Sevdamızın Adı; Kitap Okumak Olsun
..        
İnsan kelimelerle düşünür, ne kadar kelime bilirse düşünce ufku o kadar genişler. Zekâ seviyesi o nispette artar. İnsanın zekâsını ölçen en keskin kıstas kelime haznesidir. Zekâ aynen kaslara benzer, ne kadar çok çalıştırılır ise o nispette gelişir. Beyne egzersiz yaptırmanın yolu problem çözme ve kelime ezberletmedir. Kitap okumanın diğer derslere de faydası vardır. Özellikle kapsamlı düşünme kabiliyeti isteyen Fizik ve Matematik, alternatif düşünme kabiliyetini geliştirmede Felsefe, akıl yürütmede Mantık derslerinde insanların daha başarılı olacağı malumdur.
Günümüzdeki sınavların özelliği zamanı iyi kullanma, yani hızlı soru çözmedir. Çok kitap okuyan öğrenci hızlı okuyup anlayarak dakikaların altın değerinde olduğu sınavlarda diğer öğrencilerden daha başarılı olacaktır. Öyleyse imtihanı kazanmak istiyorsanız kitap okumayı asla ihmal etmemelisiniz.
Kitap okumanın en önemli faydalarından biri de insana kendini tanıma fırsatı vermesidir. Okuyan insan hangi dalda başarılı olacağını çok çabuk kavrar. Unutmamalıyız ki aydınlanmamızı sağlayan Edison, Nobel ödüllü büyük fizikçi Einstein üniversiteden mezun değildi. Ama okudukları kitaplar sayesinde hangi dalda kabiliyetli olduklarını keşfettiler ve başarılı oldular. Evet, görüldüğü gibi hayatta başarılı olmanın tek şartı var o da kitaplarla dost olmak. Balzac: “Bilginin efendisi olmak için çalışmanın kölesi olmalısınız.” der. Kişinin hayatında bir numara olması demek birçok konuda genel bilgilere sahip olması demektir. İşte bir numara olmanın ilk şartı: Okumak, okumak, okumak.
Okuma oranımız yok denecek kadar az.1933 Nazi Almanya'sında, muhteşem kitap yakma törenleri yapıldı. Ancak anlaşıldı ki: “Kitapların yakıldığı yerde bir müddet sonra insanlarda yakılır.” Meşhur Çiçero, bütün hayatı bir cümle ile özetleyiverdi: “Bir bahçen ve bir kitabın varsa hiçbir eksiğin yoktur demektir.”
Kitap ömrü uzatmanın en iyi ilacıdır. Kim kitapsever ve okursa, onun hayatı mutlu, ruh dünyası zengin ve ömrü uzun olur. İnsanın baş düşmanı bir şey yapmamaktan doğan boşluk ve tembelliktir ki; bu da streslere davetiye çıkarır. Stres; insanın ölümün öncü ikazlarıdır. Ölmek için son nefesi beklemek doğru değildir. Ölmek için kitapsız yaşamak gerekir. Kendine ve insanlara faydalı olmaya gayret etmeyen kişi zaten yaşamıyor demektir. Bundan kurtulmanın yolu kitap okumaktır. Okumayı okul kitapları ile sınırlayan, beyin kapılarını bunun dışındakilere kapayan insan, kabuk bağlar, çevresi ile ilişkisi de bu kabuğun delikleri ile sınırlıdır. Kendini yenilemenin sırrı ise kitaplar arasında dolaşıp onların arkadaşlığını sağlamakla mümkündür.
Kitabı okumak için ona dokunmak gerekir. Kapağına, sayfalarına daha okumadan tanışmalı, sevgimizi tokalaşma tadında merhaba diyerek sımsıcak bir dosta kavuşma, hasretten sonra vuslata erme edasıyla yapmalıyız. Âşıkların maşuklarıyla buluşması gibi her kitap bizi yeni bilgilerle ve tecrübelerle buluşturacağından her gün düzenli okuma sayfamız veya saatimiz olmalı. Sevgilimizi bekletmemek gerekir. “Kitap okumaksızın geçen üç günden sonra konuşma tadını kaybeder.” derken Çinliler haksız da sayılmazlar hani?
Japonya'da bir gazete 11 milyon satarken Türkiye'de günlük yayımlanan tüm gazetelerin baskı sayısı 5 buçuk milyona bile ulaşmıyor. Bir Japon bir yılda ortalama 25 kitap okuyor. Bir İsviçreli bir yılda ortalama 10 kitap okuyor. Bir Fransız bir yılda ortalama 7 kitap okuyor. Türkiye'de 1 yılda 6 Türk 1 kitap okuyor. Öncelikli ihtiyaçlarımız arasında kitap okuma ihtiyacımız tam 235. sırada yer alıyor. 235.sıra… Maalesef okumuyoruz.
Yavuz Sultan Selim Han döneminde Osmanlı devleti dünyanın en zengin ve en güçlü devleti idi. Oysa günümüzde batlılardan borç para dilenir durumdayız. Neden mi? Çünkü 8 yıllık kısacık saltanatına kıtalar fethini sığdıran koca sultan Yavuz Sultan Selim Han, develere yüklettiği kütüphanesini bir an olsun yanından ayırmazdı. Şehzadelik döneminde 3 saate indirdiği uykusuyla günde 8 saatini kitap okumaya ayırmıştı. Türkiye'de ise 5139 genç üzerinde yapılan araştırmaya göre; gençlerin %69'u adını hatırlamayacakları kadar uzun zamandır kitap okumadıklarını söylemişlerdir. Durum ortada.
Eski Sosyalist Rusya'nın devrimcisi Lenin, Sibirya sürgününde Marks'ın Das Kapital kitabını Sibirya'nın dondurucu soğuğunda 1000 kez okurken, muhteşem bir medeniyetin vârisleri olan bizler neyi kaç defa okuyor ve okuduklarımızı ne ölçüde hayata geçirebiliyoruz!
Unutulmamalıdır ki okuduğumuz her kitabın sayfaları yıllar süren tecrübenin ürünüdür. Hayatını bugün için değil, yarınlara hazırlayan ve gelecekte büyük işler başarmaya azmetmiş istikbalin seçkin insanlarına sesleniyoruz;
'Ey kendini insan bilen kendini oku! Yoksa hayvan ve cansız taş gibi insan olma ihtimali var. Nefsini ıslah etmeyen başkasını ıslah edemez.' Cümlelerini defalarca oku! Çünkü tüm okumalar kendimizi okuma adınadır. Beğenilen insanları diğer insanlardan ayırt eden bu özellikleridir.
İnsan çok zengin olup iflas edebilir. Büyük bir makamda olup makamını kaybedebilir. Ama okuma sayesinde elde edilen bilgi ve onun getirmiş olduğu itibar mezara kadar devam eder. İnsanlar arasında faydalı işlerle yâd edilmek istiyorsanız, sizi hiç terk etmeyecek asil bir konumunuz olmasını, âlim ve ilmiyle amil olmak istiyorsanız çok okumalısınız.
Şairimiz Necip Fazıl Kısakürek, okumayı; kendimizle iç içe olmaya ve dışarıdan yapılanların içimizde hissetme hali olarak şu mısraları söyler:
'Kazanda su kaynasa sanki ben pişiyorum;
Bir kuş bir kuş öldürse ben can çekişiyorum...'
Bugün için, yarın için, mutlu bir gelecek için, derslerimiz için, ülkemiz için ve Dünya insanlığı için kültürlü olmalıyız. “Kültür, okumak, anlamak, görebilmek, görebildiğinden anlam çıkarmak, ders almak, düşünmek ve zekâyı geliştirmektir” .Öğretmeni, velisi, öğrencisi her gittikleri yere ellerinde bir kitapla gitmelidirler. Tek yol okumak, düşünmek, anlamak, uygulanabilir projeler üretmektir.

Bu Yazı 2679 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar