Theodor Herzl'den II. Abdülhamid'e Filistin Teklifi
17.03.2015        

Theodor Herzl’ in II. Abdülhamid’e Filistin Teklifi

 Mustafa Özeren

 

 

 

Osmanlı Padişahı Sultan II. Abdülhamit, Yahudilerin tarihin derinliklerinden gelen inançlarını, düşüncelerini, özlemlerini ve hedeflerini çok iyi biliyordu. Onun içinde Avrupa ve diğer ülkelerde cereyan Siyonist örgütlenmelerini, fikir akımları ve bunların faaliyetlerini çok yakından takip ediyordu. Hatta bütün Osmanlı Sefirlerini Siyonist faaliyetleri ve gelişmelerini yakından izleyerek payitahta düzenli rapor vermekle görevlendirilmişti. Onun için Siyonizim ile ilgili tüm gelişmeleri ve ayrıntıları çok iyi biliyordu.

Siyonist lider Theodor Herzl, Osmanlı Devleti’nin siyasi ve ekonomik bakımdan zor şartlar altında bulunduğunu, Devlet’ in aşırı dış borç yükü altında ezildiğini biliyordu.                Bunun için de mali ve siyasi destek talebinin geri çevrilemeyeceğini düşünüyordu. Etkili çevreleri ve önemli dostlarını devreye sokarak Sultan II. Abdülhamit ile görüşme imkanı buldu: Yahudilerin çeşitli dünya ülkelerinde maruz kaldıkları, zulüm, işkence ve katliamları uzun uzun anlattı. Osmanlı Devleti’nin Yahudilere gösterdiği hoşgörü ve merhametten dolayı şükranlarını arz etti.

Yahudilerin çok iyi iktisat ve ticaret bilgi birikimine sahip olduklarını, çok güçlü bir Yahudi sermayesinin oluştuğunu, pek çok Yahudi’nin Avrupa devletlerinde çok önemli ve itibarlı konumlara geldiklerini ve artık bulundukları ülkelerin yönetimlerini, iktidarlarını etkileyebildiklerini, yönlendirebildiklerini ve kamuoyu oluşturabildiklerini anlattı ve Padişahın istemesi halinde sahip oldukları bu ekonomik bilgi, sermaye ve siyasi birikimlerini Osmanlı Devletinin gelişmesi ve Uluslararası alanda rahatlaması ve güçlenmesi için kullanabileceklerini söyledi.

Bütün bunların karşılığında fazla bir şey istemiyorlardı! Sadece Filistin’ de yurt edinebilmeleri için küçük bir miktar arazi satılması ve yarı bağımsız aristokratik bir Cumhuriyet kurulmasına izin verilmesi isteniyordu. Bunun karşılığında ise önce sayılan desteklerin yanı sıra Osmanlı Devleti’ nin bütün dış borçlarını ödemeyi ve 5 milyon altın vermeyi teklif ediyorlardı.

II. Abdülhamid, Theodor Herzl’ in bu tekliflerine: “ Osmanlı ülkesinin her yerinde Yahudilerin ikamet etmekte olduklarını, eğer İsrailoğullarının yeryüzünde barınacak bir yerleri yok ta Türklüğün eyaletine iltica ediyorlarsa Irak, Suriye ve hatta Anadolu’ da bile oturabilecekleri fakat Yahudilerin Filistin’ eyerleşmelerinin söz konusu olamayacağı…”cevabını verir.

Theodor Herzl’in ısrarlı talepleri ve destek vaatlerini arttırması üzerine, Sultan II. Abdülhamit şu tarihi cevabı verir: “ Ben bir karış toprak dahi satmam, çünkü bu vatan bana değil milletime aittir. Dünyanın bütün devletleri ayağıma gelse ve bütün hazinelerini kucağıma dökseler size bir karış yer vermem. Ecdadımızın ve milletimizin kanıyla elde edilen bir vatan para ile satılamaz… Derhal burayı terk edin. Defolun!”

Sultan Abdülhamid Han hiçbir şekilde Filistin’ i pazarlık konusu yapmadı. Bundan sonra II. Abdülhamid Filistin’ in tamamını “arazı-i şahane” yani padişahın şahsi arazisi ilan etti. Filistin’ de Yahudilere her türlü toprak satışını yasakladı. Kafkasya ve Balkanlardan bazı Müslüman aileleri Filistin’ e yerleştirdi. Bizzat şahsına bağlı bir orduyu Filistin’ de görevlendirdi. Filistin’ de ki il ve ilçelere dürüst ve güvenilir mülki amirler görevlendirdi.

Sultan II. Abdülhamid Han Devletin başında olduğu sürece Filistin’ de yurt edinmeyeceklerini ve arz-ı mev’ud a geri dönmeyeceklerini anlayan Siyonistler, en son planlarını uygulamaya koydular: II. Abdülhamid’ i taht’ tan indirecekler veya Osmanlı’nın yıkılmasını hızlandıracaklar. Bunun için Jön Türklerle temas kurarak onları desteklemeye başladılar.

II. Abdülhamid’ in tahttan indirilmesinden sonra, İttihat ve Terakki Cemiyeti yönetimi bütün azınlıkların arazi satın alabileceğine dair kanun çıkarttı. Yahudiler Filistin’ de çok büyük araziler satın aldılar. Padişah’ın “arazi-i şahane” ilan ettiği topraklarda yok pahasına Yahudilere satıldı.

İttihat ve Terakki Cemiyeti 1.Dünya Savaşında Osmanlı Devleti’ni Almanya’nın safında savaşa soktu. İngiltere ve Fransa ise savaştan sonra Osmanlı Devleti’nin yıkılacağı ve Filistin’de bir Yahudi Devleti kurulacağı yönünde Yahudilere teminat verdiler.

1917’ de İngilizler Kudüs’ü ve diğer Filistin şehirlerini işgal ettiler. Bu arada Yahudiler hemen bir “Siyon Ordusu” kurdular. Kudüs’e giren İngiliz kuvvetleri beraberlerinde Siyon ordusunu da Kudüs’ e soktular. Takip eden yıllarda Filistin’e Yahudi göçü teşvik edildi ve Yahudilerin toprak sahibi olmaları sağlandı.

Araplar Osmanlı ordusunun mağlubiyetini ve İngiliz işgalini fazla önemsemediler. Çünkü onlar İngiliz propagandasının tesiriyle Osmanlı’yı işgalci olarak görmeye başlamışlardı. Osmanlı padişahının “bir karışını bile satmam” dediği Filistin topraklarını, Filistin’ li Araplar para karşılığında hovardaca sattılar Yahudilere ve kendi elleriyle, kendi rızalarıyla Yahudileri kendi köylerine ve şehirlerine yani Filistin’e yerleştirdiler. 1919’ da Filistin’ de ki Arap nüfus Yahudilerin tam 16 katı iken,1947’de Arap ve Yahudi nüfusu eşitlenmişti.

Ne dersiniz: Filistin’de bugün masum ve mazlum Filistinli kardeşlerimizin uğradığı zulümlerde, akan kan ve gözyaşında, sönen ocaklarda, dul ve yetimlerin feryat ve figanında kendi babalarının ve dedelerinin de vebali yok mu? Bütün suç, sadece terör devleti İsrail’in mi?

 


Bu Yazı 4688 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar