Süleyman Hilmi Efendi Hakkında İlginç Bir Diyalog(Anekdot)
..        

Gündüz Beyefendinin, merhum Kur'an insanı Silistreli Süleyman Hilmi Efendi hakkında bir TV programı sonrası, bir muhatabıyla yaptığı şu ibretli diyalog, aydın geçinen bazı kişilerin din, dini meseleler ve din büyükleri hakkında aslında ne kadar şartlanmış ve cahil olduklarına enfes bir misaldir. Buradaki Süleyman Efendi'yi çıkarın, başka birini koyun, sonuç aynıdır. “Aydınımızın bir utanç vesikası” da diyebileceğimiz bu görüşmeyi sizlerle paylaşırken, Ebul Faruk Süleyman Hilmi Tunahan'a bir kere daha, binler rahmet diliyoruz..
“TGRT'deki program büyük bir yankı uyandırmış ve gelen fazla talepler üzerine program ikinci defa yayınlanmıştı. Ben de o sırada Bilecik İktisadi ve İdari İlimler Fakültesi Dekanı idim. İşte bu ikinci yayının hemen ertesinde özel kalemdeki arkadaşımız, Ankara'dan makam ve rütbe sahibi birisinin benimle görüşmek istediğini söyleyerek telefonu bağladı.

Telefondaki ses ile aramızda geçen bu konuşma şu anda kaleme aldığım araştırmanın yazılış sebebini teşkil etti. Şöyle ki;
Telefondaki ses: Prof. Dr Ahmet Akgündüz siz misiniz?
-Evet, buyurun.
Telefondaki ses: Yani Bilecik İktisat Fakültesi dekanı olan Ahmed Akgündüz..
-Evet benim, doğru söylüyorum.
Telefondaki ses: Akşamleyin bir televizyon kanalında o cahil(!) adam hakkında methiyeler düzen sen misin?
-Kimi kastediyorsunuz?

Telefondaki ses:Tabii ki, Süleyman Efendi diye övdüğün o cahil ve devlet düşmanı adamı.
-Efendim, yanlış bir şey mi söyledim. Neden böyle söylüyorsunuz? Ben arşiv vesikaları ve doğru kaynaklara dayanarak konuştum. Eğer elinizde onun cahil ve cumhuriyet düşmanı olduğunu ispat eden belge varsa, onları bize ulaştırır ve yetkinizi de kullanarak devletin televizyonlarında imkân temin ederseniz, onun cahil ve millet düşmanı olduğunu anlatmaya da hazırım.

Telefondaki ses:İlkokul mezunu olmayan ve kendini ayrı bir dinin Peygamberi gibi gören bir adam hakkında belgeye ne gerek var? Herhalde üniversite mezunu ve ilim sahibidir demeyeceksiniz.
-Efendim ben size aydın ve kültürlü adamın kim olduğunu sorabilir miyim?
Telefondaki ses:Üniversite mezunu, okumuş, görmüş insan demek tabii ki..

-Pekii, eğer bir insan ilahiyat fakültesini bitirse ve hatta o sahada doktora yapsa ve mezun olsa böyle bir insana din konusunda aydın ve kültürlü bir insan diyebilir miyiz?
Telefondaki ses: Elbette..Bunun böyle olduğunu mu söyleyeceksin Allah aşkına!
-Muhterem efendim, Siz Osmanlı devletinin son zamanlarında bugünkü İlahiyat fakültesini karşılayan Dâr-ül Hilafet'il Aliye medresesinin bulunduğunu, cahil dediğiniz bu insanın adı geçen okulun Tefsir Ve Hadis bölümünden birincilikle mezun olduğunu ve hatta Medresetü'l Mütehassisîn yani yüksek lisans ve doktora kısmını da başarıyla tamamlayarak öğretim üyeliği yapabilecek duruma geldiğini ve resmi makamlardan diploma aldığını biliyor musunuz?

Telefondaki ses: Hayır olamaz, nasıl olur?
-Ama elimdeki Osmanlı arşiv belgeleri böyle diyor. Ayrıca Hukuk Fakültesini bitiren bir insan sizin yanınızda cahil midir? Yoksa aydın ve kültürlü biri midir?
Telefondaki ses: Elbette ki aydın ve kültürlü bir insandır.

- Bu cahil dediğiniz insanın aynı zamanda İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinden Medreset'ül Kuzat adıyla faaliyet gösterirken yüksek derece ile mezun olmuş birisi olduğunu da biliyor musunuz?
Telefondaki ses: Hayır bilmiyorum..
-Arşiv belgeleri bunu da ispat ediyor. Biz hangisine inanacağız?

Bütün bunları dinleyen telefondaki etkili ve yetkili şahıs, son noktayı şöyle koyuyordu: “Ahmed Bey! Biz bunların hiçbirisini bilmiyor ve bu insanlara cahil diyoruz. Halbuki bizler zır cahilmişiz, fakat farkında değiliz. Ne olur, bu bilgileri sağlam kaynaklara inerek ortaya koyun ve bizi doğru bilgilendirin.”

Kaynak: Tabular Yıkılıyor2-Prof. Ahmed Akgündüz-OSAV Yayınları-İst1997


Bu Yazı 2103 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar