Şair ve Hayal
27.01.2015        

ŞAİR VE HAYAL

Mustafa ÖZÇELİK

 

 

 

Hemen her insanın hayatında kendini şair gibi hissettiği, hatta şiir denemeleri yaptığı dönemler vardır. Bu, genellikle çocukluk ve ilk gençlik çağıdır. Çocuklukta masal - o da bir şiirdir bana göre- ilk gençlikte şiir, başat olarak hayatımıza girer. Biz hayatımızın bu en güzel çağlarında güzelliklerin ikliminden gelen eserlerle, renk ve kokularla tanışırız. Bu tanışmayla içimize doğan yepyeni heyecanlar dışımıza taşmanın bir yolunu ararlar. En uygun araç şiir olur. Bu iklimde bize hakim olan, hayatımızı kuşatan ve ona yön veren, bakışımızı, sezişimizi şekillendiren daha çok duygularımızdır, en çok da hayallerimiz ve özlemlerimiz. Ne var ki, bu tür ilgiler içindeysek, “Hayalperest”, “romantik” gibi suçlamalara da hazır ve razı olmak gerekecektir. Buna rağmen biz, hayat denen şeyle tam manasıyla karşılaşıncaya kadar bu sıfatları baş tacı eder, onlardan yüksünmeyiz.

Hayatının bir döneminde şiiriyeti olan şeylerle uğraşmak, duyarlı bir kişinin kendisine kabul ettirilmek istenen gerçeklere karşı ilk tepkisidir. İşte bu “çocuk” ve “genç” olan tarafımızı sonraki yıllarımızda ne kadar çok içimize taşıyabilirsek, hayat karşısında o kadar etkin oluruz. Çünkü hayallerimiz vardır ve onları gerçekleştirmek için sabırlı olmak durumundayızdır. Direnme, bizim insan kalmamızda en etkin savunma sistemimizdir. Eğer, bunu bırakıp kâlp şehrinden bir delik açtıracak olursak, mahremiyetimize girecek olanlara artık engel olamayız. Dünya sevgisi, para, mal, mülk ve şan bütün cazibesiyle her gün önümüzde resmigeçit yapar. Bunlara ulaşmak için bizden istenenler vardır. Bunları vermek demek, içimizdeki “çocuk” ve “genç” olan tarafı her gün öldürmek demektir. Ayrıca rüyalarımız vardır ki, onlar da hayatımızı renklendiren, ufkumuzu zenginleştiren imkanlarımızdır. Dünyanın önümüze diktiği ve aşılmaz gibi görünen duvarları, ancak rüyalarımızla aşabiliriz. Yine sevgilerimiz, nefretlerimiz vardır bu çağlarda. Seçimimiz hep güzellikten, iyilikten yanadır. Masalların cadıları, devleri, yeryüzündeki karşılıklarıyla bizi hemen tanıştırırlar ve onlara direnmenin sihirli sopaları hep elimizdedir. Ve sonu güzeldir bütün bunların. Bu, salt iyimserlik tavrı da değildir. Her sonu, iyi ve güzel yapmanın bir dersidir.

Çocuklarımıza masal ve şiir öğretelim. Bu onlara sonradan karşılaşacakları çağdaş mikroplara karşı koruyacak en iyi ilaçtır. Onlara masallar ve şiirler okuyalım dualarla birlikte. Uykunun denizine girerken yüzlerindeki son tebessüm, bu masal ve şiirlerle ilgili olsun. Elimizin sıcaklığını alınlarında hissederek uyusunlar ve rüyalar görsünler, hayaller kursunlar. Tehlikeli olan hayal kurmak değil, hayalperest olmaktır. Gerçeklerin şiirli yönünü bulmalarıdır esas olan. Bunun için de şiire, masala ihtiyaçları vardır. Onlar bizim her şeyimiz. Çocuk gönülleri rengarenk duygu bahçesine dönsün ki, o kokularla, o renklerle baksınlar dünyaya. Belki bizim çirkinleştirdiğimiz dünyayı onlar hayal ve rüyalarıyla daha güzel hale getirirler. Ve onlarla birlikte biz de içimizdeki çocuğun sesine, içimizdeki gencin sesine hep kulak verelim. Çocukluk, duyguların tomurcuklanma, gençlik açma mevsimidir. O çağlarda onlar için şiirimiz, masalımız olmazsa gelecekleri bugünkünden de karanlık demektir. Evet, hayali ve rüyayı kutlu buluyorum. Çünkü mucizelere inanıyorum. Çocukluk ve rüya…Gençlik ve hayal... Şiir aslında hep bunlar demektir.


Bu Yazı 2693 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar