Selçuklu Medeniyetinde Kümbetler
..        
Türk kültüründe, mezarların anıt şeklinde yapılması geleneği vardır. Bu geleneğin Türklerin İslam dinini kabulünden önceki dönemlerden geldiği ifade edilir. Ölen kişi soylu kişi ise kurgan denilen anıt mezarlara, değilse başına balbal denilen bir taş dikilen basit mezarlara gömülürdü.
Kurgan, ilk çağlarda, mumyalanmış ölü bedeninin konulduğu oda şeklindeki mezar üzerine toprak yığılarak yapılan küçük tepelere verilen isimdir.
Toprak zemine açılan bir çukur içine taş örgü duvarlarla çevrilen odalar, ya da sal taşı plakalarla oluşturulan sandık türü mezarlar oluşturulur. Yanına hediyeler de konularak, üzerleri taş ve toprakla örtülen bu kurganların yükseklikleri bir metreden başlayıp yetmiş metreye kadar varır.
Tümülüs adı verilen bu mezar türüne Asya'da kurgan denilmiştir. Kurganlar, Asya'daki göçebe toplumların ve daha çok da Türklerin mezar anıtlarıdır.
Bu anıtların geliştirilerek üzerlerinin çokgen tabanlı, tepesi sivri külah şeklinde örtülmesi ile oluşan mimari yapılara da, kümbet denilmiştir.
Doğu Türkistan'dan Anadolu'ya kadar Türklerin geçtiği ve oturduğu her yerde rastlanan bu mimari, Selçuklu dönemi ile birlikte sona ermiş, yerini üzerlerinin kubbe ile örtülü olan ve türbe adı verilen Osmanlı mimari anıtlarına bırakmıştır
Kümbet mimarisinin, bir kısım tarihçilere göre, Orta Asya çadır tiplerinden, bir kısım tarihçilere göre de, Budist anıtlarından esinlenerek oluşturulduğu şeklinde fikirler vardır. Türklerin İslamiyet'ten önceki mimarile rine bakıldığında bariz benzerlikler görülmesi, bu fikirlerin doğru olduğunu ortaya koymakta- dır. Yine bu fikirleri doğrulayan bir başka sebep de, Türklerin İslamiyet öncesinde de ölüleri mumyalaması ve kurganlarda toprak altında mumyalık bölümünün bulunmasıdır. Yani küm betlerde toprak altında bir bölüm bulunur ve bu bölümde, ölü bedeni mumyalan mış olarak saklanır. Bu kültür, İslamiyet öncesi kurganlar daki (tümülüslerler deki) sistemin aynısıdır.
İşte bu anıtların devamı olarak, ortaya çıkan kümbetler bizim kültürümüzde daha çok mimari, estetik yapılar şeklinde kendini gösterir. Selçuklu döneminin, sade ama çok zarif mimarisinin önde gelen örneklerindendir. Türk çadır sanatının taşa ve mermere yansıyan örnekleri olarak da bilinir.
Taş üzerinde ustalıkla stilize edilmiş geometrik motifler, bitki, ve hayvan motifleri ile süslüdürler.
Gövdeleri yuvarlak veya çok köşeli, kaidele ri ise kare seklindedir. Çok köşeden kareye geçiş için kullanılan üçgen, veya prizma gibi çeşitli şekillerle, süslüdür. Kümbetlerin tepe örtüleri huni veya piramit külah seklinde, içten ise kubbe şeklindedir.
Türklerin islamiyeti kabulünden önce mumyalanan ölüler, mezar odasında doğu yönüne göre saklanırmış. İslamiyetten sonra ise kıble yönüne doğru toprağa gömülmeye başlanmış. Yine islamiyetle birlikte kümbetler iki katlı olarak yapılır olmuş.
Bu iki katlı kümbetlerde ölü, merdivenle inilen alt katta yani asıl mezar bölümünde. mumyalanmış olarak bir lahit veya toprağa göm ülüdür. Üst katta ise, sembolik olarak bir sandu ka bulunur. Burası daha ziyade bir mescittir. Bu mescitlerin çoğunda da mihrap bulunur.
Bugün Anadolu'da mevcut kümbetler içinde Erzurum, Ahlat. Kayseri, Sivas, Tokat, Konya, Niğde, Divriği ve Kırşehir'de çok güzel kümbet ler vardır. Niğde'deki Hüdavend Hatun, Tokat taki Ali Tusî, Kayseri'deki Döner Kümbet ve Sırçalı Kümbet, Ahlat'taki Ulu Kümbet en güzel örneklerdir.

Bu Yazı 3413 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar