Sanki Hac İçin Yaratılmışız-2
..        
MÜZDELİFE / MEŞ'AR-İ HARAM
Arafat da vakfemizi bitirdikten sonra güneşin batması ile birlikte bir heyecan başladı; Müzdelife heyecanı. Şu hususun bilinmesi lazım; gece boyunca yedi veya sekiz saat yürüneceğinden hacıların Arafat'dan itibaren az yiyip az içmelerin- de oldukça büyük fayda var.
Güneşin batması, büyükçe bir barajın tahliye kapaklarının açılması zamanını hatırlatıyor gibi. Hacılar adeta coşmuş bir sele benziyor. Müzdelife ye akıyorlar. Ne olurdu bütün insanlık bu hali yaşa- yabilseydi.
Müzdelife de akşam ve yatsı namazlarımızı birleştirerek kıldık. Ertesi günü yapacağımız şeytan taşlama için 70 adet taş topladık. Bu sembolleri ibadet neşvesi içerisinde yapmak ruhumuza huzur veriyor. Sanki taş değilde mermi tedarik ediyoruz. Yetmiş taşın tamamını tek tek kontrolden geçirip, Türkiye'de hazırlayıp boynumuza astığımız keselerimize yerleştirdik, mermilerin köşeli olmamasına, yuvarlak, nohuttan büyük, fındıktan küçük olmasına dikkat ediyoruz. Boynumuza astığımız keseler adeta bir cephanelik gibi. Müzdelife'nin yarınki cenk için bizi şuurlandır- dığını hissediyoruz. Maddeten küçük, manen büyük mermilerle sanki bir asker gibiyiz.
Bu sel gibi akan mahşeri kalabalık içerisinde rabbimizle olabilmek, bu şuurlaşma beldelerinde Ondan gafil olmamak gayreti içerisinde Mina ve Cemarat'a müteveccihen 7 saat sürecek yolculuğu- muza başlıyoruz.
Bu kutlu seferde her milletten kafileler var. Önlerinde sancaktar misali hocaları, ellerinde kafile ve grup bildiren sancak misal levhaları, maiyyetin- de de silahlanmış, şuurlanmış mü'min orduları yürüyorlar, yürüyorlar.
Ve Mina… Hazreti İbrahim aleyhisselam'ın üç ayrı yerde şeytanı taşladığı mahaller. Şeytan taşlama bölgesine uzunca tünelleri kat ettikten sonra geldik. İlk karşılaştığımız küçük şeytan. Fakat bizim hedefimiz büyük şeytan. Bayramın birinci günü ilk defa büyük şeytanı taşlayacağız. Orta şeytanı da geçtik, heyecan dorukta. Gece boyu yedi saat yürüyen sanki bu insanlar değil. Henüz atış menzilinin dışındayız. Yaklaştıkça mermileri namluya sürmeye başladık. Taş kesemizden yedi adet taşı elimize aldık. Bu yetmiş taşın içerisinden de en etkili olabileceklerini seçmeye özen gösterdik. Ve şeytan artık ateş menzilimizde. Bazı hacılar ilk temas noktasında ateşe başladılar. Hanıma ısrarla sabret diyorum. Çünkü en etkili mesafe ve cepheden atışa başlamalıyız. Fakat durmak mümkün değil. Hacılarımızın çoğu ilk yedi taşı hemen atıverdiler. Allah'ım o ne heyecan, o ne öfke, o ne azim ve hırs. Keşke her şeytan taşlama vazifesinde orada bulunsak da bu mübarek muharebeyi seyretsek… yedi saat yürüyen insanlarda hiç yorgunluk emaresi yok. Gözler çakmak çakmak. Şimdi tam büyük şeytanın karşısındayız. Yani tam karşı karşıya. Şeytanın bizi çok defa mağlup ettiği zayıf noktalarımızı zihni- mize getirerek, yedi mermiyi teker teker büyük şeytanın en etkili noktasına hedefliyoruz. Binlerce insanın aynı anda, aynı hedefe taş atmalarının çıkarmış olduğu ses, en seri makineli tüfeğin seriliğinden daha seri, daha etkili. Kulağa ne kadar da güzel geliyor. Şeklen de olsa, içimizdeki şeytani heves ve arzuların taşlanmasını müteakip huzur dolu olarak Mekke'ye yürüyoruz.
ZİYARET TAVAFI
Bayramın birinci günü büyük şeytanı taşladıktan sonra, tıraşımızı olup, ihramdan çıktık. Diyanetin verdiği kumaştan yaptırdığımız elbiselerimizi giyindik. Yeri gelmişken belirtelim; bu kumaşlar naylon karışımı olduğu için sıcak ilkimde hiç giyilemiyor, vücuda diken gibi batıyor. Bunun yerine mübarek beldelerin mahalli kıyafet alınıp giyilse çok daha iyi olur. Veya Diyanet bu kumaşları bura iklimine uygun vermeli.
Bu tavaf, Arafat vakfesinden sonraki farz olan tavaf. Kabe'ye ilk geldiğimizde yaptığımız tavaf ile bu tavaf arasında şeklen fark yok. Fakat hissi- yatımızda farlılığın olduğunu anlıyoruz. İlk tavafta duyulan azamet, heybet yerine şimdi bir dost sıcaklığı hissediyoruz.
Farz tavafı ve sonrası yapılan say vazifesi bittikten sonra, beş vakit namazlarımızı nasıl Kabe'de kılabiliriz düşüncesiyle planımızı yaptık. Bu mübarek beldelerde zamanın değerlendirilmesi çok önemli. Sanki hep buralarda kalınacak gibi zaman israf edilebiliyor. Malum; Kabe-i Muaaza- ma'da kılınan namazın bir rekatı, sair yerlerde kılınanlara göre yüz bin kat daha sevaplı.
VEDA TAVAFI
Vedanın en yakıcısını ve hüzünlüsünü Kabe- den ayrılırken yaşadım ve gördüm diyebilirim.
Uzaktan seyrediyorum. Bizden önce veda edenler var. Ya Özbek, ya da Uygur Türklerinden olsa gerek, cesaret edip de soramadım. Hem de o halini bozmak istemedim. Ömrümde bu kadar güzel ve içten ağlayış görmedim diyebilirim. İki adım geri gidiyor, hıçkırıklarla Kabe'sine bakıyor. Duruyor, ellerini kaldırıyor dua ediyor. Böyle yapa yapa mübarek beytine veda etti. Şükürler olsun ki, Ümmet-i Muhammed (ASM) içerisinde böyle insanlar var.
Ne kadar da çabuk ve hızlı geçti anlayamadık. Allah'ım görmeyenlere hemen nasip etsin. Görenlere de bir daha nasip etsin.

Bu Yazı 1498 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar