Sistemler ve İnsanlar
03.05.2015        

Sistemler ve İnsanlar

Hüseyin Tunç

 

 

 

Madde ve zihin organizasyonu konusunu inceleyen sistem kuramı diye bir bilim dalı vardır. Konu olarak sistem, bir bilim dalı boyutuna geldiğine göre onu kurmak ve işletmek çok basit bir konu olmasa gerek.

Sistem kuramı, “organizmaları, yapıları, örgütleri, mekanizmaları, doğal oluşumları bir bütün oluşturacak biçimde birbirleriyle ve çevreleriyle ilişkili veya bağıntılı unsurlar dizisi olarak inceler.”

Sistem aslında bir bakış açısı metodu ya da düşünce tarzı olarak da tarif edilebilir. Sistem yaklaşımı ise alt sistemlerin karşılıklı ilişkilerinin analiz edilerek, konulara bütüncül ve etkileşim açılarından bakılmasıdır. Takip edilecek metotlar zinciri olmaktan ziyade bir bakış açısı ve değerlendirme yöntemi olması hasebiyle insanla doğrudan ilişkilidir ve herhangi bir sosyal sistemde şekil kadar zihniyet de önemlidir.

Kelime anlamıyla sistem, birleşme, bir araya gelerek çalışma, oluşma anlamını taşır ve Latince  "Systēma" ve Yunanca yerleşme, konumlanma birleşme, bir arada duruş manalarını içeren “Sustēma” (σύστημα) kelimelerinden türemiştir. Birçok dile de benzer şekilde geçmiş olan bu sözcük farklı okunuşlarına rağmen neredeyse bütün dünyada kullanılan bir terim haline gelmiştir.

Türkçe’de de yaygın bir şekilde kullanılmakta olan sistem kelimesi yerine Öz-Türkçe karşılık olarak “dizge” kelimesi önerilmiş ancak diğer birçok zorlama türetilen kelimde olduğu gibi toplumda kabul görmemiştir.

Arapça bir kelime olan ve Osmanlıca üzerinden dilimize de geçen “nizam” kelimesi birebir sistem anlamında kullanılmaktadır. Nizam Osmanlıca’da “düzen” anlamına gelmektedir.

Her ne tür kelime ile kastedilirse kastedilsin, sistem sosyal bir terimdir ve içinde bulunduğu topluma göre işleyen bir mekanizmalar bütününü ifade eder. İnsan doğasına uygun ve gereksiz unsurlar içermeyen sistemler hayatı kolaylaştırır. Fıtrata aykırı, toplum inanç, örf, ahlak ve geleneklerine uymayan, adalet duygularını rencide eden sistemler ise yıkıcı etkiye sahiptir.

Devlet de bir sistemler bütünüdür ve kanaatimce insanlığın en faydalı icatlarından biridir. Tarihte de günümüz de devletleri harap olmuş milletlerin içler acısı durumuna şahit olunmuştur, olunmaktadır. Demek oluyor ki ya devlet başa ya kuzgun leşe sözü boşuna söylenmemiştir.

Devlet sistemi yüzlerce alt sistemden teşekkül eder. İnsan çok yönlü bir varlık olarak hem kendi iç dünyası ile hem de dış dünya ile sayısız alanda etkileşim halinde olduğundan, hayatını etkileyen sistemlerle de girift ilişkileri vardır. Diğer bir deyişle insanoğlu geldiği bilgi ve beceri düzeyi ile birtakım teşekküller, mekanizmalar kurup yöntemler belirliyor ve sonra kendi kurduğu bu araç ve yöntemlerle etkileşime geçiyor.

İyi bir şekilde kurulan ve gerektiği gibi işleyen sistemler insanı daha iyi insan yaparken, bozuk veya bozulan sistemler ise iyi insanları da bozmak gibi ciddi bir risk içeriyor. İnsan doğasına uygun ve adaleti tesis eden sistemler medeniyeti ve insan ilişkilerini güzelleştirirken, kişiye göre değişen, adaletten sapan ve fıtrata aykırı kurallar içeren, mazlumu engelleyip zalime yol genişleten sistemler toplumsal dokuyu bozar.

Trafikte giderken yanlış bir yola girmişseniz U dönüşü yapacak bir yer ararsınız. İmkân olduğu halde U dönüşüne müsait hale getirilmeyen noktaları bir bir geçip en sonunda sabrınız taşar ve sadece sola dönüşe izin verilen bir noktadan U dönüşü yaparsınız. Bu hem sizi kural çiğnemeye alıştırır hem de sizi gören diğer sürücülerin aklını karıştırır. Bunun gibi gereksiz ve mantıksız sistem engelleri de toplumsal hayatın ahengini bozar. Bir zamanlar ülkemizde kamusal alanda başörtüsü yasağı vardı. Sosyolojik ve psikolojik dengeleri bilmeyen birkaç kişinin keyfi uygulaması toplumsal barışı ciddi anlamda bozmuş olup, o yanlış uygulamaların açtığı yaralar bugün hala kapanmış değildir. Kapanmadığı gibi, yeni huzursuzlukların da kaynağına dönüşmüştür. Bugün gündemdeki birçok huzursuzlukların kaynağında toplum mühendislerinin mekanik çalışmaları yatmaktadır.

Devletin halkına daha iyi şartlar sağlaması, herkesin kendisini güvende ve rahat hissetmesi sosyal bünye açısından elzem olduğu gibi ekonomik açıdan da kalkınmanın en önemli anahtarıdır. Bu sebepten dolayı herkes için geçerli objektif, nesnel ve mantıklı kuralların tesis edilmesi ve tesis edilen kuralların bütün toplum bireyleri için objektif olarak ve gerektiği gibi uygulanabilmesi önemlidir. Hatta bu durum bir devlet sisteminin geldiği konumu gösteren önemli bir kriterdir. Aksi halde liyakat, emek, insana değer vermek, adalet gibi kavramlar savunmasız, masum, dürüst kimseler için ızdırap üreten kavramlara dönüşür.

 Zengin olmanın kolay ve kurallara uymayan yollarını bulan insanlar veya devletin işleyen mekanizmalarını umursamayan insanlar müsamaha gördükçe doğaldır ki bu tür insanların sayısı artacaktır. İnsan önünü boş bulduğu takdirde içinde bulunduğu şartlara çok kolay uyum sağlar. Bir takım insanlar varlıklarını sürdürmenin kolay yollarını bulurlarsa diğerleri de o tekin olmayan yolları denemekten imtina etmeyeceklerdir.

Toplumumuzun ve devlet mekanizmalarını tesis eden ve işleten insanlarımızın, akil adamlarımızın, sanatçılarımızın, sporcularımızın ve tek tek her birimizin, kendimiz için, insanımız için, devletimiz için bu konuda yapmamız gerekenler vardır. Bunların en başında güzel sözler söylemek, güzel şeyler söyleyenleri dinlemek ve kendimizle, çevremizle barışmaktır. Sorunlarımızı kavga etmeden çözmek, kadim kültürümüzü ve sistemlerimizi ihya etmektir.

 

 

 

 


Bu Yazı 2877 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar