SEVGİMİZİ MAHKUM ETMEYELİM!
..        
Bizler, toplum olarak ifade güçlülüğünü çekiyoruz. Özellikle duygularımızı, düşüncelerimizi ve sevgimizi ifade edemiyoruz. Sevgimizi ifadede cimri davranıyoruz. Sevdiklerimizden sevgilerimizi gizliyoruz. Duygularımızı bastırmaktan ve kendimize acı çektirmekten ve rol oynamaktan çekinmiyoruz. Bunu yaparken olgunluk adına, kişilik adına, ahlak adına, terbiye adına, irade adına, zayıf görünmemek adına, mantık adına, karşımızdakini şımartmamak adına yapıyoruz. Yürekteki sevgiyi hapsediyor zindan hayatı yaşatıyoruz. Bazen de öldürerek yürekteki mezara gömüyor ve kendimizle birlikte gerçek mezara yani kara toprağa taşıyoruz.
Hayret! O güzelim fıtri duyguyu öldürmek veya gizleme normalmiş gibi doğal karşılanıyor. “Onu sevmiyorum”, ”bunu sevmiyorum”, ”sevsem sevdiğimi göstersem şımarır”, ”sevdiğimi söylediğim halde o, beni sevmiyorsa gururuma dokunur”, ”ayıp günah”, ”basit görünürüm” gibi lafları düşünmek akıl karı değil. Sanki bu duyguyu öldürmek için, adeta çaba sarf ediyor ve kendimize olumsuzlukları aşılıyoruz. Güzellikleri yok ediyor, üstünü kapatıp kötülüklerimizi, çirkinliklerimizi birbirimize ispatlama yarışındayız. Doğal olarak sevgiyi-muhabbeti bitirmeye çalışırsak kendiliğinden gayri ihtiyari onun yerine kin, nefret, kıskançlık, çekememezlik, dedikodu, vs. duyguları hayatımızı kuşatacak.
Bizler böyle davranırken zamanın bizleri de içine alarak su gibi sel gibi akıp götürdüğü güzellikleri ancak suyun götürdüğü son noktada anlıyoruz. Sevdiklerimizi kaybettikten sonra, sevgimizi zamanında göstermedikten sonra, sevgiyi mutluluğu birbirimizden esirgedikten sonra, kendimize acı çektirdikten sonra, birbirimizi kaybettikten sonra bu ne adına olursa olsun artık telafisi imkansız bir kayıptır bizim için. İş işten geçtikten sonra töh! Vah! Yazık! Keşke…! Demenin ne bize nede sevdiklerimize hiç ama hiçbir faydası olmaz.
Gerek ebeveynlerin birbirlerine karşı, gerek ebeveynlerin evlatlarına karşı, gerek evlatların ebeveynlerine karşı, gerek kardeşlerin birbirlerine karşı ve gerek se sosyal yaşantımızdaki bütün ilişkilerimizde pek çok problemin kaynağı; dost, ahbap, akraba ve komşular arası sevgi iletişimsizliği değilmidir?
Aile bireylerinin evde bulamadığı sevgi vehuzuru dışarıda araması, dış etkenlerden çok çabuk etkilenmesi; hırçın, kaba-saba, asabi ve kırıcı kişilikler oluşarak, stres ve depresyon gibi psikolojik rahatsızlıkların baş göstermesinde de yine en büyük pay sevgi mahrumiyeti ve sevgi iletişimsizliğinde değimli?
Çocuklarımızın ve gençlerimizin, kendilerini ispatlama adına kendilerine gösterilen yapay/sahte sevgilere kapılararak kadın tüccarlarının, hırsızlık çetelerinin, terör örgütlerinin, uyuşturucu tüccarlarının, karanlık niyetli kötü insanların ve fırsatçıların kurbanı olmalarında en büyük pay sevgisizlik ve sevgi iletişimsizliğinin değilmi?
Gençlerimizin pek çoğu, kendini ispatlamak, adam yerine konulmak, hayranlık duyduğu üst tabakalar gibi yaşayabilmek, insanlardan saygı ve değer görmek gibi düşüncelerle düşüyor bataklıklara ve suç örgütlerinin kucağına. Bunun yegane çaresi ise ilgi ve sevgi değimlidir?
İnsanlık, sevgiye-muhabbete çok muhtaç! Nasılki hayatta kalabilmek için yemeye, içmeye, havaya ihtiyaç duyuluyorsa; sevgiye de o denli ihtiyaç vardır. Çağımızda insanların sıkıntıları, sorunları ve her türlü psikolojik problemleri had safhaya ulaşmış durumda. Herkes kendine göre dertli ve bunalımlı. Bu sıkıntılar bazen de intiharlarla sonuçlanıyor.
Allah'ın Resulü Gönüllerin efendisi Hz. Peygamber(s.a.v.), ”iman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe de (gerçek anlamda)iman etmiş olamazsınız” buyurarak sevginin önemine dikkat çekiyor. Efendimiz(a.s.m.) başka bir hadis-i şeriflerinde de bize “sevdiğimiz kişiye, onu sevdiğimizi kendisine söylememizi” tavsiye ediyor. Zira sevginin ifade edilmesi, aradaki karşılıklı sevgiyi dahada artıracak, aradaki bağları dahada güçlendirecektir. Sevgi arttıkça ferdi ve toplumsal hayattaki şefkat, merhamet, dayanışma duygularıda gelişerek; huzur, mutluluk ve birlik ve beraberlik de artacaktır.
Büyük Mütefekkir, “Biz muhabbet fedaileriyiz, husumete asla vaktimiz yoktur” sözleri ile ne güzel anlatıyor sevginin önemini ve lüzumunu.
Sevgi, meltem rüzgârı gibi esince yüzü hafifçe okşar, ruhu inceltir, insanı nazik ve anlayışlı kılar. Empati duygusunu geliştirir. Onun için sevgi, ÖZGÜVENDİR, DİRENÇTİR ve BAŞARI İLE HUZURUN ana kaynağıdır.
Sevgide cömert olmanın hiçbir zararı yoktur, ama faydası çok çok fazladır. Haydi bu gün kendimize bir iyilik yapalım ve iş işten geçmeden ve geç kalmadan sevdiklerimize “Onu çok sevdiğimizi” söyleyelim…hemde bıkmadan usanmadan defalarca söyleyelim!
Çok kısa bir süre sonra pek çok şeyin olumlu yönde değişmeye başladığını göreceğiz.
Sevgi dolu dileklerimle…

Bu Yazı 2403 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar