Sünnet-i Seniyye Risalesinin Verdiği Mesajlar
..        
Bediüzzaman hazretleri on birinci Lema'da on bir nükte ile sûnnet-i seniye risalesini telif ederken harikulade tespitler yapar. Risalenin başına koyduğu ayet-i kerimeler sûnnet-i seniyyenin ?deta mihenk noktasıdır.
Andolsun! Size sizden olan öyle bir elçi gelmiştir ki; sıkıntıya düşmeniz ona ağır gelir. Size çok düşkündür. Müminler için şefkat ve merhametle doludur. (Ey resulüm) Eğer insanlar senden yüz çevirirlerse de ki; Allah bana yeter. O'ndan başka ilah yoktur. Ben yalnızca o'na tevekkül ettim. O büyük arşın sahibidir. (Tevbe128- 129)
De ki; eğer Allah'ı seviyorsanız bana tabi olun,o zaman Allah sizi sever.(Al-i İmran 31)
Bediüzzaman hazretleri peygamber efendimizin “Ümmetimin Fesadı (bozulmaya başladığı)zamanında kim benim sûnnet-i seniyyeme yapışsa yüz şehidin sevabını kazanabilir” hadis-i şerifi ile sûnnet-i seniyyeye uymanın ne kadar kıymetli olduğunu ortaya koyar; doğrudan doğruya sûnnete ittiba etmek peygamber efendimizi hatıra getiriyor. Sûnnet-i seniyyeye tabi olmak suretiyle insan, en sıradan davranışlarını dahi sevaplı bir ibadet hükmüne geçirebilir. Hatta yemek yerken, su içerken, yatarken bile sûnnete uymayı niyet ettiği dakikada yemek yemesi, yatması bile ibadet hükmüne geçer.
Evet, sûnnet-i seniyyeye uymayı kendine âdet eden, o âdetlerini ibadete çevirir, İmam-ı Rabbani Ahmed-i Faruki (R.A).demiş ki: “Ben ruhani âlemlerde seyrederken ve manevi mertebeler kat'ederken; evliya tabakaları içinde en parlağı, en haşmetlisi, en lezzetlisi, en güvenlisi sûnnet-i seniyyeye uymayı tarikatın esası olarak kabul edenleri gördüm. Hatta o tabakanın sıradan evliyaları sair tabakaların has velilerinden daha muhteşem görünüyordu. Evet, imam-ı Rabbani hak söylemiş. Çünkü sûnnet-i seniyyeyi esas tutan, Allah Resulünün gölgesi altında mahbubiyet makamına mazhardır.
Sûnnet-i seniyyenin meseleleri, hatta küçük âdabları, gemilerde yön gösteren pusula gibi hadsiz zararlı, karanlıklı yollar içinde birer düğme hükmündedir.
Bediüzzaman hazretleri bir müşahedesini şöyle açıklıyor; sûnnet-i seniyye ye ittiba ettiğim zaman, benim bütün ağırlıklarımı alıyor gibi bir hafiflik hissediyordum. Bir teslimiyetle tereddütlerden ve vesveselerden yani “acaba böyle hareket hak mıdır, maslahat mıdır? diye endişelerden kutuluyordum. Ne vakit elimi çektiysem, bakıyordum; tazyikat(baskı) çok. Nereye gittikleri anlaşılmayan çok yollar var. Yük ağır, bende gayet âcizim. Nazarım da kısa, yol da karanlıklı… Ne vakit sünnete yapışsam, yol aydınlaşıyor, selametli yol görünüyor. Yük hafifleşiyor tazyikat (baskı) kalkıyor gibi bir halet hissediyordum.
Bediüzzaman Hazretleri ölümü düşündüğü bir ruh haletinde kendisini bir cenaze hükmünde ve üç büyük cenazenin başında görür. Gerek kendi hayatının gerekse bütün hayat sahiplerinin ve gerekse kâinatın kıyamet vaktinde ölmesi muhakkak vuku bulacağından nazarında vaki hükmüne geçer ve gelecekte mutlaka gerçekleşecek olan vefatı o zaman vuku buluyor gibi görünür ve kendi deyimiyle “Bütün varlıklar, bütün sevdiklerim benim vefatımla bana arkalarını çevirip beni terk ettiler, yalnız bıraktılar.”
İşte o hüzünlü halde iken iman ve Kur'andan gelen bir medetle; “Eğer insanlar senden yüz çevirirlerse de ki; Allah bana yeter. Ondan başka ilah yoktur. Ben yalnızca ona tevekkül ettim. O büyük arşın sahibidir.” (Tevbe 129) ayeti imdadıma yetişti beni teselli edip, sükûnet verdi. Evet nasıl ki ayetin açık manası Resul-ü Ekrem (A.S.V)'a der; “Eğer inanmayanlar sana inanmayıp, Kur'anı dinlemeseler merak etme ve de ki:Cenab-ı Hak bana kafidir. O'na tevekkül ediyorum, sizin yerlerinize ittiba edecekleri yetiştirir. Cenab-ı Hak'kın saltanatı her şeyi kuşatmıştır. Ne isyan edenler, hududundan kaçabilirler ve ne de O'ndan yardım isteyenler yardımsız kalırlar!”
(De ki;Eğer Allah'ı seviyorsanız bana tabi olun, o zaman Allah sizi sever) ayeti sünnete uymanın ne kadar mühim ve lazım olduğunu kesin bir suretle ilan ediyor. Şu Ayet-i Kerime der ki: ”Eğer Allah'a muhabbetiniz varsa, Habibullah'a ittiba edilecek, ittiba edilmezse netice veriyor ki; Allah'a muhabbetiniz yoktur.” Evet Cenab-ı Hak'ka iman eden, elbette ona itaat edecek ve itaat yolları içinde en makbulü, en müstakimi ve en kısası şüphesiz Habibullah'ın gösterdiği ve takip ettiği yoldur.
Evet Canab-ı Allah, Peygamber-i zişanı en mükemmel bir vaziyette yaratmış ve onun vaziyetini bütün insanların örnek alacakları bir model hükmüne getirmiştir, böylece herkesi O'na uymaya sevk edecek, ta ki Allah Resulü'nün o güzel vaziyeti başkalarında da görünsün.
Sünnet-i Seniyye bizleri bidalardan (Yeni icad) muhafaza eder. Resulü Ekrem (A.S.V) “Her bidat (Yeni icad) dalalet (sapıklık) tır ve her dalalette ateştedir.” buyurmaktadır. Cenab-ı Hak dinini kemale erdirmiştir. Sünnet-i Seniyyenin düsturları tamamlandıktan sonra yeni icatlarla o düsturları, prensipleri beğenmemek veya haşa eksik görmek hissini veren bidaları icat etmek, dalalettir, eteştir.
Sünnet-i Seniyye edeptir. Hiçbir meselesi yoktur ki altında bir nur bir edep bulunmasın. Resul-ü Ekrem (A.S.V) ferman etmiş. “Rabbim bana edebi, güzel bir surette ihsan etmiş, edeplendirmiş.” Evet Hz. Peygamber'in hayatına dikkat eden ve sünnet-i seniyyeyi bilen kesin olarak anlar ki: edebin bütün nevilerini Cenab-ı Hak habibinde toplamıştır. Onun sünnet-i seniyyesini terk eden edebi terk eder.
Evet Sünnet-i Seniyyede hiçbir mesele yoktur ki, birçok hikmetleri bulunmasın. Sünnet-i Seniyyenin düsturları ruhun, aklın ve kalbin hastalıklarına özellikle de toplumsal hastalıklara gayet faydalı bir ilaçtır. Şimdiye kadar yazılan yetmiş-seksen Nur Risalesi Sünnet-i Seniyyenin meselelerinin ne kadar hikmetli ve hakikatli olduğuna yetmiş-seksen sadık şahit hükmüne geçmiştir. Bu mevzuyla ilgili değil yetmiş, belki yedi bin risale yazılsa o hikmetleri ve faydaları bitiremeyecek.
Sünnet-i Seniyye her iki dünya saadetinin temel taşıdır ve bütün güzelliklerin, mükemmelliklerin madeni ve kaynağıdır.
Cenab-ı Hak Kur'an-ı Hakimde “Şüphesiz sen büyük bir ahlak üzeresin.” (Kalem 4) ferman eder. Başta Hz. Aişe (R.A) olmak üzere birçok güzide sahabe Hz. Peygamber'i (A.S.V) tarif ettikleri zaman “Hulukuhu-l Kur'an” diye tarif ediyorlardı. Yani Kur'anın beyan ettiği ahlaka dair bütün güzelliklerin misali, Muhammed Aleyhisssalatu Vesselamdır. İşte böyle bir zatın sözleri, fiilleri ve hallerinin her birisi insanlığa birer yol göstericidir.
Elbette böyle bir zatın sünneti, hareketleri uyulacak en güzel örneklerdir ve takip edilecek en sağlam rehberlerdir ve düstur(prensip) edinilecek en muhkem kanunlardır.
Bahtiyar O dur ki; ittiba-ı sünnette (sünnete uymada) hissesi ziyade ola. Sünnete ittiba etmeyen tembellik eder ise hasaret-i azime (En büyük kayıp); ehemmiyetsiz görür ise Cinayet-i azime (en büyük cinayet); bir nevi yalanlamayla tenkit etmek İse dalalet-i azime (en büyük sapıklık)dır.
Bediüzzaman Hazretleri Kur'an Hakim'in “De ki eğer Allah'ı seviyorsanız bana tabi olun, o zaman Allah sizi sever. (Ali İmran 31) ayetinde çok cümleler bu üç cümlenin içinde dercedilmiştir der. Şöyle ki:Şu ayet diyor ki; ALLAH'a (C.C) imanınız varsa, elbette ALLAH'ı seveceksiniz. Madem ALLAH'ı seversiniz, ALLAH'ın sevdiği tarzı yapacaksınız ve o sevdiği tarz ise ALLAH'ın sevdiği zata benzemelisiniz. O'na benzemek ise O'na ittiba etmektir. Ne vakit O'na ittiba etseniz, ALLAH sizi sevecek. Zaten siz ALLAH'ı seversiniz, ta ki ALLAH da sizi sevsin.
Ey Rabbimiz ! Seni hakkıyla sevmeyi veSünnet-i Seniyyeye uymayı bize nasip et. Bizleri Resul-ü Ekrem Aleyhissalatü Vesselamın şefaatine mazhar kıl.

Bu Yazı 5806 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar