Sevgi Dostluk Kardeşlik; Hıdrellez
..        

Milletlerin oluşmasında kültürlerin yeri ve önemi büyüktür. Kültürleri oluşturan önemli unsurların başında ise gelenek-görenek, töre, tören ve inançlar gelmektedir. Şimdi de bu öğelerin başında gelen Hıdrellez ile ilgili sizlere bazı paylaşımlarda bulunmak istiyorum;

Hıdrellez geleneği ile ilgili olarak yaygın olan kanaat Hızır ile İlyas'ın bir araya geldiği günün hatırasına tören yapılmasıdır. Hıdrellez günü genellikle 6 Mayıs'ta kutlanmaktadır. Bazı yörelerde 5 Mayıs bayram günü, 6 Mayıs Hıdrellez günü olarak kabul edilmekte ve ona göre törenler düzenlenmektedir. Hıdrellez günü halk takviminde yazın başlangıç günü olarak kabul edilmektedir. Türkler' deki halk takvimine göre bir yıl iki ana bölüme ayrılmaktadır. Hıdrellez gününden (6 Mayıs) 8 Kasım'a kadar süren devre 186 gün olup Hızır günleri adıyla anılmaktadır. Bu dönem genellikle yaz mevsimine tekabül etmektedir. 8 Kasım'dan 6 Mayıs'a kadar süren ikinci devre kış devresi olup Kasım günleri olarak adlandırılmakta ve 179 gün sürmektedir.

Gelenekler, tarihi kesin olarak tespit edilemeyen dönemlerden kalmadır. Neden, niçin, nasıl gibi sorular sorulmaksızın atadan oğula kalmıştır. Hukukun bile yetersiz kaldığı zamanlar olmuştur ancak gelenekler milletleri ayakta tutmayı başarabilmiştir. Bu özellikleri ile millet bağını güçlendiren önemli unsurlardır gelenekler. Türk kültürü içinde canlılığını koruyan geleneklerden biri de “Hıdrellez”dir. Hıdrellez geleneği, bir bayram olarak bütün Türk milletinin topluca katıldığı, kutladığı, bir takım töreleri yerine getirdiği bir bahar bayramıdır. Oldukça eski bir devire inen bu kutlamalar, babadan oğula günümüze kadar intikal etmiştir. Hıdrellez'den sonra yazın geldiği inancını yaşatan Türk toplumu, Hıdrellez'le birlikte artık kara kışın geride kaldığını görmekte ve gelecek günlerin tabiatın canlandığı, yeşerdiği bahar ve yaz günleri olduğunu vurgulamaktadır. İşte böyle bir günü, bir dönüm noktasını “bahar bayramı” olarak bütün imkânlarıyla, duygularıyla, sevinciyle kutlamaya çalışmaktadır. Yüzyıllardır kültürümüz içinde var olan ve günümüzde de canlı bir şekilde hayatını devam ettiren Hıdrellez geleneği, halkın ortak ürünleri olan: maniler, ninniler, atasözleri, bilmeceler vb. ürünleri yanı sıra halk şairlerinin şiirlerine de yansımış, aşıkların tellerinde türkü, dillerinde koşma, semai ve destan olmuştur.

Gerek Anadolu'da ve gerekse Anadolu dışındaki Türk topluluklarında Hıdrellez'in yaklaşması ile çeşitli hazırlıklar yapılmaktadır. Evler baştanbaşa silinmekte; ev eşyaları, mutfak eşyaları, üst-baş baştanbaşa temizlenmektedir. Bu çabalar Hızır Aleyhisselam'ın eve uğramasını sağlamak için yapılmaktadır. O gün için aile reisi ev halkına yeni elbiseler, ayakkabılar almayı zorunluluk olarak hissetmektedir. Diğer yandan Hıdrellez günü kuzu veya oğlak kesilmesi, çeşitli yemeklerin hazırlanması, bu arada birçok yiyeceğin hazırlanması tamamlanır. Hıdrellez'i bazı yerlerde bir gün öncesinden oruç tutarak da karşılayan insanlarımız bulunmaktadır.

Hıdrellez'de hasırların yakılması, yakılan ateş üzerinden sağlık, sıhhat dilenerek üç defa atlanması da gene sağlıkla, şifa dileği ile ilgili bir gelenektir. Hıdrellez gecesi Hızır'ın yeryüzünde gezindiği ve dokunduğu yerlere bereket saçacağına dair olan halk inancı sonucu birtakım geleneklerin sergilenmesine vesile teşkil etmektedir. Mesela yiyecek ve içecek kapları ile zahire ambarlarının kapakları açık bırakılır. Cüzdan veya para keselerinin ağızları kapatılmaz.
Eskiden kurbanlar kesilir, ziyafetler ve akşamına Aynü'l cemler yapılırmış. Hızır'ın şifa ve sağlığa kavuşturucu vasfına dair inanışlar vardır. Bu konudaki yaygın adetlerden biri, Hıdrellez'de kuzu eti yahut kuzu etiyle pişi yemek yemektir. Çünkü Hıdrellez günü bütün canlıların, bitkilerin ağaçların yepyeni bir hayata kavuşacağı, dolayısıyla Hızır'ın gezdiği, ayağını bastığı yerlerde yayılan kuzuların etinin, insanlara şifa, sağlık ve canlılık bahşedeceği söz konusudur.

Hıdrellezin hayatımızdaki anlamı gerçekten büyüktür. Okul çağlarında özellikle bu gün yere göğe sığmayan enerjimizi atabileceğimiz, gönlümüzce coşabileceğimiz bir gündür. 6 Mayıs'ta öğretmenlerimiz bizi kesinlikle okulda bulamazdı. Piknik yapacağımız yer haftalar öncesinden belli olurdu. Sabah piknik alanında toplanır kahvaltı- mızı yapıp gönlümüzce coşardık. Evden de beklemezlerdi bizi. Havanın kararması bizim için önemliydi. Kızıl ateşin üzerinden dilek tutup atlamak, şarkılar söyleyip coşmaktı isteğimiz. Gülfidanlarının altına çakıl taşları ile ev ya da araba şekilleri yapardık. Böylece bir yıl içerisinde sahip olunacağına inanılırdı. İşte böyle özlemle anarım hala eski hıdrellez günlerini. Artık büyümüşüz. İşi ekemiyoruz. Sabah kahvaltımızı da evde yapıyoruz artık.
Evet, buraya kadar anlatılanlardan da anlaşılacağı gibi gerçek kültür ürünlerimizden biri olan Hıdrellezin insanlarımızın üzerindeki birleştirici etkisini görüyoruz. Ama üzülerek belirtmek istiyorum ki yine bu kültürümüz de bölücü bir takım çevreler tarafından amacından saptırılarak kirli emellerine alet edilmektedir. Nevruz kutlamaları adı altında bu güzel bahar bayramını bile gerçek anlamından saptırarak başka emellerde kullanıyorlar. Ve ne yazık ki bu kirli oyunlara da halkımız genellikle itibar ederek ülkemiz üzerine yazılan bu çirkin senaryoda rol almaktan çekinmiyorlar. Yüzyıllardır bu topraklarda kardeşlik sevgi ve dostluk içerisinde yaşayan kardeşlerimiz, barış ve kardeşliği aşılamaya çalışan ve herkesin birbiriyle huzur içerisinde yaşamasını öğütleyen bu güzel bahar bayramında birbirine namlu doğrultur hale gelmiştir. Yine üzerimizde oynanan bu oyunu yüzyıllardır bu topraklarda kardeşçe yaşayan insanlarımızın bozacağına ve senaryoyu yazan kanlı senaristlere gereken cevabı vereceğine inanıyor ve en güzel duygu ve temennilerle hepinizi selamlıyorum.


Bu Yazı 2597 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar