Rahmet Gazap Dengesi ve Eğitim
06.01.2016        

 

RAHMET GAZAP DENGESİ VE EĞİTİM

                           

 

Deniz ÖNAL

 

“Rahmetim gazabımı geçti” buyuruyor yüce Rabbimiz. Rabbimiz demeyi uygun buluyorum burada, çünki terbi eden demek Rab. O terbiye eder bizi ve cümle yaratılmışları. Canlı cansız fark etmez atomu terbiye eder, ihtiyaca cevap veren organik ve inorganik moleküller hasıl olur. Moleküller hücre ve dokulara tebdil olur, onun terbiyesiyle. Ve insan; terbiye edilmiş unsurların en mükemmel tablosu. İnsan içinde insan-ı kamil, insan-ı kamilin şahikası, zirvesi Hz. Muhammed (s.a.v). En güzel o terbiye edildi. En iyi o terbiye edildi. O yüzden buyurdu ki; “beni Rabbim terbiye etti,ne güzel terbiye etti”. O zaman bize, terbiye edicilerin en güzelini dinlemek, itaat etmek ve terbiye edilmişlerin en güzeline örnek almak düşer. Başka bir hitabında “Allah’ın ahlakıyla ahlaklanınız” buyurmuştur Rabbimiz. O’nun gibi bağışlayıcı olmak, O’nun gibi kerim olmak, O’nun Peygamberinde resmettiği gibi olmak mesela.

Geçenlerde kendiside eğitimci olduğunu ifade eden bir öğrenci veliyle konuşmamızda küçük bir anekdot nakletmek istiyorum. Çocuğuna iyi bir eğitim verdiğini iddia ederken şöyle eklemişti; “ben ona hiç ceza vermem hep mükafat verir, överim”. Ne yazık ki çocuğun üçüncü okul değişimiydi. Anne çocuktaki kendince mükemmel “!” eğitime rağmen neden istediği neticeye ulaşamadığını anlamlandırmaya çalışıyordu. Kırmadan kendi yorumumu paylaştım nacizane. Kısaca şöyleydi tahlilim; Bakın biz, bizi de kainatı da terbiye eden güç olan Allah nasıl terbiye ediyor ise O’nu dikkatle izlememiz gerekiyor. O sadece ödül ile celbetmiyor, bir cezadan da bahsediyor. Yerine göre bu bazen bir hak mahrumiyeti oluyor, bazen ise başka insanların hukukuna ve hukukullaha dokunan bir fiil ise şiddetli bir azaptan bahsediyor. Yani O’nun bir cenneti var, bir de cehennemi. Ama cennetten daha çok bahsediyor. Cennete daha çok bahşediyor ve kulların önünü açıyor oraya doğru. Yani rahmette var gazapta. Ama rahmeti gazabını geçiyor her daim, hem dünyada hem ahirde. Eğitimin her boyutuna belli oranlarda uygulayabileceğimiz bir hakikat bu, ceza-ödül dengesi.

Mükafatlandırırken de olması gereken bir dengeyi yine fıtrat kurallarından öğreniyoruz. Mükafatın yani ödül ve ikramın da dozunu ayarlayamamak, tesirinin kaybına neden olacaktır. Derman hadden geçerse dert getirecektir. Bazen gereğinden fazla merhamet ve hassasiyet de faydadan çok zarar verir. Burada da rahmet – gazap kavramının rahmet boyutunda ki dengeyi de gözetmek gerektiğini anlıyoruz. Yani rahmet-i ilahiyeden fazla rahmet rahmet olmuyor artık. Yapana ve yapılana zarar vermeye başlıyor. Sınır gözetmeden ödüllendirdiğiniz evladınız, çalışanınız, öğrenciniz vs. Bir süre sonra tatminsizlik gibi bir tehlikeyle karşı karşıya kalabilir de. Hep demişimdir iki tür insan tehlike ve sorun  arz eder; biri kaybedecek bir şeyi olmayan diğeri ise kazanacak bir şeyi kalmamış olan. Her istediğini aldığımız, her beklentisini karşıladığımız çocuklarımıza ne kadar zarar veriyoruz bir bilseniz. Hayattan beklentisi kalmayan, şımarık, heyecansız ve şevkini yitirmiş bir nesil üretmek üzere olduğumuzu bilelim. Ağaçta bir meyvenin olgunlaşması için ne kadar safha ve süreçler geçtiğine bir bakın. Mevsimlerin birbirini tamamlar gibi geliş düzenine de hakeza. Ağaç her istediğine her mevsim ulaşamıyor. Kışın yapraklı kalmak isteseydi, donacaktı örneğin. Bir sebep sonuç ilişkisi bir teenni ve tedrici hareket etme prensibi hep işliyor. Öyleyse insan eğitimi ve terbiyesinde de bu fıtri işleyiş örnek alınmalıdır. Yoksa olgunlaşmamış, başarmamış, üretmemiş ama hazıra konmuş bir nesil bekliyor bizi. Değerli bir büyüğümün bana güzel bir tavsiyesi vardı; “olgunlaşmadan ağacın dibine düşen meyve olma sakın” demişti.

Demek ilahi metod ve fıtrat kuralları hatta doğadaki olaylar izlenerek eğitimde doğru yöntemler keşfedilebilir. Mükafat yalnız başına itici bir güç değil, caydırıcı bir unsur olarak  ceza ve hak mahrumiyeti de terbiyede gerekli bir kavram. Ödül ve ceza diğer bir tabirle rahmet ve gazap dengesi sağlanmalı. İlahi fermandan ders alınarak rahmetimiz gazabımızı geçmeli. Ağaç sulamak kadar budamanında bir faydası olduğunu, ona zarar veren unsurlarla mücade etmenin de ağacın hayrına olduğunu bilmektir bu düsturu anlamak. Mazluma merhamet kadar, zalime de cezasını vermektir adalet.

 


Bu Yazı 1103 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar