Terör, Medya ve Medya Terörü
..        
 

AĞLAMAK NE GÜZEL ŞEYMİŞ

Ağlamak güzel olur mu? Demeyin. Ben bunu yaşayarak gördüm. Ağlayan birini gördüğümüzde göz yaşının silip, susturmaya çalışırız. Buna onun ihtiyacı olduğunu düşünmeyiz. Rabbimin bize verdiği ne büyük bir nimetmiş ağlamak ve ağlayabilmek.
Mübarek Kandil Gecesi telefon susmak bilmiyor. Sevenlerim arıyorlar, sağolsunlar. Saat 01:00 olmuş bir telefon daha çalıyor. Bu saatte de aranmaz ki; telefonu oğlum açıyor ve anne dedem kalp krizi geçirmiş buraya getiriyorlarmış diyor. Bir an elim ayağıma dolaşıyor, ne yapacağımı şaşırıyorum. Koşuyoruz hastanenin önünde beklemeye başlıyoruz. Ne zor bir bekleyiş. Az sonra bir ambulans yanaşıyor. Ve babam, zavallı babam baygın yatıyor. Hemen alıyor acil servise ve şöyle bir bakıyorlar babamın haline…Daha sonra birbirlerine dudak bükerek ölür bu diyorlar. İlk müdahaleyi yapıp yoğun bakıma götürülürken hasta bakıcı sesleniyor: “ İsterseniz son bir kez daha bakın babanıza, bir daha göremezsiniz”
Taş kesiliyorum. Hıçkıra hıçkıra ağlamak istiyorum. Ama kendimi sıkıyorum annem üzülmesin diye. Babamı orda bırakıp beklemeye başlıyorum . Ne zor bir bekleyiş.
Rabbi Rahiminin ölüm anını gizlemesi büyük bir hikmetmiş. N e kadar zor bir bekleyiş.
Ağlamak istiyorum doya doya. Ama artık istesem de ağlayamıyorum. Yüreğimin üzerinde bir kaya parçası var san ki. Ne kadarda kötü imiş ağlayamamak. Göğüs kafesim ağlayacak gibi oluyor, sıkıyor beni.
Rabbimin insanlara verdiği ne büyük bir nimetmiş ağlamak, ağlayabilmek…

Hayatın olağan akışı içerisinde medya,çeşitli vesilelerle zaman ayırdığımız bir unsurdur. Yazılı, görsel ve işitsel olarak yayın yapan medya kuruluşları hayatımızda bizden önceki nesillerden kat kat daha fazla yer almaktadır. Kimimiz medyayı bilgi edinme amaçlı, kimimiz eğlence maksadıyla kimimiz de amaçsız olarak takip ederiz. Türkiye'de sürekli yayın yapan karasal vericiler için- 30'a yakın televizyon kanalı mevcut,yerel tv ler hariç.Bölgelere göre sayısı 10 ila 200 ve üzeri sayıda radyo istasyonu var.Ulusal yayın yapan 40 civarında gazete,bunu ikiye katlayacak sayıda dergi ve ulaşım alanını rakamsal olarak ortaya koyamadığımız düzeyde internet siteleri hayatımızı etki alanına çekmiştir.
Kitap okuma oranı hayli düşük olan Türk insanının “gazeteye bakma” yüzdesi bu oranla kıyaslanmayacak kadar fazladır. Yine ortalama Batılı bir kişinin Televizyon karşısında geçirdiği zamana nispetle Türk halkı bu zamanı ikiye katlamayı başarmıştır.İnternet kafelerin adım başı yolumuzu kestiği bir ülkede yaşadığımızı ve bu kafelerin başka toplumsal mekanlara göre daha işlek olduğu gerçeğini göz önünde bulundurursak medyanın bizim hayatımızda ne kadar önemli bir etkiye sahip olduğunu kavramak hiç de zor olmayacaktır.
Televizyonsuz evlerin küçümsenmesi,kabul edelim ki, toplumsal bir vakadır.Yazı ağırlıklı gazetelerin satış rakamlarının, resim ağırlıklı gazetelerin satış rakamlarının yanında devede kulak kaldığını söyleyebiliriz.Pekala biz vatandaşlar bu medyanın nesi oluyoruz, neresindeyiz veya bize katkısı ne?
İnsanların kanaatlerine tesir noktasında medyanın artık çoğunluk tarafından 1.güç olarak kabul edildiğini varsayarak şu soruyu soralım? Medya kanaatlerimizi doğru mu yönlendiriyor? Yoksa kanaatlerimizi sulandırarak bizleri tarifi meçhul bir kafa karışıklığına mı sevkediyor? Bu satırları okuyanların kahir ekseriyeti 2.sorumuza kafalarını öne arkaya sallıyorsa orada durup bir şeyleri sorgulayalım derim.Önce kendi tercihlerimizi daha sonra da dayatılan medya tercihlerini…
Türkiye'de bazı toplumsal hadiselerin medya tarafından elbirliğiyle manipüle edildiği gerçeğine vurgu yapmak istiyorum. Bazı hadiselerin 30 küsur tv ,bir o kadar da gazete tarafından hep aynı telden yorumlanması Türkiye'nin zihniyet anlamında medya tekeli altında olduğunu gösterir. Bu tekel özgürlük anlamında rahatsız edici olduğu gibi;bilgi edinme ve kanaat sahibi olma amaçlı faaliyetlerimizi de maalesef olumsuz etkilemektedir.
Terör de medyanın ele alışı açısından insanlara farklı boyutlarda aktarılabiliyor.Medya kendi aldığı kararlar çerçevesinde örgütsel terörü lanetlerken bazı ülkelerin devlet terörünü alkışlayabilmektedir. Alkışlamaktan birazcık utananları sessiz kalabilmektedir.
Türk halkının 1/100'ü bir katliamı protesto etmek amacıyla bir büyük meydanda toplanıyorsa,bu topluluk 8 saat boyunca o meydandan ayrılmıyorsa bunun haber değeri nedir sizce? Günün flaş haberi mi? Yarının manşeti mi? Canlı yayın yapılmasını gerektirecek bir konu mu? Belki sizce evet ama sizin takip ettiğiniz,satış rakamlarını yüzbinlere taşıdığınız gazetelere göre hayır! İzlenme oranlarını tavana vurdurduğunuz tv lere göre hayır!
İşte bu ve bunu aratmayacak sayısız örnek bize göstermektedir ki Türk halkı çok ciddi bir şekilde medya terörüne maruz kalmaktadır.Türk halkı kendisine dayatılan birbirinin kopyası medya organlarına bağımlı kılınmak istenmektedir.
Terör ; sürekli ve sistemli şiddet hareketleri olarak tanımlanmaktadır. Şiddetin yerine dayatmayı koyduğumuzda hangi yayın organlarının faaliyetleri terör, hangi yayıncılar terörist daha iyi algılarız.Gelin tercihlerimizi gözden geçirelim. Bize dayatılan seviyesiz,ahlaksız,edepsiz yayınlara pirim tanımayalım. Gelin kendi kanaatlerimizi kendi köklerimizden devşirelim.


Bu Yazı 2289 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar