Rabbimizden Mektup Var
..        

Yorgun ve bitkin bir halde eve geldim. Biraz dinlenmek amacıyla kanepeye uzandım. Gün boyunca hiç kapanmayan ve evin başköşesini işgal eden televizyondaki belgesel programını izlemeye başladım.
Programda, Afrika'daki çöl yılanlarının türleri anlatılıyordu. Kendimi bildim bileli yılanları hiç sevmem. Yılanın bırakın kendisini ismi bile bana çok soğuk, sinsi ve ürkütücü gelir ve yılandan çok korkarım.
Yılana duyduğum antipati ile programı izlerken git gide program daha fazla dikkatimi çekmeye başladı. Programda bir tür çöl yılanı tanıtılıyordu:
Aman Allah'ım o ne güzellik…!
Yılanın öyle gözleri var ki, o ne muhteşem güzellik; insan bakmaya, seyretmeye doyamıyor. Yılanın derisi sarı ve mavi renkler çoğunlukta olmak üzere rengârenk… Sanki nakış nakış işlenmiş. Ses ve kokuya karşı aşırı duyarlılığı, hızlı manevra kabiliyeti ile tam bir tasarım ve mühendislik harikası… Kendimi programa kaptırmışım. Hayran hayran yılandaki o müthiş güzelliği seyrediyorum. Beğenmemek, hayran olmamak, sevmemek mümkün değil.
Güzel Allah'ım yılana bile ne muhteşem güzellikler vermiş! Aslında ben yılana değil de, yılanı tasarlayan mühendise, onu icat eden ve halk eden sanatkâra hayran olmuştum. Yılanın güzelliği, sonsuz Cemal ( güzellik ) ve kemal ( mükemmellik ) , sahibi , Sani-i Zülcelal'in güzel isimlerinin küçük bir tecellisinden ibaretti.
Bir taraftan bunları düşünürken; diğer taraftan bir başka hayret içerisindeydim. Okuduğum eserler hayatımı öyle etkilemişti ki; bana yılanı bile güzel görebilecek bir bakış açısı kazandırmıştı. Dünyayı seyrettiğim gözlüğümün camlarının rengini değiştirmişti. Artık dünyayı simsiyah bir zindan ve bir matemhane-i umumi gibi değil de; rengârenk bir şenlik ve bayram yeri gibi görebilmeyi öğretmişti.
“Elhamdülillahi Ala Dinil İslam ve alâ nurûl iman” dedim.
Bu hadiseden birkaç gün sonra yine evde oturmuş kitap okuyordum. Birden açık olan sayfanın üzerine kanatlı bir böcek kondu. Sarıya yakın rengi olan bu kanatlı böcek ( sinekcik ) o kadar küçüktü ki, çıplak gözle zor görülebiliyordu. Küçücük bedeni ile yaptığı seri ve kıvrak hareketler ilgimi çekmişti.
Kitap okumayı bırakıp, minik misafirimi izlemeye başladım. Dalmışım. Mübalağasız 15 dakika kadar bu minik sinekciği izlemişim. O küçücük vücudu çok ilgi çekici ve sevimliydi. O minik bedende ayakları, kanatları, gözleri, midesi, sindirim sistemi vs. bütün azalar mevcut idi. Ve daha ilginci o minicik varlık hayat sahibiydi.
Hayret ve hayranlıkla seyrettim davetsiz minik misafirimi.”Aman Allah'ım bu ne müthiş , ne harika , ne muhteşem bir eser” demekten kendimi alamadım. Bediüzzaman Hz., kainattaki her şeyin kendi sanatkarının , yaratıcısının isim ve sıfatlarını anlatan birer “Rabbani Mektup” olduğunu söyler. Birden Üstad hazretlerinin “pirenin midesini kim tanzim etmişse , güneşi dahi o yaratmıştır.” Vecizesi hatırıma geldi.
Evet, çıplak gözle zor görebildiğim bu minik sinekciğin midesi, sanat cihetiyle koca yıldızlardan, gezegenlerden hiç de küçük değildir. Bu sinekciğin gözünü ve midesini, ancak içinde milyonlarca yıldız ve gezegeni bulunduran galaksileri yaratan bir ilim ve kudret sahibi Zat yaratabilir diye düşündüm.
Sonra birden aklıma şu husus geldi: Ben eskiden böyle bir durum ile karşılaşsaydım; hiç düşünmeden hemen o böceği öldürür ve beni rahatsız etmesine engel olurdum.
Kitap okurken sayfaya konan bir sinekciği hiç düşünmeden öldürüp atmak veya onu bir “Rabbani Mektup” olarak algılayıp bir kitap gibi okumak , hayret ve hayranlıkla onu izlemek…! İki farklı ve zıt davranış tarzı.
Bendeki bu değişim, Risale-i Nur'un bende meydana getirdiği hayat anlayışının ve kâinat kitabını okuma idrakinin eseriydi. Evet bir sinekciği bir kitap, bir Rabbani mektup gibi okuyarak ondaki sonsuz Esma-ül Hüsna tecellilerini temaşa etmeyi bana Risale-i Nur Külliyatının Tefekküri bakış açısı öğretmişti.
Bunu düşününce, Risale-i Nur'u tanıma ve okuma bahtiyarlığını bana nasip eden Rabb-i Rahimime şükrettim ve Allah'ın şanslı kullarından birisi olduğumu hissettim.


Bu Yazı 2285 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar