Sermayesi Tükenen Adama Yardım Edin!
03.05.2015        

Sermayesi Tükenen Adama Yardım Edin!

 Prof. Dr. Şadi Eren

 “Yeniden dünyaya gelseydim saniyelerin nabzını tutardım!”

 

 

Nedir zaman, iniş mi, yokuş mu?

Şair, zaman hakkında şöyle der:

Nedir, zaman nedir; bir su mu, bir kuş mu?

Nedir, zaman nedir; iniş mi, yokuş mu?

Zaman, bir su gibi akıp gider, bir kuş gibi elimizden uçuverir. Yaşlılar ömrün sonbaharında, çocuklar ve gençler ise ihtiyarlığa doğru tırmanıştadır.

Cüneyd-i Bağdadî, elindeki buzu eritmeden satabilmek için telâşla “Sermayesi tükenen adama yardım edin!” diyen bir buz satıcısını görünce düşer, bayılır.

Ayıldığında sebebini şöyle açıklar:

 “Eriyen, buz değil, ömrüm idi!”

Dostoyevski, levha yapılıp asılacak kalitede şu muhteşem vecizeyi söyler:

 “Yeniden dünyaya gelseydim saniyelerin nabzını tutardım!”

Cenab-ı Hakk, Asr Suresinde zamana yemin ederek insanın zararda olduğunu bildirir, bu zarardan kurtuluşun reçetesi olarak da şu dört hususa dikkat çeker:

1. İman.

2. Salih amel.

3. Birbirine hakkı tavsiye.

4. birbirine sabrı tavsiye.

Bu dört özelliği kendinde taşıyanlar, zarardan kurtulmuş kimselerdir.

İnsan, zamana ya hâkimdir veya mahkûmdur. Her gün bize verilen 24 saatlik zaman dilimi, gerçekte 24 altından daha değerlidir. “Vakit nakittir.” Sözü, vaktin kıymetini nazara verir. Fakat şurası da unutulmamalıdır ki aslında vakit, nakitten daha değerlidir. Zira parayla zamanı satın alabilmek mümkün değildir. Zamanın çarkları hep ileriye doğru dönmekte olup bir saniye bile geri gitmemektedir.

Hayatta muvaffak olmuş insanlar, zaman tanzimi yapmış kişilerdir. Bir Müslümanın zaman tanziminde namaz vakitlerinin büyük bir önemi vardır. Zaman tanzimiyle ilgili şu hususları nazar vermek istiyoruz.

* Sabah namazına kalkmak, başkalarına nispetle güne daha erken başlamak demektir. Sabah namazının çıkış vaktinden sonra yaklaşık bir saatlik zaman diliminde uyumak dinen mekruh sayılmıştır.

* Gece aralıksız altı-yedi saat uyumak yerine, uykunun yarım saatini gündüze almak tavsiye edilmektedir. Kuşluk vaktinden öğleden biraz sonraya kadar olan vakitte yarım saat uyumak, gecenin iki saat uykusuna bedel bir dinçlik kazandırmaktadır.

* Hz. Peygamber’e gece teheccüt namazı farz kılınmıştır. Bu namaz, ümmet için sünnettir. Gecenin özellikle üçte ikisinden sonra kalkıp iki rekât namaz kılmak, biraz Kur’an veya evrat okumak, dua etmek, o kişinin manevî hayatında mühim inkılâplar yapacak bir tesire sahiptir.

* İkindiden sonra yatmak dinen mekruh kabul edilir. O vakitte yatan insanların tecrübeyle gördükleri gibi, ikindiden sonraki uyku, dinlendirici olmamakla beraber, vücutta bir sersemliğe de sebebiyet vermektedir. Bu cihetle, ömrün noksanlığına sebep olmakla beraber, her insanın hayatının maddî ve manevî neticesi çoğu kere ikindiden sonra kendini gösterdiğinden, o vakti uykuyla geçirmek neticeyi görmemek hükmüne geçmekte ve o insan güya o günü yaşamamış gibi olmaktadır.

* Belli zaman aralıklarında belli hedeflere varmaya çalışmak, tecrübe edilmiş faydalı bir metottur. Meselâ elinize aldığınız 100 sayfalık kitabı “Bu kitabı bugün bitireceğim.” Dediğinizde biiznillah o gün bitirirsiniz; fakat o kitap için belli bir zaman tanzimi yapmamışsanız bitmesi haftalar, hatta aylar alabilir. Keza, 12 ciltlik bir eseri, her ay bir cildini okumak suretiyle, bir yılda rahatlıkla bitirebilirsiniz.

* Lüzumsuz sohbetlerden kaçınmak, zaman tanziminde mühim bir esastır; “İnsanlardan kimisi de ‘ lehvel-hadise  (boş söze)  “müşteri olurlar.” ayeti, bu hususa dikkat çekmektedir. Güya bir söz pazarı kurulmuş, bir kısım insanlar kaliteli sözlere müşteri olurlarken, ayette bildirilen kişiler boş sözleri satın almışlardır.

* Önceden planlanmış vakti belli toplantılar, belirtilen vakitte gerçekleşmelidir. Pek çok resmî toplantının bile yarım saat hatta bir saat gecikmeli yapılması bu hususta önümüzde hayli mesafe olduğunu göstermektedir.

* Her gece, o günün genel bir muhasebesi yapılmalıdır; “Ölmeden evvel ölün! ,” “Hesaba çekilmezden evvel kendinizi hesaba çekin!” gibi hatırlatmalar, bize bunu emretmektedir. Anlatıldığına göre, Hz.Ömer, her gece “ Bugün Allah için ne yaptın?” diyerek kendini hesaba çekermiş.

* Meşguliyet değiştirerek dinlenmek bize zamandan tasarruf sağlar. Sözgelimi, okumaktan yorulan biri, bir dostuna mektup yazarak dinlenebilir; bedenen yorulan birisi, kitap okuyarak dinlenebilir. Kur’an –ı Kerim, “ Bir işi bitirdiğinde başka bir işe başla ve yorul!” emriyle bize bu mühim gerçeği ders verir. Yani, Kur’an “İşini bitirince dinlen.” demiyor, yeni bir işi emrediyor.

Victor Hugo, “Yoruldun, dinlen.” Diyenlere şu cevabı verirmiş:

“Dinlenmek için önümde bir ebediyet var!”

Siz de gerçek istirahatı kabre bırakın!

 

 


Bu Yazı 2564 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar