Şiirimizde Hz. Peygamber Sevgisi
..        

İslam toplumlarının edebiyatlarında Hz. Peygamber'i konu alan çok sayıda eser mevcuttur. Bu durum Hz. Peygamber'in özel konumundan kaynaklanır. Gerçekten de dinler tarihine baktığımızda Hz. Peygamberin bu önemli yeri hemen fark edilir. Dolayısıyla Peygamberimiz Hz. Peygamberimizin genel olarak İslâm edebiyatında, özel olarak ise Türk edebiyatında, hatta dünya edebiyatında bu özel yerinden ve önemden dolayı konu olarak sıkça işlendiğini görmekteyiz. Öyle ki onun adına özel bir edebi tür bile (na't) ortaya konmuştur. Şüphesiz olay bu türle sınırlı kalmamış, Mevlit'ten Şemail'e, Hilye'den Mucizat-ı Nebiye kadar pek çok türde peygamberimiz konu olarak işlenmiştir.
Na't, Arapça'dan Türkçe'ye geçmiş bir kelimedir. Sözlük manasıyla “bir kimsede bulunan özellikleri anlatmak, , nitelemek, bir şeyi veya bir kimseyi medhederek anlatma, vasıflandırma” demektir. Terim olarak ise “Hz. Peygamberi medhetmek” maksadıyla yazılan manzum ve mensur eserlere denir.
Na'tlar, genellikle kaside formundadır. Ancak, gazel ve musammat gibi başka formlarla hatta bütün nazım şekilleriyle na'tlar yazılmıştır. Bu arada bir övgü şiiri olması hasebiyle Peygamberimizin yanında dört halife ve büyük veliler için de na't yazıldığı görülür.
Na'tlarda da peygamberimizle ilgili hemen her şey, isim ve sıfatları, hayatına ait çeşitli olaylar, bedeni özellikleri, ahlâkî özellikleri, mucizeleri, üstünlüğü.... konu edilmiştir.
Nat, Arap edebiyatına ait bir türdür. Dolayısıyla ilk na't yazarları da Arap şairleridir. Ta peygamberimizden yedi asır önce yaşayan, diğer kutsal kitaplardan ve devrin âlimlerinden peygamberimizin geleceğini öğrenen Es'ad Ebû Kerîb El-Himyeri ilk na't şairidir.
Peygamber devrinin ilk na't yazarı ise Kab b. Züheyr'dir. Peygamberimizi konu aldığı “Bânet Suâd” isimli kasidesiyle ün kazanmıştır. Peygamberimizin bu şiiri dinledikten sonra şairine “bürde”denilen hırkasını hediye ettiği için “Kaside-i Bürde” olarak da bilinen bu şiir, en meşhur na'tların ilkini teşkil eder. Bu iki örneğin dışında cahiliye edebiyatının etkilerinden bağımsız ilk na't ise İbni Abbas tarafından yazılmıştır. Ayrıca bu devirde Hassân Bin Sâbit, Abdullah İbni Revâha, Kâ'b Bin Mâlik, Âmir Bin Sinâni'l-Ekvâ ve Enşece müşrikleri hicveden ve Hz. Peygamberi öven şiirler yazmış diğer na't şairleridir.
Hz.Peygamber'in vefatından sonra ise Mummeyt Bin Zeyde'l Esedî, Dağbel, Ferazdak, Eş-Şerîfü'-Radıy ve Mihyâre”d-Deylemî, Emeviler devrinin ünlü na't şairleridir. Sonraki devirlerde ise hicrî yedinci asırda yaşayan El-Busîrî, İbn-Nebâte El-Mısrî ve İbn Hâcceti'l-Hamevî meşhur na't şairleridir.
Arap edebiyatında gelişmesini sürdürdükten sonra İran edebiyatına geçen na't, burada da güçlü şairlerin elinde yazılmıştır. İran'da ilk na't şairi Hakîm Senâyî'dir. Şeyh Sâ'dî'nin ünlü eseri Gülistan'ın girişindeki na't, bu türün en güzel örnekleri arasındadır. Yine İran edebiyatında Ferîdüddîn-i Attâr'ın mesnevilerinde na't örnekleri bulunmaktadır. Bunlara 13. asırda Emir Husrev-i Dihlevî ve Molla Câmi'nin na'tlarını ilâve edebiliriz.
Türk edebiyatına gelince öncelikle şunu söyleyebiliriz ki; bu edebiyat, na't konusunda çok zengin bir edebiyattır. Türklerin İslâmiyet'i kabulünden itibaren hem Çağatay hem Anadolu sahasında pek çok na't şairi yetişmiştir. İlk örneğine ise Yusuf Has Hacib'in Kudadgu Bilig isimli eserinde rastlanmaktadır. Edip Ahmet Yükneki'nin Atabet'ül Hakâyık'ında da na't bulunmaktadır. Anadolu sahasının dışında na't şairlerinden bir önemli sima da Ahmet Yesevî'dir. Onun hikmet adını verdiği şiirlerinde de samimi ve yoğun bir peygamber sevgisi dile getirilmiştir.
Sonraki yüzyıllarda ise Çağatay sahasında Haydar Tilbe, Seydî Ahmet Mirzâ, Lütfî, Gedâî, Harezmî, Sultan Baykara, Ali Şîr Nevâî, Şeybânî, Ubeydullah Han, Babur Şah ve Kâmran Mirzâ önemli na't yazarlarıdır.
Anadolu sahasına geldiğimizde ise hem halk hem divan hem de tekke edebiyatında pek çok na't yazıldığını görmekteyiz. Halk edebiyatında hem anonim halk edebiyatında hem de âşık edebiyatında peygamber sevgisini konu alan pek çok eser vardır. Anonim halk edebiyatında; ninni, bilmece, duâ türünde örnekler ortaya konulurken, âşık edebiyatında da, başlangıçta müstakil na'tlara rastlanmakla birlikte mısra, beyit ve dörtlük düzeyinde Hz. Peygamber'in övüldüğü görülür. Müstakil na'tlarda ise Gevheri ve Kuloğlu ilk isimler olarak karşımıza çıkar. Onları sonraki yüzyıllarda Dertli, Bayburtlu Zihnî, Dadaloğlu,Erzurumlu Emrah, Âşık Şem'i, Seyrânî, Tokatlı Nuri, Beşiktaşlı Gedâî, Hicâbî, Gülşenî, Çıldırlı Âşık Şenlik, Cemal Hoca, Âşık Deryâmî, Artvinli Pervânî, Ali Âşık Rahmânî na't türünde şiirler yazmışlardır. Dede Korkut hikayelerinin dua bölümlerinde de peygamberimizden bir cümleyle de olsa mutlaka bahsedilir.
Tasavvuf edebiyatında ise Yunus Emre, Mevlânâ, Dede Ömer Ruşenî, Hâlet-i Gülşenî, Şah İsmail, Üftâde, Arşî, Kul Himmet, Seyfullah Nizamoğlu, Şemseddin Sivâsî, Muhyî, Aziz Mahmud Hüdâyî, Sunullah Gaybî, Hasan Kenzî, Niyazi Mısrî,, Sezâî Gülşenî, İsmail Hakkı Bursevî, Erzurumlu İsmail Hakkı, Müştak Baba, Kuddusi, Yaman Dede... na't geleneğine önemli katkıları olan şairlerdir.
Divan edebiyatında ise hem mensur hem de manzum eserlerde na'tlara rastlanır. Mesneviler, divanlar, na't bölümünün yer aldığı eserlerdir. Mensur na't konusunda Sinan Paşa, manzum na't örneklerinde ise Yazıcıoğlu Mehmed, Karamanlı Nizâmî , Şeyyad Hamza, Hoca Mesud, Şeyhoğlu Mustafa, Mustafa Darir, Süleyman Çelebi, Yahya Bey, Fuzuli,Nef'i, Şeyhülislâm yahya, Fehim-i Kadim, Şeyh Galip, Esrar Dede, na't yazarı olarak akla gelen ilk isimler olmakla beraber bu liste oldukça uzatılabilir.
Bu gelenek Tanzimat'a kadar kesintisiz sürmüştür. Tanzimat döneminde edebiyatımız her ne kadar bir kırılmaya uğrasa da na't geleneği bu devirde ve bundan sonraki Servet-i Fünun, Fecr-i Ati, Milli Edebiyat ve Cumhuriyet edebiyatı devrelerinde de devam etmiştir. Na't yazan şairlerin sayısı günümüzde de çoktur. Tanzimattan günümüze değil bu halka içerisinde Ziyâ Paşa, Mualim Nâcî, İsmail Safa, Recâizâde Mahmut Ekrem,, Hüseyin Siret Özsever, Mehmet Akif, Ali Ekrem Bolayır, Arif Nihat Asya, Kemal Edip Kürkçüoğlu, Enver Tuncalp, Necip Fazıl Kısakürek, Sezai Karakoç, Abdullah Öztemiz Hacıtahiroğlu, Şahin Uçar, Ahmet Efe, Ali Ulvi Kurucu, Muhsin İlyas Subaşı, M. Atilla Maraş, Şükrü Karaca, Fatih Okumuş, Nurullah Genç....isimleri sayılabilir.

NA'T

Her seher, doğduğun sehere meftûn
Cümle yer, bastığın yere meftûn
Dağlar eğilir ayağın öpmeye
Karlar ki döktüğün tere meftûn
Kaç bin cân uçuştu sana varmaya
Uğrunda cân veren nefere meftun
Olmadı bir Bedir bunca seferler
Şehidler, gâziler sefere meftûn
Surların dibinde cân veren Eyyüb
Senâ eylediğin leşkere meftûn
Çıkmıyor kınından nice kılıçlar
Çektiğin kılıca, hançere meftûn
Her kitab simsiyah mâtem yüklüdür
isminin geçtiği deftere meftûn
Açılan her elin istediği sen
Avcunla sunduğun Kevser'e meftûn
Çiçekler hasreti sende büyüttü
Güller, Gül Cemâl'e ve Ser'e meftûn
Gölgende büyüyen bir Beyaz Zambak
Miras bıraktığın Eser'e meftûn
Ağlıyor mezarlar gurbet ellerde
Medfûn bulunduğun Makber'e meftûn
İhtiyâcım Sen'sin yâ Resûlallâh
Tek baş tâcım Sen'sin yâ Resûlallah
Ekrem Kaftan


Bu Yazı 4177 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar