Sadaka taşları
..        

Mahlukatın en değerlisi olarak yaratılan insana Yüce Allah büyük değer vermiş, bu değeri de Kur-an ayetleri ile ifade etmiştir. İsra süresinin 70. ayetinde yer alan “And olsun ki biz insanoğlunu şerefli kıldık, onların karada ve denizde gezmesini sağladık, temiz şeylerle onları rızıklandırdık. Yarattıklarımızın bir çoğundan üstün kıldık” ifadeleri insanoğluna verilen değeri vurgulamaktadır.
Yüce Allah onurlandırdığı insanı şeref ve haysiyetini koruma altına almış ve onu her türlü hakaret ve küçümsemeye karşı korumuştur. Farklı statü ve imkanlara sahip olan toplumun bireyleri arasında yardımlaşma ve kaynaşmayı emreden dinimiz, yardım etme esnasında bile insan onurunun korunmasına öncelikle önem vermiştir.
Atalarımızın kabul edip hayatlarına taşıdıklarına baktığımızda verilen sadaka yardımlarda ve yapılan iyiliklerde “Sağ elin verdiğini sol elin bilmemesinin” bize ait bir düstur olduğunu görüyoruz. Kur-anı Kerim başa kakmanın sadakanın değerini minarenin tepesinden kuyunun dibine düşüreceğini gösteriyor. Bakara süresinde tatlı söz ve kusurları bağışlama, peşinden başa kakma yoluyla incitme, gelen sadakadan çok daha iyidir. Yine Bakara süresi (263) buyurularak başa kakmanın sadakanın değerini sıfırlayacağı ifade ediliyor. Toplumda yapılan iyilikler bu anlayış içinde olunca, başa kakma ve yaptığı iyilikten dolayı başkalarına üstünlük taslama gibi problemler olmayacaktır. Dinin ruhunu iyi kavrayan Müslümanlar ”Yaptıkları hayrın içine riya girer, iyilik yaptıkları kimseler eziklik hissederler” diye son derece hassas davranmışlardır.
Türk-İslam Kültürünün en önemli özelliklerinden ve güzel uygulamalarından biri olan sosyal yardımlaşma ve dayanışma, Yüce Allah'ın kanun olarak buyurduğu emirlerin ise toplumun içerisinde en zarif şekilde kullanımı ecdadımız tarafından icra edilmiştir. Özellikle kuvvetli bir sosyal bünyenin teşkili açısından hem iktisadi dayanışma hem de komşuluk ilişkileri, bir toplum olarak yaşama sanatı en güzel onların hayatında sergilenmiştir.
Bu zarif yaşam sanatı ve dayanışmanın en güzel örneği ve eseri “Sadaka Taşlarıdır.” Osmanlıda sadaka taşları özel bir görev üstlenmiştir. Tarihçi Murat BARDAKÇI'nın ifadesiyle eski İstanbul'da yardımların en göze batmayanı “Sadaka Taşları” kullanılarak yapıldı. Bu taşlar bir buçuk-iki metre yüksekliğinde mermerden olurdu. Üst kısımlarının ortasına çanağa benzer bir oyuk açılır, sadaka verenler parayı buraya bırakırlardı. İki metrelik taşların yanında tepesine rahatça ulaşılabilmesi için birkaç basamak konurdu.
Sadaka taşları öyle bir medeniyetin eseri ki alanda verende kanaatkarmış, Süheyl ÜNVER bu durumu öyle vurguluyor. “Derdini hiç kimseye açamayan hakiki bir fakir ihtiyacı olunca oradaki parayı alır. O günkü ihtiyacı bir kuruş mu? Yüz kuruş mu? Onu ayırır, kalanını kendisi gibi ihtiyacı olanları düşünme terbiyesi icabı çukura bırakır ve meçhul sadakacıya içinin memnunluğunu kalbinden ulaştırır. Ve dönermiş. Hatta öyle ki 17. yy. İstanbul”u anlatan bir Fransız gezgin üzerinde para bulunan bir sadaka taşına tam bir hafta boyunca kimsenin gelmediğini yazmış. (M.BARDAKÇI)
Buna benzer bir örnek daha vererek konumuza tekrar dönelim. Fatih Sultan Mehmet Han devrinde bir Müslüman günlerce dolaşıp yıllık zekatını verebileceği fakir birini arayıp bulamadığını, bunun üzerine zekatının tutarı olan bu parayı bir keseye koyarak çağaloğlundaki bir ağaca asıp, üzerine de “Müslüman kardeşim bütün aramalarıma rağmen memleketimizde zekatımı verecek kimse bulamadım. Eğer muhtaç isen hiç tereddüt etmeden bunu al diye yazdığını ve bu kesenin üç aya kadar ağaçta asılı kaldıktan sonra ihtiyacı olan biri tarafından alındığı, satırları okurken de tüylerimin diken diken olduğunu geçmişle günümüz arasında temel taşlarımızın yerinden değil oynatmak sökülerek hallaç pamuğu gibi dağıtıldığı her gün onlarca hırsızlık, gasp, soygun, kapkaç vb. olayların artık sınır tanımadığı bu günlere nasıl geldiğimiz konusunu düşünmeden edemedim.
Çok azı günümüze kadar gelmiş olan “Sadaka Taşları” Türk Milletinin kültür ve medeniyet pramitindeki zirve ve kilit taşıdır. Müslüman Türkün asaleti, fazileti, necabeti, ahlakı, tefekkürü ve hassasiyeti bu taşlarda gizlidir. Bu bakımdan “Sadaka Taşları” kültür ve medeniyetimizin birer küçük anıtıdır.
Centilmenlik ve cömertlik abidesi olan bu taşlardan ne olurdu da bu günde memleketimizin her köşesinde olsaydı. Reklam ve gösteriş düşkünü zenginlerimiz hiç riya karıştırmadan sadakalarını bu taşlara koysaydı. Ve bu taşlardan da sadece ihtiyacı olan insanlar yararlansaydı. Ne iyi olurdu.Benimki bir hayal işte, olmayacak duaya amin demek gibi bir şey, sanki böyle bir şey hiç yaşanmamış ve olmamış gibi..


Bu Yazı 3453 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar