Tarihi Süreçte Kırım ve Stratejik Önemi
01.07.2014        

Tarihi Süreçte Kırım ve Stratejik Önemi

Doç. Dr. Selim Hilmi ÖZKAN

Yıldız Teknik Üniversitesi

 

 

Kırım hem coğrafi konumu hem de havası ile fevkalade güzel bir yerdir. Hatta Rus Çarları zaman zaman buraya dinlenmek için gelmişlerdir. Karadeniz’in kuzeyinde ve stratejik bir konumda yer alan Kırım, tarihin her döneminde önemini korumuştur. Bu özelliğinden dolayı da ilkçağlardan günümüze kadar birçok kavme, topluluğa ve millete ev sahipliği yapmıştır. Türklerin Doğu’dan Batı’ya göçleri sırasında da bu yolu kullandıkları ve buralara yerleştikleri tarihi bir gerçektir. Tatar Türklerinin Kırım’a yerleşmeye başlaması ise XIII. yüzyılın başlarına tekabül eder. Kırım’ın sahil kesiminde oturanlara TAT, iç kesimlerde oturanlara ise TATAR denilmektedir.

Kırım, 1237 yılında da Altın Orda hükümdarı Batu Han tarafından istila edildi. Kırım XIII.  yüzyılın ortalarına doğru şehirde yaşayan batılı tüccarlar, Ermeniler ve Rumlarla birlikte tamamen bir Türk yurdu haline gelmiştir. Yüzyılın ikinci yarısından itibaren de Kırım’a Selçuklu Türkleri yerleşmeye başlamıştır.  Kırım’ım İslamlaşmaya başlaması da bu döneme rastlar. Kırımlılar bilhassa Özbek Han zamanında geniş kitleler halinde İslamiyet’i seçmiştir. Özbek Han, Kırım’da yaptırdığı eserler ile de burada kalıcı olmasını başarmıştır.

Kırım Fatih Sultan Mehmet tarafından 1475 yılında Osmanlı egemenliğine girdi. Bu sayede Karadeniz bir Türk gölü haline gelmiş oldu. Fakat Rusya XVI. yüzyılın sonlarına doğru genişleme politikasına ağırlık vererek Kırım Tatarlarını tehdit etmeye başlamıştır. XVII. yüzyılın sonlarına doğruda Rusya Kırım ve Karadeniz üzerinde baskıları iyice artmıştır. Bilhassa Karlofça Anlaşması Kırım Hanlığı için büyük bir darbe olmuştur. Çünkü Kırım Hanlığı, gelirlerinin önemli bir kısmını Rusya ve Lehistan içlerine akınlar yaparak buralardan elde ettikleri esir ve ganimetlerden sağlıyorlardı. Karlofça Anlaşması maddelerine göre Osmanlı Devleti Kırım Hanlarının Rusya’ya karşı akın yapmamalarını taahhüt etmişti. Karlofça Anlaşması Kırım kuvvetlerinin Rus ve Leh topraklarına asırlarca yaptıkları akınları önlediğinden, Kırım Tatarlarının maddî ve manevî sahada eski faaliyetlerini kaybettikleri görüldü. Fakat Rusya’nın sıcak denizlere inmek hususunda Karlofça ve İstanbul Antlaşmaları ile şimdilik emellerinin önüne set çekilmiş oldu. Rusya, Prut savaşında Osmanlı karşısında ağır bir yenilgi alarak 22 Temmuz 1711 yılında Prut Antlaşmasını imzaladı. Rusya bu antlaşma ile de şimdilik Karadeniz’deki isteklerinden tekrar vaz geçmiş oldu. Antlaşma gereği Azak kalesini iade edecek, Azak denizi kıyısında Rus Taygan kalesi yıkılacaktı. Fakat Rusya antlaşmadaki bu maddeleri yerine getirmedi. Bunun üzerine Rusya üzerine yeni bir sefer kararı alındı. Bu durumdan korkan Rusya, Karadeniz’in kapısı konumundaki Azak ve Taygan kalelerini yıktı. Fakat Osmanlı Devleti’nin bu durumdan pek memnun olduğunu söylemek mümkün değildir. Osmanlı Devleti, Rusların Karadeniz kıyılarındaki çalışmaları karşısında Açev, Azak, Koban kalelerini yeniden tamir etti. Azak Kalesi ile Taman arasında ve Koban Irmağı'nın denize döküldüğü bataklıklar içerisindeki ihtiyaçlara cevap vermeyen Açev Kalesi yenilendi. Rusların Karadeniz güvenliğini tehdit edecek şekilde çalışma yapması karşısında durumun ciddiyetini kavrayan Osmanlı yönetimi 1726 yılından sonra Soğucak, Sohum, Faş kalelerini yeniden yapılması için çalışmalarda bulundu. Hatta yarım kalan kalelerin tamamlanması içinde bölge görevlilerine sıkı talimatlar gönderildi. Yapılan bu kalelerin personel ve diğer güvenlik için kullanılabilecek levazımatları da çok geçmeden 1728 yılı içerisinde tamamlanarak kullanılır hale getirilmiştir. Osmanlı Devleti bu çalışmaları yapar iken Kırım’ın korunmasında ayrı bir önem vererek Kırım'ın kara tarafından kilidi mesabesinde olan Or Kalesi iki taraftan da Azak Denizi'ne ve Karadeniz'e top menzilinden uzak olduğundan Kırım'a taarruz edecek düşmana bu kalelerden top ve humbara gülleleri yetişemeyeceği için her iki tarafta birer top menzili yerlere yeni tabyalar inşası gerektiğinden bu iş için Kefe seraskeri görevlendirilmiştir.

Rusya, Osmanlı Devleti’nin takip etmiş olduğu barış politikalarının aksine Osmanlı devletine karşı saldırgan bir tutum içerisinde idi. Rusya’nın en büyük emeli Karadeniz ticaret yolunu ele geçirmek idi. Bu emellerine ulaşabilmek için Prut ve Edirne antlaşmalarının hilafına hareketle 1736 yılında Azak kalesine saldırarak Don nehrinde donanma bulundurmaya devam etmiştir. Rusya, yıllar süren mücadelesinin ardından Karadeniz’de ilk defa 3 Eylül 1739 Belgrad antlaşması ile bir takım imtiyazlar elde etti. Bu antlaşmanın 9. Maddesi gereği Osmanlı ticaret gemilerinin yardımı ile ticaret yapabilecekti. Osmanlı Devleti Rusya’ya bir takım imtiyazlar vermekle birlikte ticari kontrolü elinden bırakmak istememiştir. Osmanlı Devleti Rusya ile yapmış olduğu bütün antlaşmalara sadık kalmakla birlikte Rusya bundan önce yapmış oldukları antlaşmalar gibi bu antlaşmaya da uymamıştır. Antlaşmaya aykırı olarak Osmanlı sınırına yakın kaleleri tamir ettiği gibi Hristiyan Kazakları sürekli Osmanlı Devleti’nin aleyhinde kışkırtmaktan geri durmamıştır.  

II.Katerina’nın 1762 senesinde Rusya tahtına geçmesi ile beraber Rusya, Kafkasya’ya yerleşmek ve Karadeniz’i bir Rus gölü haline getirebilmek için bölgedeki faaliyetlerini artırdı. Bunun için de Osmanlı yönetimindeki Hıristiyan Gürcüleri isyan etmelerini sağlamaya çalıştı. Osmanlı yönetimi, bölgeye en yakın yerler olan Karadeniz kıyı şehirlerinden aldığı takviye askeri kuvvetlerle isyan hareketlerini önlemeye çalıştı. Bu kapsamda Canik sancağından 1765’te 4 bin piyade ve 1766’da da 2 bin levend, Vona limanı üzerinden isyan bölgesine sevk edilmiştir. Durum bu iken Lehistan meselesinden dolayı 1768 senesinde yeni bir Osmanlı-Rus savaşı patlak verdi. 1774 yılına kadar devam eden savaşların neticesinde Osmanlı Devleti kaybetti ve 17 Temmuz 1774 yılında Küçük Kaynarca Antlaşması imzalandı. 1774 yılında imzalanan Küçük Kaynarca Antlaşması, bu amaç doğrultusunda atılmış kuvvetli bir adım olmuştur. Antlaşma, Kırım’ın ve Azak denizi çevresinde yaşayan Tatar Türklerinin Osmanlı hâkimiyetinden çıkması, civardaki önemli kalelerin Ruslara bırakılması gibi toprak kayıplarının yanında Rusya’ya, Karadeniz ve boğazlarda ticaret hakkı tanımıştır. Osmanlı Devleti Fransa ve İngiltere gibi devletlere tanımış olduğu Kapitülasyonları Rusya’ya da tanımış oldu. Osmanlı Devleti, 1700 İstanbul antlaşması ile “haremim” diye nitelendirdiği Karadeniz’i, yüz yıl sonra ticaret yapabilmeleri için Rusya’ya açmak zorunda kalmıştır. Karadeniz’in Rus ticaretine açılması ile Osmanlı Devleti’nin yüzyıllardır devam eden Karadeniz’deki tek taraflı hâkimiyeti tehlikeye girmiştir. Rusya bu antlaşmadan sonra Karadeniz’e inmekle kalmayacak daha ileri hedeflerini gerçekleştirmek için adımlar atacaktır. Rusya, Küçük Kaynarca antlaşmasından sonra Karadeniz ve Kırım üzerinden Boğazları zorlar iken diğer taraftan Balkanlar ve Kafkasları ele geçirmek için gayret içerisine girmiştir. Böylece Karadeniz ve çevresi Osmanlı Devleti ile Rusya arasında başlıca çatışma alanı haline gelmiştir. Bu durum Osmanlı Devleti’nin yıkılışına kadar devam etmiştir. Bu süreçten günümüze kadar Rusya, Karadeniz yolu ile açık denizlere açılma yollundaki Kırım hedeflerinden hiç vaz geçmemiştir.

 

Kaynakça:

BOA, A. DVN, 250/33.

BOA, C. AS, 94/4302, 103/4660; 573/24120; , 585/24639; 1134/50364;

BOA, C. BH, 29/1394; 183/8627, 191/8968; 197/9214, 230/10678.

BOA, C. HR, 185/9234.

BOA, C. MTZ, 10/496.

BOA, İE, 67/6083.

BOA, MAD, 3115.

FİNDLEY, Carter V., Dünya Tarihinde Türkler, Kitap Yayınevi, İstanbul, 2006.

GORİANOV, Serge, Devlet-i Osmaniyye Rusya Siyaseti, (Çevr. M. İskender, Ali Reşad), Kanaat Matbaası, İstanbul, 1331.

İLGÜREL, Mücteba, “III. Ahmed” DGBİT, Çağ Yayınları, C. XI, İstanbul, 1993.

KÖSE, Osman, “XVII. Yüzyıl İkinci Yarısı Osmanlı-Rus Savaşlarında Karadeniz Liman Kenti Samsun”, Geçmişten Geleceğe Samsun- I, (Editör: Cevdet Yılmaz), Samsun, 2006.

Mecmua-i Muâhedât, C. III, Ceride-i Askeriye Matbaası, İstanbul, 1297.

ÖZCAN, A. -B. Sahin, Osmanlı Ansiklopedisi,  C. VI, İz Yayıncılık, İstanbul, 1996.

ÖZCAN, Kemal, “Kırım Hanlığının Kuruluş Süreci: Yarımadada Tatar Hâkimiyetinin Tesisi”, Karadeniz Araştırmaları Dergisi, Sayı, 5, Bahar 2005.

PURGSTALL, Baron Joseph Von Hammer, Büyük Osmanlı Tarihi, C, VII, İstanbul, 2000.

SHAW, Stanford, Osmanlı İmparatorluğu ve Modern Türkiye, (Tür. Çevr. Mehmet Harmancı), E Yayınları, İstanbul, 1983.

Şehdî Osman Efendi, Rusya Sefareti ve Sefaretnamesi, Topkapı Sarayı Müzesi, Hazine, No, 1577.


Bu Yazı 6348 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar