Paranın Efendisi Kim?
..        
Hayatımızda önemli yer eden, bizim hakimiyetimiz altında olması gerekirken hakimiyeti altına girdiğimiz kaç tane “araç” vardır?
Amaç haline getirilen araçların bir dökümünü yapmaya ne dersiniz?.
Örneğin, “para”dan başlayalım. “Paran Varsa Tamam”, “Paran Kadar Konuş”, “Denizde Kum Bizde Para” ve benzeri sıradan gibi görünen, ama bir dünya görüşünü yansıtan sözler dillerde dolaşıyor.
Para nedir? Bir mübadele, bir değişim aracı mı, yoksa “her şey” mi?
Elimizdeki parayla neler yapabiliriz?
Parayı bir “araç” olarak mı, yoksa “amaç” olarak mı görmekteyiz?
Mevlana'nın, para için söylediği “elinizde olsun; ama gönlünüzde olmasın” nasihatine kulak vermeden, parayı elimizden çok gönlümüze mi dolduruyoruz?
Bazılarına göre para, sadece paradan ibaret değil. Hayalleri süsleyen hedeflere ulaşmak için en önemli araç. Bazılarına göre mutluluğun kaynağı, bazılarına göre güçlü olmanın temel şartı, bazılarına göre insanları kontrol altında tutmanın en güzel yolu, bazılarına göre istediği kızla evlenebilmeye bir basamak, kimisine göre ev, araba, lüks yaşam gibi hayalleri süsleyen hedefleri sahip olmanın vazgeçilmez aracı.
Daha fazla para, kimileri için “daha güzel hayat” demek. Böyle düşündüğü için nice insan daha şatafatlı, daha gösterişli, daha abartılı ve ihtişamlı bir hayata ulaşmak için durmadan çabalıyor, varını-yoğunu harcıyor.
Kimisine göre para “toplumsal statü”nün kazanılması için çok gerekli. Bu yüzden parayı elde eden, hemen lüks harcamalara başlıyor. Pahalı eşyalar, lüks arabalar bir tür kartvizit gibi görülmekte.
Parayla maddî zenginliğe ulaşan, zenginliği parada gören kişi, belki kendine yalancı bir Cennet kurabiliyor. Kendini bu yalancı Cennete alıştırıyor. Zenginlik onun için bir alışkanlık haline geliyor. Bu alışkanlığın, hattâ hastalığın etkisiyle hep para kazanmak istiyor. Ancak bunu yaparken, insanî pek çok meziyetten feragat ediyor, alçalıyor, küçülüyor. Tıpkı, kendisine “Servet ayaklarının altında serili olduğu halde, neden bu kadar fakirsiniz” diye sorulan bir filozofun verdiği şu cevapta vurgulandığı gibi:
“Ona ulaşmak için eğilmek lâzım da, ondan.”
Para bazı insanlarca “bir doyum aracı” olarak algılanıyor. Ancak parayı zevk alma aracı olarak kullanan insanların kesinlikle doyuma ulaşmadıklarını hatırlatmak gerek. Tıpkı kedinin kuyruğunu yakalamaya çalışması gibi, parayla doyum arayanlar bir türlü bu hedeflerine ulaşamıyorlar.
Benjamin Franklin, “Para her şeyi yapar diyen adam para için her şeyi
göze alan adamdır” derken, özellikle günümüzde çokça örneklerini gördüğümüz bir insan tiplemesi yapmakta.
Para için makam ve mevki peşine düşen, hedeflediği makam ve mevki için insanlara sürekli rüşvet dağıtanların sonuçta nasıl bir tavır sergileyeceğini Aristo gayet veciz olarak şöyle ifade ediyor:
“Mevkilerini para ile satın alanlar, masraflarını geri alma gayretine düşerler.”
Kimilerine göre para “özgürlük” demek ve özgür bir hayat için mutlaka para gerekli. Ancak bu anlayışta da bir ölçü olmalı. J.J. Rousseau, “Eldeki para hürriyetin aletidir, ama peşi kovalanan para kölelik aleti olur” derken, bu ölçüye işaret ediyor. Bacon ise, özgürlüğe ulaştıran parayı şöyle tarif ediyor:
“Para iyi bir uşak, kötü bir efendidir.”
Parayı bir mabud haline getiren insanların oluşturduğu bir toplumda, aslında insanlar para vasıtasıyla birbirinin kölesi oluyorlar. Parayla “özgürlüğün” ve “özgür bir hayatın” peşinde koşanlar, ya patronunun, ya borç aldığı veya alacağı dostunun, ya banka müdürlerinin ve daha nice makam ve mevki sahiplerinin kölesi oluveriyorlar.
Para sevgisinin insanların tutumlarındaki yansımaları farklı farklı. Örneğin bazıları parayı sever ve onu saklayıp çoğaltmakla uğraşır. Ama bu sevgi çoğu zaman karşılıksız kalır. Ya birden uçup gidiverir, ya da öldükten sonra mirasçılar tarafından “çatır çatır yenir.” Kimisi de, elinde avucunda ne varsa harcar. “Hazıra dağlar da dayanmaz” atasözünün haklılığını bir kez daha göz önüne serer.
Bir zamanlar, paradan bahsetmeyi hoş karşılamazdı atalarımız. Hattâ insanları rencide etmemek için, keselerini veya cüzdanlarını gizlice açarlar ve içinden gerektiği kadar parayı alırlardı. Ama şimdi paradan bahsetmek “nahoş” bir davranış olmaktan çıkmış durumda. Sıradan, alışıldık bir şey. Çünkü hayat ne yazık ki, paranın etrafında dönüyor ve hayatlar öyle şekilleniyor.
Geriye paranın görünmez hakimiyeti altında özgürlük koşusu yapan nice insan kalıyor.

Bu Yazı 2496 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar