Toplumun Huzurunu Bozan Çekirgeler
05.11.2015        

TOPLUMUN HUZURUNU BOZAN ÇEKİRGELER

 

 

Hüseyin TUNÇ

 

 

İlginç bir tespit… Yapılan bir araştırmada öğretmenlerimizin yüzde otuzunun ayda bir kitap bile okumadıkları, yüzde otuz altısının hiç gazete okumadığı tespit edilmiş. Öğretmenler okumazsa toplumun geri kalanını düşünün… O yüzden sosyal, yazılı ve görsel medyada boy gösterenler hep bir ağızdan konuşuyor, boş atıp dolu tutmaya çalışıyorlar. Biz de neyin doğru neyin yanlış olduğuna bakmadan ilk duyduğumuz iddianın üzerine atlıyoruz.

Aslında görünürün duyulurun ötesinde bu ülkenin vakur ve hikmetli bir halkı vardır. Atalarının çok büyük işler başardığı, hak, adalet ve merhamet dağıttığı çok gerekmedikçe sesi çıkmayan, ihtiyaç duyulmadıkça ortaya çıkmayan asil ve asıl millet!

Bu ülkenin medyasına ve sokaklarına bakıp, ülke hakkında kolay yoldan fikir sahibi olursanız, yanılırsınız. Çünkü sosyal sorumluluk duyguları gelişmemiş, ortak yarar duygusu ve birlikte yaşama yeteneği zayıf insanlar sürekli gürültü üretirler. Medyada, politikada, sanatta… Davranış, giyim kuşam, kültür algısı, yaşam tarzları farklıdır. Sesleri çok çıksa da, kendileri çok görünseler de toplumun genelini asla yansıtmazlar.

 Edmund Burke iki yüzyıl kadar önce şunları söylemişti: “Binlerce koca sığır İngiliz meşelerinin asude gölgesi altında geviş getirip sessizce otururken, bir eğrelti otunun dibinde yarım düzine kadar çekirgenin usandırıcı haykırışlarıyla çayırı çınlatmasına bakarak, sakın ola ki bu gürültüyü çıkaranların çayırın tek sakinleri oldukları, sayıca çok kalabalık oldukları ya da ne kadar patırtıcı ve musibet görünseler de, sonuçta o saatte ortaya çıkmış ufacık, kupkuru, zayıf ve sekerek giden böceklerden başka bir şey oldukları sanısına kapılmayın.”

Çekirge sürüleri asla toplumun gerçek kimliğini yansıtmazlar. Fakat kamu otoritelerine yaptıkları talepler genellikle yerine getirilir. Kamu otoriteleri, uluslararası kuruluşlar ülkenin gerçek sahiplerinin, nimetten çok külfete maruz kalanların seslerini duymazlar. Çünkü cefakâr insanlar bağırarak konuşmaktan bile hayâ ederler. Yöneticiler, çekirgelerin peşine takıldığından, yönetim tarzları da giderek çekirgelere layık bir sisteme dönüşürler.

Daha ahenkli bir toplumsal yaşayış için, meydanın bu sesi çok çıkanlara bırakılmaması gerekir. Toplumları toplum yapan ve büyük değerleri olan sessiz insanlar vardır. Toplumları onlarla değerlendirmek ve onların beklentilerini ve önerilerini dikkate almak gerekir. Bunun için okuyarak, düşünce üreterek, çalışarak toplumsal bilgi beceri ve düzeyimizi yükseltmeliyiz.

Güce erişmiş kişiler “Cambaza bak” kandırmacasıyla insanlığı sıkıntıya sokmaktan vazgeçmeli, imkânlarının bir kısmını ihtiyaç sahipleriyle paylaşabilmeyi öğrenmelidirler. Ahtapotun kolları gibi her tarafa uzanarak “Onu da alayım, bu da benim olsun, şurası da benim olmalı” sevdasından vazgeçmeli ve herkes kendisine “Bu kadar yeter” sınırı koyabilmelidir.

Her şeye rağmen bu ülkede umutsuzluğa yer yoktur. Bu topraklarda şer odaklarının yakmaya çalıştığı her ateş sönmeye mahkûmdur. Atalarımızın İslamiyet’e yaptığı hizmetin mirası binlerce yıl bu devleti ve bu milleti korumaya yetecek büyüklüktedir.


Bu Yazı 1552 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar