylemiyordu.
Kocası kendisine bir sabah: Ey Ümm-ü Habibe! Ben din hususunda çok düşündüm... Fakat Hıristiyanlıktan daha iyi bir din göremiyorum. Ben daha önce Müslüman olmuştum ama, şimdi tekrar Hıristiyanlığa dönüyorum, istersen benimle, sen de dininden dön!., deyince, Ümm-ü Habibe daha evvel gördüğü rüyayı nakletti ve dininden dönmemesi için nasihatlerde bulundu. Ümm-ü Habibe'nin sözleri, hiçbir tesir göstermedi. Kendisini iyice içkiye veren kocası, kısa zaman sonra öldü. Ümm-ü Habibe (r.a.) hazretleri ise, Habeşistan'da doğan kızı Habibe ile yalnız kaldı.
Habeşistan hükümdarı, Müslümanların ülkesine hicretlerini kabul etmiş ve Müslüman olmuştu. Orada Müslümanlara, dul ve yetimlere yardım ediyordu.
Hazreti Resulü Ekrem Efendimiz, Ümm-ü Habibe'nin yalnız kaldığını ve iddetinin dolduğunu öğrenince nikâh için haber saldı. Bu iş için ise Amr b. Ümeyye Damarî hazretlerini Habeşistan hükümdarına gönderdi. Peygamber Efendimizden bu haber gelince Habeşistan hükümdarı kendi cariyesini Ümm-ü Habibe (r.a.) hazretlerine göndererek meseleyi bildirdi ve: Eğer sen de bu işe razı isen kendine bir vekil tayin eyle de nikâh işini tamamlayalım dedi. Hükümdar, Ümm-ü Habibe'ye hediye olarak, iki gümüş gerdanlık, başka mücevherler, yüzükler, bilezikler göndermişti.
Hazreti Umm-ü Habibe, kendisine vekil olarak Halid îbn-i Saıd'i tayin etti. Böylece de, nikâh işinin tamamlanmasını bildirmiş oldu. Bunun üzerine Habeşistan hükümdarı, oradaki Müslümanları toplayıp şahitleri tayin etti ve aynı mecliste Resûlüllah'dan vekaleten 400 dirhem mehir tayin edip, bizzat Umm-ü Habibe'nin vekiline verdi. Böylece ümm-ü Habibe validemiz Hicrî sene altıda Ezvacı tahirat arasına girmiş oldu. O zaman Ummü Habibe 37 yaşlarında idi: Allah onlardan razı olsun...
HZ.SAFİYE: Hayber fethinde esir olanlar arasında Beni nadir reisi Huyey b. Ahtap'ın kızı Safiyede vardı. Asıl imi Zeynep olan Hz. Safiye'nin annesi de Beni Kurayza Yahudileri reislerinden birinin kızıydı. Hz. Safiye hayber Yahudileri reislerinden Rebi b. Hukayk'ın oğlu Kinane ile yeni evlenmişti. Hayber günü kocası Rebi öldürülünce dul kalmıştı ve Müslümanlar tarafından esir alınmıştır. Esirler toplandığı zaman sahabelerden Hz Dihye Hz. Saf iye'yi beğenip almak istemiştir. Fakat ashapı kiram Hz. Safinin Hayber reisinin gelini ve Beni nadir'in en şerefli bir aile kızı olduğunu düşünerek bunu uygun görmedi. Hz. Resulullah'a gelerek ' Ya Resulullah ! Beni Kureyza ve Beni Nadirlerin reisi Huyey'in kızı Safiye'yi Dihye'nin alması uygun değildir! Onu ancak sen almalısın dediklerinde Peygamberimiz bu itirazı kabul etmediği takdirde ashab-ı Guzinin kalben rahatsız olacakları muhakkaktı. Bunun üzerine Hz. Peygamberimiz Hz. Dihye'ye başka bir kadın almasını emir buyurdu.Hz Bilal'i Hz. Safiye'yi getirmeye gönderdi. Hz Safiye gelince Peygamberimiz Hz. Safiye'ye islamı anlattı ve ona Müslüman olması durumunda kendisini zevce olarak alacağını şayet Yahudiliği tercih ederse kendisini azat edeceğini ve kavmine göndereceğini ifade etti. Allah Resul'ü ile bir kerecik olsun kendisinden bir kaç kutsi kelam duyan Hz. Safiye tercihini doğru yaparak ' Sen beni küfürle İslamiyet'ten birini seçmekte serbest bırakıyorsun Allah ve Resulü bana azat edilmemden ve kavmimin yanına dönmemden daha sevgilidir ben seni tercih ediyorum. Harp sonrası bir prensibi de, mağlup ettiği veya teslime mecbur bıraktığı düşmanla uzlaşma yoluna gitmesi idi. Hz Safiye ailesi, Yahudiler arasında itibarlı, şerefli bir aile idi. Elbette onun mevkiinin muhafazası İslamiyet ve Müslümanlar için iyi neticeler ve faydalar doğurabilecekti. Bir diğer hususta Resul-i Ekrem'in bazı evliliklerinde siyasi durumunun göz önünde bulundurulmasıydı. Bir kabilenin ve bir kavimin ileri gelenlerinden birinin kızını almakla o kavimi, kabileyi düşman ise İslamiyet ve Müslümanlara karşı düşmanlıklarını en azından hafifletip yumuşatıyor dost ise bu dostluğun daha da kuvvet bulmasını sağlıyordu.
HZ. MEYMUNE: Amr b.Sa'sa'a kabilesine mensub el-Harisin kızıdır. Resulullah hicri 7. yılda Mekke'de umre haccı dolayısıyla bulunduğu bir sırada evlendiğinde Meymune 36 yaşında dul bir hanımdı. Rivayetlere göre Meymune kendini Hz Peygamber'in hizmetine vakıf etmek istemiş Peygamberde onunla evlenmiştir. Bu evliliğin sebeb sâiklerinden sadece ikisini biliyoruz:1-Meymune'nin hepside çeşitli kabilelerin ileri gelen kimseleriyle evlenmiş 8 kız kardeşi bulunuyordu; öyle ki İbni Habibe göre,” (Meymune'nin annesi) Hind'in sahip olduğu damatlar kadar asil damatlara sahip hiçbir Arap kadını yoktu.” 2-Resulullah'ın İslam ile Mekke arsındaki ilişkilerde bir uzlaşma, bir yumuşama getirmek için çare ve yollar aradı tahmininde bulunmak insana daha makul gelmektedir. Bu nikah kıyıldığında Hudeybiye sulh anlaşmasının tanıdığı haklardan istifade ile Resulullah Müslümanlar ile birlikte Mekke de bulunuyordu. Mekke müşrikler tarafından boşaltılmış Müslümanların 3 günlük kalma süresi bitmişti.Mekkeliler tarafından gönderilen bir haberci-elçi gelip artık şehri boşaltıp gitmelerini istedi.Resulullah bu elçiye yeni nikahlanmış olduğunu bir düğün yemeği tertipleyerek Mekkelileride davet etmek istediğini bildirmiş fakat bu kabul edilmemiştir.Resulullah burada da düşmanları ve hasımlarıyla uzlaşıp anlaşma yoluna girme hususunda bir fırsat yakalamayı düşünmüştür. Hz Meymune hicri 51 yılında vefat etmiş ve çok sayıda hadis nakletmiştir.
HZ. MARİYE-İ KIBTİYYE: Mısırlı olup Hıristiyan bir hanımdır. Onun babası İran'lı annesi de Grek asıllıdır. Hicri 7.yılda Resûlullâh'ın gönderdiği mektuba Mısır yöneticisi Mukavkıs'a bir yazı ile cevap vermiş beraberinde birçok hediye ile birlikte köle bir kadını da armağan olarak gönderir. Resûlulâh bu hediyeleri kabul etmiş Mariye'yi de azâd ederek onunla evlenmiştir. Peygamberimizin oğlu İbrahim Mariye'den doğmuştur. Resûlullâh'ın bu evliliği diğer bütün cariyeler için bir nimet teşkil etmiştir; zira Resûlullâh'ın şu beyanı bir hukuk kaidesi haline gelmiştir : ' Şayet bir cariyenin efendisinden bir çocuğu dünyaya gelecek olursa, bu efendi onu daha önce azat etmemiş olsa bile, onun vefatı ile o kadın kendiliğinden azatlı ( hür) hale gelir. Demek ki Resullahın böyle bir cariyelik hayatı sürmesi de boşuna değil bir sebebe binaendir. Bu evlilik Mısırlılar üzerinde büyük bir tesir bırakmış Araplar Mısıra hücum ederken Bizanslılarla olan savaşta Mısırlılar bu evlilik münasebetiyle tarafsız kalmışlardır. Böylece Hz. Peygamberin akrabalık yoluyla kurduğu bu yakınlık burada da kendisini göstermiştir.
Hz.REYHANE: Kureyza'ya mensup Yahudi bir hanımdır. Hicri 5 yılda bu kabile ile tutulan savaş sonucunda savaş ganimeti olarak Hz Muhammed (s.a.v.) hissesine düşmüş. Başlarda tereddüt etmesine rağmen sonra islamı seçmiş Peygamber'imizde kendisine evlilik teklif ederek özgür kalabileceğini ifade etmiş. Ancak Hz. Reyhane'nin şu cevabı verdiğini görüyoruz:”beni nikâhlamaktansa cariyen olarak muhafaza et. Ben bir cariye olarak kalmak isterim, zira hür Müslüman kadınlar gibi başıma örtü ve yüzüme peçe takmak istemiyorum. Peygamberimiz bu teklife rıza göstermiş. Kaynaklar veda haccı dönüşü bu hanım'ın hicri 10. yılında vefat ettiğini bildiriyor.
Bu noktaları dikkate aldıktan sonra Hz. Peygamber'in birden fazla hanımla evlenmesinin sebeplerinden bazılarını hulasa edersek:
1-Müşriklerle yapılan savaşlarda Hz. Peygamber, dostlarının birçoğunu kaybetmiş, bunların eşleri dul, çocukları öksüz kalmıştı. Hz. Peygamber'in bu dullara ve öksüzlere vereceği en büyük teselli bunları koruması altına almak ve alınmasını sağlamaktı. Hz. Peygamber'in eşlerinden üç-dört tanesi bu sınıfa dâhildir.
2-Hz. Peygamber, kendisiyle birlikte canla başla mücadele edenlerle arasındaki bağları güçlendirmek, böylece münafıkların ve diğer düşmanların bu bağlar üzerinde hiçbir tesir icra etmemesini sağlamak istemişti. Onun Hz. Aişe, Hafsa ve Zeynep ile olan evlilikleri de bu gayeye yöneliktir.
3-Hz. Peygamber, çeşitli ırk ve kavimlerle hısım ve akrabalık bağı tesis ederek onarın düşmanlıklarını dostluğa dönüştürmüştür. Hz. Mariye Hz Cüveyriye ve Hz Safiye ile evlilikleri bu gayeye yöneliktir.
4-Efendimiz evlilikleri ile cahiliye dönemi adetlerini de yıkmış Kur ani hükümlerin uygulanmasında öncülük etmiştir. Hz Zeynep ile evliliği bu gayeye örnektir.
5-insanın çeşitli huy ve tavırları vardır ki, bunlar ancak karşı cins ile irtibatı olduğun da ortaya çıkar. Sonra İslam hukukunun kadınlara yönelik bir çok hükmü vardır ki bunları ancak kadınlar aracılığı ile ilan etmek gerekir.aile içinde açıklanması gereke söz ve durumlarda insanların mahrum olmaması ve bunların sonraki nesillere aktarılabilmesi için Hz Peygamberin eşleri gördüklerini ve işittiklerini başkalarına anlatmakla görevliydiler.
Ya Rab! Resul-ü Ekremin hürmetine bizi onun şefaatine mahzar ve sünnetinin ittibaına muvaffak ve dar-ı saadette o'nun al ve ashabına komşu eyle! Âmin

Bu Yazı 4713 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar