Tarihe Şeref Veren Erler
..        

"Tarihe şeref veren erler anılırken,
Yükselmede ruh en geniş alemlere yerden
Bin rayihanın feyzi sarar ruhu derinden
Geçmiş gibi cennetteki gül bahçelerinden."

Bu mısraları ilk defa; A. Ulvi KURUCU'nun kaleme aldığı, Bz. Said Nursi'ye ait, Tarihçe-i hayat'ın önsözünde okumuştum. Allah dostlarına ait menkıbe, kıssa ve hatıraları okumaktan ifrat derecede haz aldığım için, bu mısraları da hislerimin tercümanı olarak görmüştüm.

Millet olarak destandan mahrum kalmadığımız için, okunacak, ders alınacak o kadar çok kaynak var ki insan seçmekte tasnif etmekte güçlük çekiyor. Nitekim konunun uzmanı olan kalem erbabı, bu sahada ciltlerle eser telif ederek, meraklılarına yeterince kaynak bırakmışlardır. Ben değerli TEFEKKÜR okuyucularına, okumaktan, yazmaktan, dinlemekten, anlatmaktan çok zevk aldığım iki hadiseyi arz etmeye çalışacağım. Efendim, ŞEYH ŞAMİL deyince aklımıza, hemen onun kerametlerle dolu, destansı, Kafkasya savunması gelir. Bu iman abidesi, Kafkas kartalının Ruslara karşı verdiği mücadeleyi okuyanlar, O'nun namaz konusunda ne kadar inatçı olduğunu, taviz vermediğini ve 27 gün komada yattıktan sonra bir ikindi vakti ayılınca ilk sözünün,"Ana namaz geçti mi" olduğunu taktirle, hayretle ve ibretle görmüşlerdir.

Benim bahsetmek istediğim olayda ise Şamil'in derin ferasetinin ve korkunç cesaretinin yanında, ince zekasını, pervasızlığını ve hazır cevaplılığını göreceğiz. Ruslar 40 seneye yakın, bütün güçlerini seferber ettikleri halde bir türlü baş edemedikleri, bu ejderha insan azmanını nihayet yakalamışlardı.

Rus Çarının emriyle Şamil'e esir muamelesi yapılmayacak her türlü ihtiyacı krallara layık şekilde temin edilecekti. Ancak Çar kendisinin nasıl yemek yediğini de seyretmek istiyordu. Ortam hazırlandı ve Çarın da bulunduğu salonda Koca arslan sofraya davet edildi. Çar kafeste bir aslan seyreder gibi Şamil'i seyrediyordu.Şamil ise vakur ve umursamaz tavrıyla, yıllardır sıcak yemek girmemiş midesini, leziz taamlarla dolduruyordu.

Fakat, yemek kapları boşalıyor, yenisi geliyor, onlar da boşalıyor, bir türlü Şamil'de doyma emaresi görünmüyordu.
Bu duruma dayanamayan yaver Çarın kulağına eğilerek; "Çar hazretleri korkarım bu adam bizi de yiyecek!" Fısıltıyla söylenen bu sözleri Şeyh Şamil duyar. Yavaşça başını kaldırarak "tarihi" cevabını verir ve kısmen rahatlar;
"Hiç endişelenmeyin Ekselansları, çünkü bizim dinimizde domuz eti yemek haramdır.

***

İkinci menkıbeyi, hasseten günümüzün, -küçük başarılarla bile zafer çılgınına dönerek ne yapacağini şaşıran- sporcularına ithaf ediyorum.
“KOCA YUSUF” ismini kim duysa, onun yenilmez bir cihan pehlivanı oluşu ve hazin akibeti,yani "Bourgogne"Transatlantiği ile okyanuslara gömülüşü gelir. Elbetteki Avrupa ve Amerika'da karşısına çıkan bütün pehlivanları yenmesi, bilhassa madalyaya hasret kaldığımız bu yıllarda daha bir önem kazanıyor. Elbette ki, çarpışan transatlantik sulara gömülmeye başlayınca, sulara atlamak ve ulaşabildiği kadın ve çocukları, kurtarma kayıklarına ulaştırmak; bunun karşılığında ise binmek istediği bir kayıktan tutunan ellerinin -ağırlığından dolayı kayığı batırır- bahanesiyle bir tayfa tarafından baltayla kesilmesi çok ibret verici gerçekler.

Ben bunların yanında anlatacağım olayı okuduğum zaman çok duygulanmıştım. Efendim, “Koca Yusuf” Avrupa'da önüne çıkanı deviriyordu. Karşısına çıkacak Avrupalı pehlivan kalmayınca karşısına bir Türk pehlivanı bile getirmişlerdi.
Niyetleri, iki arslan birbirini yenmeye çalışırken onlar zevkle seyredeceklerdi. Ancak içlerinden birinin, bir Kontesin niyeti çok farklıydı. Yusuf'un menajeri vasıtasıyla, ondan bir çocuk sahibi olmak istediğini, bunun karşılığında ne isterse verebileceğini iletti. Yusuf bu teklifi olağanüstü bir tepki ve hiddetle karşıladı.

Kontes değişik şart ve aracılarla ve ısrarla teklifini Yusuf'a göndermeye devam etti. Yusuf her seferinde reddetti.
Yusuf'un en son kaldığı otel görevlilerinin yardımıyla Kontes odasına önceden girdi ve Yusuf'u uygunsuz bir şekilde karşıladı. Yusuf odasında bir hanım olduğunu görünce hemen dışarı çıktı. Ama Kontes kararlıydı. Ayaklarına kapandı.Kendine göre masum isteğini tekrarladı. Koca Yusuf, o şöhrete karşı "kul" olma şuurunu ne derece muhafaza ettiğini belgeleyen tarihi cevabını tokat gibi haykırdı: "Madam madam! Ben sizin karılarınızı değil, ERKEKLERİNİZİ YERE SERMEYE GELDİM”

Ruhları şad olsun!


Bu Yazı 3094 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar