Tohum ve Başak
..        

Bir sanatçının seslendirdiği ve benim de sözlerini çok beğendiğim bir şarkı var;

Bekle kar altında kalan buğday tanesi,
Yine onun sularıyla yeşereceksin,
Gözyaşların çare değil ağlama büyü,
Başını dik tutabilirsen boy vereceksin.

Sanatçı bu şarkıyı oldukça içten söylüyor, ancak beni şarkının ritminden ziyade sözleri ilgilendiriyor. Gerçekten oldukça anlamlı ve bir o kadar da vizyonu olan bir şiir olma özelliğine sahip. Sakın şiirin de vizyonu mu olurmuş, demeyin. İşte bu şiirin vizyonu var. Şair bu eserinde buğday tohumuna başak olma hedefini gösteriyor. Ancak elbette burada bir mecaz var. Konu her ne kadar buğday tanesinin filizlenip, boy vermesiyle ilgili görünse de, asıl ana fikir, insanın her zorluğa rağmen ayakta durmasını bildiği takdirde, yılmadan azimle ısrar gücü mekanizmasını işlettiği sürece, menzil-i maksuda ulaşacağını ve başarı ipini göğüsleyeceğine işaret ediyor.
Benim en sevdiğim mevsim bahardır. Zira bahar, Yüce Yaratıcının güzel isimlerinin yansıdığı ve muhteşem renk cümbüşlerinin parladığı bir mevsim- dir. Ölümden sonra dirilmenin temsilcisidir bahar mevsimi. Tüm güzelliklerin sergilendiği bir sanat galerisidir. Ancak bu güzelliklerin sergilenmesinin alt yapısını da kar, yağmur, fırtına gibi görünüşte çirkin ancak gerçekte çok güzel neticeler veren fiiliyatlar oluşturmaktadır. Eğer kar, boran, fırtına, yağmur gibi zahiren acı ancak sonuçları itibariyle tatlı olan hadise- ler olmasaydı, baharın güzelliklerinden bahsetmek de hayal olurdu. Bunlar, birbirlerinin mütemmim cüzleri yani tamamlayıcı parçalarıdır.
Bir de “Yıkılmadım ayaktayım” şarkısı var. Gerçi burada hep şarkılara takıldık; ama bu şarkıların içinde hayatın güzelliklerini çok harika bir şekilde yansıtan sözlere sahip şarkılar da bulunmaktadır. Biz şarkıların bu yönüne odaklanırsak onlardan azami derecede faydalanabiliriz. Bu arada bir anekdotu da araya sıkıştırmadan geçemeyeceğim. Bizim bir arkadaş otobüste seyahat ederken teypte “Gönlümün sahibi sensin, orda yalnız sen varsın.” Şarkısı okunuyormuş. Bizim arkadaşın gözlerinden yaş akmış. Yanındaki arkadaşı merakla, “Ne o hocam, yoksa sen de mi âşık oldun?” diye sormuş. Bizim arkadaş, “Kalbimin sahibi Allah, orda yalnız “O” var. Aklıma gelince gözlerim yaşardı,” diye karşılık vermiş. Yani şarkılar da bakış açısına göre şekillenebilmektedir. Neyse, “Yıkılma- dım ayaktayım” şarkısına tekrar gelelim. Kişisel gelişim sürecinde ve hedefe ulaşma yolunda her türlü sıkıntılarla ve zorluklarla karşılaşabiliriz. Ancak eğer biz yıkılmayıp ayakta kalmasını bilirsek, o zaman tıpkı buğday tanesi gibi bu sıkıntılarla baş edeceğiz; filizle- nip, boy vereceğiz. Eğer biz, bu sıkıntılara ve problem- lere boyun eğecek olursak, o zaman teslim-i silah etmiş olacağız ve asla sahil-i selamete ulaşamayacağız.
Tohumun başak olma hikâyesi, tıpkı çocukları- mızın gelecekte sahip olacakları kariyer hikâyelerine benzemektedir. Çocuklarımıza yapacağımız her türlü terbiye, eğitim ve öğretim faaliyetleri, onların yükselme ve kariyer sahibi olma serüvenlerinde bir yatırım faktörü olacaktır. İnsan üretim faktörlerinin en önemli bir üyesi olduğuna göre, insana yapılan yatırım üretken bir toplum olmanın en temel prensip- lerinden birini oluşturmaktadır. O halde, çocuklarımı- zın en iyi bir şekilde yetişebilmeleri için başta ana baba olmak üzere, tüm ilgili kesimlerin azami çabayı sarf etmeleri gerekmektedir. Aksi takdirde bu tohumları- mızın başak olma serüvenleri de engellenmiş olacaktır.


Bu Yazı 2433 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar