Sedat Umran'da Gitti
04.09.2013        

Sedat Umran da Gitti!

Meryem Aybike Sinan

 

Sedat Umran gitti taş atarak denizlerimize!

Her fani gibi o da hüznüyle, sevinciyle, unutulmuşluğuyla, acısıyla, günahıyla ve sevabıyla ömrünü çıkınlayıp geçip gitti aramızdan. Giderken öylesine taşlar attı ki ruhumuzun denizlerine yıllar geçse izleri silinmeyecek…

Sedat Umran dize dize, bent bent kanatlanıp bulutların üzerinde kendi türküsünü söyleyen Türk şiirinin tefekkür sağanağıydı. Bütün gidişleri o’naydı, bütün söyledikleri O’ndan ve bütün yaşadıkları O’nun içindi! Sanatının temelinde tefekkür ve duygu vardı…

Hayatının, sanatının ve şiirinin metafizik gerçeğini bir başına yaşadı yıllar yılı. Kederli ve hisli bir şairdi. Yalnızdı, yapayalnız! Belki de yüreğiyle yaşayan insanların kaderiydi, belki de bilerek seçilen bir yazgıydı bilinmez lakin yaşarken ölenlerdendi Sedat Umran.

Maddi anlamda da manevi anlamda da bile bile yaşarken ölenlerdendi! Kendisini yok sayan ancak eşyaya bile bir ruhu varmışcasına hürmet edip bin türlü anlamlar giydiren yüksek ve zengin bir ruh halinin erbabıydı.

“Gözlerin yanıp sönen iki deniz feneri

Karanlığın içinden bana umut muştular

Düşlerim avucumdan kaçırdığım kuştular

Yıllar boyu bekledim dönerler diye geri!

  Uzun yıllardır hafızamda bekleyen bu şiiriyle tanımıştım Sedat Umran’ı. Bu dizelerdeki o yüksek ruhun fısıltılarını duyup hisseden bir kalbin böyle bir sanatkârın diğer şiirlerine ilgisiz kalması beklenemezdi. Hangi şiirine koşsak, hangi dizesinde soluklansak ve hangi düşüncesinde duraklasak karşımızda hep metafizik bir gerçek vardı.

Sedat Umran şiirin hakkını verenlerdendi.

Lakin Türkiye’deki sanat ve kültür ortamı ona hakkını veremedi. Sokak lakırdılarını şiir diye önümüze seren ve bundan büyük iltifatlar devşiren insanlar sonuna kadar destek görüp alkışlandılar ve baş tacı yapıldılar. Ama Sedat Umran hep iltifatsız, isyansız ve iskânsızdı!

Sanat ve kültür dünyası onun adına hep sustu.

Şiiri konuştu ama şiirin saraylarında gezinenlerce bilindi, tanındı ve okundu. Şiirsizler, şairsizler duymadı, bilmedi, sormadı ve anlamadı Sedat Umran’ı…

Geçtiğimiz aylarda TRT’nin bir kanalında kültür-sanat programına katılmıştım. Orada TRT’nin etkili isimlerinden birisiyle karşılaşınca “belgesel” yapımlarını tartışmıştık ve kendisine yaşayan şairlerin ve yazarların mutlaka belgesellerini hazırlamak lazım geldiğini belirtmiş hususan Sedat Umran isminin altını çizmiştim. 

Ancak orada “a ne demek, mutlaka yapmak lazım, hemen arkadaşlara söyleyeceğim” diyen zat tabiî ki oralı olmadı. Ve geçtiğimiz hafta Sedat Umran birkaç yıldır kaldığı huzurevinde yaşama veda etti.

Gerçek sanatkâr ve yazarların evlerine çekilip içine kapandığı şu zamanda bazı insanların şımarık ve sonradan görme bir ruh haliyle haddini ve hududunu aşan bir sığlıkla ve dahi çiğlikle kültür ve sanat arenasında öne çıkmaya çalışması, kendinden başkasını hiç görmesi hastalığı ne yazık ki kronikleşmiş ve yayılmış durumdadır.

Sedat Umran’ı bir kez bir gazetede, televizyonda ve radyoda göreniniz var mıdır diye sorsam cevap alamayacağımdan eminim zira bizim toplum olarak bir sanat ve medeniyet derdimiz yoktur. Olsaydı ve bunun için kaygılarımız olsaydı değerlerimizi böylesine yetim bırakmaz, onları huzurevinde ağırlayıp, uğurlamazdık!

Birkaç yaşlı ve bakıma muhtaç sanatkârına bakamayacak kadar aciz değildir bu ülke. Onları ömürlerinin son demlerinde böylesine bir yalnızlığa ve çaresizliğe terk ediyorsak, kendilerine özel olduklarını hissettiremiyorsak zaten bizim sanatla, kültürle ve medeniyetle barışık olduğumuz söylenemez.

Bugün tıpkı Sedat Umran gibi yalnız ve hasta olan her an kaybedeceğimiz ne çok sanatkârımız var! Ancak onları vefat ettiklerinde hatırlıyoruz. Kültür Bakanlarımız popüler artist ve şarkıcıları baş tacı ederken acaba geride unuttuğu çınarların hüznünü ve yalnızlığını hesaba katıyor mudur diye hep düşünmüşümdür!

“Gittin taş atarak denizlerime”

Bu sözün gerisinde bir Sedat Umran vardı!

Allah rahmet etsin, mekânı cennet olsun.


Bu Yazı 2854 Defa Okunmuştur.

Yazıya Ait Fotoğraflar

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar