Sayın Menderes Türel İle Söyleşi
17.07.2013        

AK PARTİ GENEL BAŞKAN YRD. SAYIN MENDERES TÜREL İLE SÖYLEŞİ:

BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE YASASI, BÜYÜK BİR REFORMDUR

 

Kamuoyunda Büyükşehir Belediye Yasası olarak bilinen “6360 Sayılı On Üç İlde Büyükşehir Belediyesi Ve Yirmi Altı İlçe Kurulması İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından onaylandı. Yasalaşma sürecinde çok tartışıldı, mahalli idareler seçim atmosferine girmekte olduğumuz bundan sonraki günlerde de tartışılmaya devam edilecek gibi görünüyor.

İktidar Partisi, düzenlemeyi Türkiye’nin önünü açacak olan büyük bir yerel yönetimler reformu olarak değerlendirirken, muhalefet çevreleri ise eyalet sistemine geçişi sağlayacak ve devletin üniter yapısını tehdit edebilecek bir düzenleme olarak görüyor ve karşı çıkıyorlar. Yasa’yı demokratikleşme yolunda atılmış önemli bir adım olarak değerlendirenler olduğu gibi, yerinden yönetim ilkesine aykırı bulan ve yönetime katılmayı azaltacağını savunanlar da var.

Tefekkür Dergisi olarak, kamuoyunu aydınlatmak ve konu ile ilgili tartışmalara katkı sağlamak amacıyla, Büyükşehir Belediye Yasası’nın önemli mimarlarından birisi olan, Ak Parti Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Antalya Milletvekili Sayın Menderes TÜREL ile konuştuk.

Söyleşimize geçmeden önce Sayın Menderes TÜREL’i okurlarımıza kısaca tanıtmak istiyoruz.

Menderes Türel kimdir?

Menderes Türel, 11 Temmuz 1964'te Antalya'da doğdu. Babasının adı Suphi Neş'et, annesinin adı Serçin İnci'dir.

Gazeteci; Antalya Lisesini bitirdi.

İngiltere'de gazetecilik eğitimi aldı ve gazeteci olarak çalıştı. Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Oda Meclis Üyeliğine 1989 yılında seçildi ve 2001 yılında Yönetim Kurulu Başkanı oldu. 2004-2009 yılları arasında Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevini yürüttü. Antalya Organize Sanayi Bölgesi, Batı Akdeniz Gelişim Vakfı (BAGEV), Antalyaspor Yönetim Kurulu Başkanlığı yaptı. Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Etik Kurulu Üyeliği, İktisadi Kalkınma Vakfı (İKV) Yönetim Kurulu Üyeliği ve Akdeniz Basın Vakfı Mütevelli Heyet Başkanlığı görevlerinde bulundu. 1987 yılında Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü tarafından araştırma ve inceleme dalında "Türkiye'nin En İyi Gazetecisi" seçildi.

24. Dönemde Antalya Milletvekili seçilen Türel; TBMM’de Akdeniz Parlamenter Asamblesi (AKDENİZ-PA) Türk Grubu Üyesi, Plan ve Bütçe Komisyonu Üyesi, TBMM Brezilya Dostluk Grubu Başkanı, Ak Parti Genel Merkez Yerel Yönetimler Başkan Yardımcısı olarak görev yaptı. Ak Parti Kongresinde MKYK’ya seçilen Türel, Yerel Yönetimlerden sorumlu Genel Başkan Yardımcılığına getirildi. Halen bu görevi yürüten ve çok iyi düzeyde İngilizce bilen Türel, evli ve 2 çocuk babasıdır.

TEFEKKÜR DERGİSİ: Sayın TÜREL, Büyük Şehir Yasasının en etkili mimarlarından biri de sizsiniz. Yasanın ilçelerimiz ve köylerimiz için getirdiği önemli artılar nelerdir?

MENDERES TÜREL: Yeni Büyükşehir Yasası planlama ve koordinasyon açısından imkanların en yetkin birim tarafından yönlendirilmesini öngördüğü için, en geniş ölçekte daha verimli, hızlı ve kaliteli hizmeti amaçlamaktadır. İmar bütünlüğü, işbölümü ve kaynakların verimli kullanımı en uygun şekilde hizmet bütünlüğü sağlanarak yerine getirilebilir. İlçelerimizin ve köylerimizin büyükşehir sınırlarına dahil edilmesiyle buralar, yasal değişikliğin getirdiği gelir artışı, zengin hizmet donanımı, uzman personel ve bütünlükçü hizmet anlayışı sayesinde büyükşehrin sahip olduğu imkanlara kavuşturulmaktadır. Bir bakıma sosyal ve fiziksel anlamda terfi ettirilmektedir. Yasanın getirdiği köyden mahalleye dönüşen yerlere yatırım zorunluluğu (yatırım bütçelerinin %10’nu 10 süreyle altyapıya ayırma gibi) büyükşehre oranla varolan altyapı eksikliklerinin giderilmesi için önemli bir imkandır. Ayrıca emlak vergisi, harç, katılım payının 5 yıl süreyle bu yerlerden kesinlikle alınmayacak olması, kullanma ve içme suyu ücretlerinin en düşük tarifenin %25’ini geçmeyecek şekilde düzenlenmesi önemlidir. Yine köyden mahalleye dönüşen yerlerde daha önceden varolan haklar tamamen korunmaktadır. Bunun ayrıntısına girmek sanırım yer açısından sorun oluşturacaktır, ama bu konuda bilgilendirici kitapçıklar dağıttık orada bütün ayrıntılar görülebilir. Bu türden teknik iyileştirmelerin yanında demokrasimiz açısından da önemli bir hak olan yönetişime katılmayı yine yeni yasayla köylerimize ve ilçelerimize yani büyükşehre dahil olan her yere getirdiğimizi rahatlıkla söyleyebilirim. Bu şu demektir. Bundan böyle büyükşehir sınırları içinde yaşayan herkes eskiden olduğu gibi yalnızca kendi dar sınırları içindeki yöneticileri seçmeyecek, büyükşehrin merkezindeki düzenlemelerde bile vereceği oyla söz sahibi olabilecektir. İlçe belediyelerine tanınan yetkilerin yanında Büyükşehir belediyelerinin bazı yetkilerini ilçe belediyelerine devredebilecek olması da hizmetler açısından önemli bir artıdır. 

TEFEKKÜR: Köylerin tüzel kişiliklerinin sona erecek olması, insanlardaki hemşerilik bilincini ve aidiyet duygularını zayıflatabilir mi?

M. TÜREL: Hayır, hiçbir şekilde zayıflatmaz. Aksine bu yasayla köylülerimiz zenginleşecek, refaha kavuşacak. Kendi ata topraklarına dönüp, yeniden köyden kente olan göçü, biz tersine çevirmek suretiyle, köylünün kendi topraklarına sahip çıkma duygusunu bu yasayla daha da çoğaltmış olacağız.  Ayrıca bildiğiniz gibi aidiyet, giderek daralan bir özellik gösterdiği gibi, gelişmişlik seviyesine paralel olarak, giderek genişleyen bir potansiyel de taşır.Yani şu köylü, şu ilçeli, şu şehirli, şu bölgeli, şu ülkeli olmak gibi. Sözünü ettiğiniz hemşerilik bilinci daha geniş çevreye sahip çıkabilme ve kendini oradan hissedebilme açısından ele alındığında yeni yasa daha büyük bir bütünlüğe sahip çıkmayı da beraberinde getirecektir.

TEFEKKÜR: Büyük Şehir sınırları içinde kalan köy ve beldelerin mahalle statüsüne dönüşecek olması seçmenleri olumsuz yönde etkilemez mi?

M. TÜREL: Demokrasinin gelişip gelişmediğinin temel ölçülerinden biri yerel yönetimlerin durumudur. Vatandaşa en yakın birimler olan yerel yönetimlerin şeffaflığı, hesap verebilirliği ve vatandaşı kararlara dahil etmedeki katılımcılığı, demokrasi bilincinin gelişmesiyle doğrudan ilişkilidir. Dolayısıyla Yeni Büyükşehir Yasası, büyükşehir sınırları içinde yaşayan herkesin seçme hakkıyla en küçük birimden en üst düzeye kadar yönetimde söz sahibi olmasına imkan tanımaktadır. Çağdaş yönetişim anlayışı bunu gerektirmektedir. Bu yüzden seçmenin olumsuz yönde etkilenmesi gibi bir şey çağdaş demokrasi açısından düşünülemez. Sözünü etmek istediğiniz şey, yerel yönetimin her kademesinin belirlenmesi için birden fazla oy vermenin zahmetli olabileceğini hesaba katmaksa, bunun ne derece olumsuzluk olarak algılanacağını iyi düşünmek gerekir.

TEFEKKÜR: Bazı çevreler, Büyükşehir Belediye Yasası ile getirilen düzenlemelerin devletin üniter yapısını tehdit edebilecek ve eyalet sistemine geçişi sağlayacak bir düzenleme olduğunu iddia ediyorlar. Eski bir Büyükşehir Belediye Başkanı olarak ne dersiniz, yapılan düzenlemeler, eyalet sistemine geçişin ön çalışmaları mı? 

M. TÜREL: Size, bundan önce İstanbul ve Kocaeli büyükşehir sınırları mülki sınırlara genişletilirken ve Kalkınma Ajansları kurulurken yapılan tartışmaları hatırlatmak isterim. Tek kelimesi bile farklı olmayan aynı iddialar o zaman da gündeme getirilmişti. Bu iddiaların ardından yasalar yürürlüğe girip uygulama görüldükten sonra, Kalkınma Ajansı bizim şehrimizde de olsun diyenler öncelikle bu ajanslara sözünü ettiğiniz iddialarla karşı çıkanlardı. Eğer varlığınızı sürdürebilmek için küçük siyasi hesaplar peşinde koşarak ideolojik siyaseti tercih ederseniz, bu türden afaki iddialarla seçmenlerinizi etkilemeyi amaçlayabilirsiniz. Amaç hizmetse, hizmet üretmenin en ideal şeklinin arayışı içinde olursunuz. İşte İstanbul orada, Kocaeli orada, Kalkınma Ajansları ortada memleketimizin birliği bütünlüğü de her zamankinden daha sağlam bir biçimde dimdik ayakta. Kastettiğiniz belli bir yöreyse, biz bunu asla kabul edemeyiz, bu en başta ülke birliğine bütünlüğüne hizmet açısından vurulmuş bir darbe olur. Hizmet bir haktır ve memleketin nasıl bir parçasını diğer parçasından ayrı düşünemiyorsak, oralara hizmet götürülmesi konusunda da ayrımcılığa düşemeyiz. Şimdi önümüz yerel seçim ve bu yeni yasaya hayır diyenler mesela Antalya’da, Antalyalı’ ya Ak Parti Antalya’yı eyalet yapacak bu yasa onun için çıkartıldı mı diyecekler? Yasa Antalya’ya ayrı başka yere ayrı uygulanmayacaksa böyle bir iddia yersizdir ve üzerinde durulmayacak kadar önemsizdir. Akıllarına bir türlü hizmeti yerleştirememiş olanlar, tamamen hizmet bütünlüğü için çıkartılan bir yasaya güvenlik açısından bakmayı tercih etmektedirler. Kaldı ki bu yasada ülkemizin güvenliğiyle ve güvenlik güçleriyle ilgili bir madde mi bulunmaktadır? Milletimiz neyin ne olduğunu gayet iyi bilmektedir.

TEFEKKÜR: Düzenlemenin bölücülere pirim vereceği ve terör örgütünü güçlendireceği iddia ediliyor?

M. TÜREL: Büyükşehir belediye hizmetlerinin il mülki sınırlarına genişletilmesiyle,  muhalefet tarafından sanki o şehrin tamamında her türlü karar belediye başkanları tarafından alınacakmış gibi bir hava oluşturulmaya çalışılıyor. Oysa sözü edilen hizmet bütünlüğü ve imkanı açısından belediye hizmetlerinin ulaştırılması gereken sınırdır. O şehrin merkezi idareyle ilişkileri aynen eskisi gibi devam edecektir. Büyükşehirlerde Vali, emniyet güçleri, bütün bakanlıkların hizmet alanları, görev tanımları ve yetkileri gereğince bundan önce nasılsa bundan sonra da öyle olacaktır. Yeni büyükşehir yasası yalnızca belediye hizmetleri ile ilgili bir düzenlemedir, bu yüzden sorunuzda yer alan iddia benzeri iddialarda bulunmak yersizdir.

TEFEKKÜR: İlin mülki sınırlarının büyükşehir belediye sınırları olarak kabul edilmesi, çok geniş bir alanda hizmet yürütülecek olması, yerinden yönetim ilkesine aykırı değil mi? 

M. TÜREL: Tam tersine, bizim de imzaladığımız Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’nın tanımladığı hizmetin vatandaşa en yakın birim tarafından verilmesini öngören yerinden yönetim ilkesiyle uyum içindedir. Bu yasayla yerel yönetimlerin sunacağı belediye hizmetleri konusunda büyükşehir belediyelerine, ilçe belediyelerine önemli yetkiler verilmektedir. Büyükşehir belediyelerinin ilçe belediyelerine bazı yetkilerini devredebileceği de hesaba katıldığında, hizmetin gerektirdiği birçok onay için Ankara’ya taşınmanın önüne geçilmiştir. Yerinden yönetimden kasıt en küçük birim tarafından yönetim değil; verimlilik ve kaynakların kullanımı açısından mümkün olan en geniş alana, en gelişmiş imkanlara sahip, en kaliteli ve en hızlı hizmeti sunabilecek, mahalli çevresiyle ilgili kararlara katılmayı sağlayacak ve bu konuda karar alabilecek yönetimdir. Yeni Büyükşehir Yasası’nın büyükşehir belediyesi hizmet sınırlarını il mülki sınırlarına genişletmesiyle yapılmak istenen tam da budur.

TEFEKKÜR: Çok geniş bir alanda hizmet yürütülecek olası, büyükşehir belediyelerinin sahaya hakim olamaması ve hizmetlerde etkinlik ve verimliliğin azalması sonucunu doğurabilir mi? Mesela Antalya’yı temel alırsak, en doğusu ile en batısı arasında yaklaşık 680 km lik bir mesafe söz konusu. Antalya Büyükşehir Belediyesi Kaş’tan Gündoğmuş’a kadar çok geniş bir alanda etkin şekilde hizmet yürütebilecek mi? Veya Günoğmuş ilçe Belediyesi 55 km dağ yolu ile 2-3 saatte gidilebilen Toroslar’ın zirvesindeki Bedan Köyüne Merkez Kaplan mahallesindeki gibi etkin hizmet götürebilecek mi?

M. TÜREL: Buna benzer sorular bize özellikle muhalefet partileri tarafından defalarca yöneltildi ve tarafımızdan da defalarca cevaplandı. Meclis’te yasanın görüşülmesi sırasında yaşanan tartışmaları sizler de hatırlarsınız. Eğer menfi bir propaganda amacı güdülmüyorsa, sanırım en iyi niyetle bu soruyu soranlar hep büyükşehir belediyesinin, mesela Antalya için Gündoğmuş’un en ücra köşesine nasıl araç göndereceğini ve hizmet göreceğini merak ediyor. Dolayısıyla düşünüyor ki, bir araç ve ekip Antalya şehir merkezinden kalkıp sözü edilen ücra köşeye götürülecek. Tabii başka imkan yoksa bu da yapılabilir, ama bunu bir zorluk olarak değil, büyükşehir belediyesinin imkanından bu şekilde de yararlanmak olarak düşünmek gerekir. Şimdi, örnekte verdiğiniz yörelere daha önce hizmet götürülmüyor muydu? Götürülüyordu. Hangi birimler tarafından? İl özel idareleri tarafından. Aslında bu yerler tarafından istenen hizmet tamamen belediye hizmetleri kapsamındayken bunu il özel idareleri marifetiyle görmeye çalışıyorduk. En ücra köşeye uzmanlık alanı olmadığı halde hizmet götürmeye çalışan il özel idarelerinin bütün imkanları ve donanımları bu yasayla belediyelere devredilmektedir. Yani belediyeler bir yandan kendi imkanları ile bir yandan da kendilerine devredilen il özel idarelerinin imkanlarıyla en ücra köşelere uzmanlık alanları gereğince daha önce olduğundan çok daha hızlı, verimli ve kaliteli bir şekilde hizmet götürebileceklerdir; çünkü il özel idarelerinin imkanlarına belediye imkanları ve uzmanlığı eklenecektir. 

TEFEKKÜR: Merkezi iktidar ile büyükşehir belediye yönetiminin veya büyük şehir belediyesi ile ilçe belediyesinin farklı partilerden olması halinde, kaynak kullanımı ve hizmet paylaşımı bakımından tıkanmalar, adaletsizlikler yaşanmaz mı? Hizmet sunumunda her siyasi parti öncelikle kendine oy veren seçmen çevresini tercih edeceğinden, kaynak paylaşımında sorunlar yaşanmaz mı?

M. TÜREL: Biliyorsunuz Anayasamızın temel düzenlemeleri çerçevesinde yönetim sistemimiz “merkezi ve mahalli idare “ biçiminde ele alınmaktadır. Yani yönetim sistemimiz iki ana eksen üzerine oturmaktadır ve bunlardan biri yerel yönetimlerdir. Şu anda da merkezi iktidarla aynı siyasi görüşte olmayan yerel yöneticiler hizmet vermektedir. Merkezi iktidar yasal olarak ayrılan paylarda ve hizmetin gerektirdiği onaylarda keyfi davranamaz, böyle bir muamele olduğu takdirde kuvvetler ayrılığı ilkesi gereği nasıl bir uygulamaya gidileceği bellidir. Dolayısıyla sözünü ettiğiniz sıkıntı, anayasadan ya da yasalardan kaynaklanmaz; çünkü hiçbir yasal düzenleme ayrımcı, kayırmacı ya da yanlışa teşvik edici olamaz. O halde soruda belirtilen türden birçok sıkıntı uygulayıcıların hatalı tutumundan kaynaklanır ve bu her zaman için önüne geçilmesi gereken bir durumdur. Sizin kaygınızdan ve sorunuzdan da yola çıkarak rahatlıkla söyleyebilirim ki, şu ana kadar çeşitli iktidarlar zamanında birçok defa rastladığımız yerel yönetim- merkezi iktidar çekişmesinin olmamasına en çok bizim iktidarımız zamanında çaba sarf edilmektedir ve yeni yasa belki de bu çabanın en titiz şekilde ele alındığı bir düzenlemedir. Mesela yeni yasayla gelir artışında ilk 5’e giren illerin hangi partiye ait belediye yönetimine sahip olduğuna dikkat ettiniz mi?

1. %96,52 artışla Muğla

2. %84.55 artışla Antalya

3.%83 artışla Tekirdağ

4. %69.92 Artışla Balıkesir

5. %66.99 artışla Van.

Bu illerin belediyelerinin hangi partilere ait olduğunu herkes çok iyi biliyor. Bu, daha ilk bakışta, Ak Parti iktidarının ayrımcılık yapmadığını, yalnızca hizmet adına yasa neyi gerektiriyorsa onu uyguladığını göstermek için yeterlidir sanırım. 

TEFEKKÜR: Bilindiği gibi, demokrasinin kesintiye uğradığı ara rejimlerde, ihtilal dönemlerinde kamuoyunda sürekli gri propagandalar yapıldı. Kamuoyunun bilinçaltında “siyaset kötüdür, siyasetçiler fenadır” kanaati oluşturulmaya çalışıldı. Ne dersiniz: Devlet sisteminde taşra yönetiminin sorumluluğunun büyük oranda seçilmiş yerel yöneticilere geçecek olduğu bu düzenlemelere karşı yapılan muhalefetin bir nedeni de söz konusu siyaset karşıtı vesayetçi anlayış olabilir mi?

M. TÜREL: Aynen öyle. Çünkü vesayet demokrasisi siyasetçinin itibarını düşürmek suretiyle,  demokrasinin ipini elinde tutmak isteyenlerin gücünü arttırmaya yönelik bir gerek şart uygulanması mecburiyetini ortaya koyar.  O yüzden hep siyasetçiler vesayet demokrasilerinde itibarsızlaştırılmak ve siyaset dışı kurumların da itibarları arttırılarak demokrasinin ipinin ucu birilerinin elinde tutulmaya çalışılmıştır. O yüzden demokrasinin güçlenmesi, siyasetçinin itibarlı olmasıyla paraleldir. Bugün yapılmakta olan budur. Zaten Yerel Yönetimler Reformuyla -son yaptığımız Büyükşehir Yasası’nı böyle görmek mümkün- Türk Demokrasisi adına son derece önemli adımlar atılıyor. Demokrasimiz güçleniyor. Yerel Yönetimler Yasasıyla; Artık köyde yaşayan vatandaşımız, kendisini yönetenleri seçmekten mahrum bırakılmak yerine, artık kendisini yönetecek belediye başkanlarına, ilçe belediye meclislerine oy verebilir hale geliyor. Eskiden köyde yaşayan vatandaşımız, sadece köy muhtarını seçmek ve il genel meclisine oy atmaktan ibaret bir demokratik sorumluluk taşıyordu. Bugün artık muhtarla birlikte ilçe belediye meclisi, ilçe belediye başkanı, büyükşehir belediye başkanının seçilmesi hakkında da bütün vatandaşlarımız 29 büyük şehirde söz sahibi oluyorlar.

TEFEKKÜR: Büyükşehir yasası ile yapılan düzenlemeler, mülki idare amirliği mesleğini tasfiye edecek sürecin başlangıcımı acaba? Malum, Sayın Başbakanımız da “ileri de valilerin de seçimle işbaşına gelebileceğini” söylemişti. Ne dersiniz?

M. TÜREL: Ben başından bu yana bu yasanın insanımıza hizmet odaklı olduğunu anlatmaya çalışıyorum. Ak Parti’nin hizmet siyaseti anlayışının bir ürünü olduğunu söylüyorum. İnsanımıza daha iyi hizmetin bir bütünlük içinde sunulması bu yasanın yegane gayesidir. Ak Parti 10 yıllık iktidarı boyunca yalnızca insanımızı ve ülkemizi hak ettiği hizmete kavuşturmayı amaçladı. İnsanı yaşat ki devlet yaşasın, anlayışıyla milletimizin teveccühüne mazhar oldu. Ak Parti’nin hiçbir zaman gizli gündemi olmadı. Hizmet için yapılan düzenlemelere farklı gayelerle yorum yapmaya çalışmak nafile. Ben size Yeni Büyükşehir Yasasını anladığım ve inandığım şekliyle izah etmeye çalıştım. Bundan nasıl sonuçlar çıkarttığınızı sorgulayamam. Dün olduğu gibi bugün de siyasilerin, akademisyenlerin, entelektüellerin, aydınların, ilgilendiği, tartıştığı birçok konu var. Bundan sonra da olacak. Bunların hangisi doğrudan hayata yönelikse ve vatandaşımızın teveccühüne layık olursa, onu yasal düzenlemeler yaparak uygulamaya koymak biz siyasilerin görevi. Bizim siyasetten, özellikle de hizmet siyasetinden anladığımız budur. Bildiklerimi vatandaşımızla ve sizlerle paylaşmak konusunda kendimi sorumlu hissederim. Ben Yeni Büyükşehir Yasası’nın insanımıza hizmetten başka bir düzenleme olmadığını iyi bildiğimi düşünüyorum. Bildiğimin dışında uç noktalara varabilecek zorlama tahminlerde, öngörülerde, çıkarsamalarda bulunmak adetim değildir. 

TEFEKKÜR: Mihenk okurlarına ve kamuoyuna son olarak vermek istediğiniz mesajlarınız?

M. TÜREL: Yeni Büyükşehir Yasası hizmet bütünlüğünü amaçlayan, dolayısıyla hizmette, verimliliği, hızı, kaliteyi ve katılımcılığı sağlayacak olan bir düzenlemedir. Çağdaş ve ileri demokrasilerde de çok önemli uygulamalarını görebileceğimiz Ak Parti’nin hizmet siyaseti anlayışının bir ürünüdür. Farklı kaygılarla ve iddialarla yaklaşmak hizmetin önünü kesmeye çalışmaktır, aynı zamanda insanımızın aklını ve hizmet beklentisini küçümsemektir. Daha önce de yeri geldikçe belirttiğim gibi bu bir yerel yönetimler reformudur. Şimdiden hayırlı olmasını diliyorum. 

TEFEKKÜR: Sayın Başkanım, söyleşi yapma teklifimizi kırmayıp, bize vakit ayırdığız ve düşüncelerinizi okurlarımızla paylaştığınız için size teşekkür eder,  çalışmalarınızda kolaylıklar ve başarılarınızın devamını dileriz.


Bu Yazı 4292 Defa Okunmuştur.

Yazıya Ait Fotoğraflar

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar