Türk Ahşap Süsleme Sanatı
..        

Ömrümüzün tamamında yer alan, beşikten mezara kadar hayatımızın her döneminde kullanılan bir harika varlıktır ağaç. Dünyaya geldiğimizde beşiğimiz ağaçtandır. Öldüğümüzde tabutumuz ağaç.
Yaşamımız boyunca, ağacın kullanılmadığı ,hemen hemen hiçbir yer yoktur.Yazarın elinde kalem , sofrada kaşık, geline sandık,binlerce çeşidiyle, verdiği meyvelerle,tabiattaki çevre güzelliği ve iklim düzenleyiciliği ile insanlara yüce Allahın lûtfettiği en değerli nimetlerden biridir.Yeri gelir yiyecek, yeri gelir eşya, yeri gelir yakacak olarak hayatımızın değişmez parçası olarak hep bizimledir.
Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.)'in bir hadislerinde; "Elinizde bir hurma fidanı varsa, kıyamet kopuyor bile olsa, onu hemen dikiniz." diyerek önemini belirttiği bu harikulade bitki yüzyıllardan beri kullanım eşyası olarak insan oğluna hizmet vermektedir.
Yaşadığı her yeri asil bir zevkle ,ve hatta Allah sevgisiyle tezyin eden Türk san'atkârları da ağaca ayrı bir önem vermiş , ona kullanırken adeta hürmet göstermiş,gerek kullanım amaçlı ,gerek süs amaçlı olarak, yaptığı her eserde ağaca saygıyı esirgememiş onu en güzel gösterecek şekilde oya gibi işlemiştir.
Ağaç işçiliği ve süslemesinin geçmişine baktığımızda,Türklerin bu sanatla çok eskiden beri ilgilendikleri,Orta Asya kurganları ve Pazırık kazılarından çıkan çeşitli ağaç işlerinden anlaşılmaktadır. İslâm san'atında Emevi ve Abbasilerin bu alanda ilerlemiş olduklarını görürüz.

Selçukluların ağaç işçiliğine verdiği büyük önem,mimaride ağacın ön plâna çıkmasını sağlamış, yine Allah sevgisi ile mihrap ,minber ,kürsü rahle, kur'an mahfazası gibi pek çok eserlerle yapılar ,özellikle dini yapılar donatılmıştır.
Dini mimari dışında, Türk evlerinde, tavanlar,odalardaki dolap kapakları ve raflı nişler özenle ve zevkli bir şekilde süslenmiş ilâve olarak değişik biçimlerde ahşabı tamamlayan kalem işi nakışlarla tezyin edilmiştir
Dini mimari olarak yapılan ahşap camilerden , 13. yüzyılın ilk yarısında inşa edilmiş olan ,Afyon Ulucami (1272) , Sivrihisar Ulu cami (!275), Ankara Aslanhane Camii (1290),ve Beyşehir Eşrefoğlu Camii (1297) , Anadolu ahşap işçiliğinin günümüze gelen bariz örnekleridir.Selçuklular ve Beylikler döneminde süsleme sanatımızın sade güzelliği ağaç süslemesinde de devam etmiştir. Bilindiği üzere minber, arapçada yükseltmek anlamına gelen, nebr kökünden türemiş bir kelime olup camilerde ,kıble duvarında mihrabın sağında , hatiplerin hutbe okudukları merdivenli ,gövde ,şerefe veya taht adı verilen bölümlerden oluşur.Caminin en görünen yerinde olduğu içinde ayrı bir önem taşır.Bu yüzden, Anadolu Selçuklu sanatında ahşap minberlere çok önem verilmiş ve pek çok güzel minber günümüze kadar gelebilmiştir.Çoğu, müzelerde teşhirde olan, Aksaray Ulucami, Divriği Ulu Cami, Ayaş Ulu cami, Sivrihisar Ulu Cami,Konya Alâeddin, Ankara Alâeddin, Harput Sare Hatun, Kayseri Huand Hatun, Ankara Arslanhane, Ankara Ahi Evran, Beyşehir Eşrefoğlu camilerinin minberleri Selçuklu ahşap süsleme sanatının en güzel örnekleridir.
Beylikler döneminin en güzel örneklerinden olarak ,Halen Ankara Etnografya müzesinde teşhirde olan Ürgüp Damsaköy Taşkınpaşa Camii mihrabını,Siirt ve Malatya Ulu Cami minberlerini söyleyebiliriz.
Osmanlı döneminde ise bu desen ve motifler bir taban oluştururcasına daha da geliştirilerek devam ettirilmiştir Osmanlılarda tahta oymacılığına naht denilmekte idi. Bazı belgelerde Osmanlılarda ağaç işçiliği ile uğraşan sanatkârlara “nahhat”isminin verildiği görülmüş ise de bu isim pek kullanılmamıştır.
Daha ziyade ceviz, elma, armut, sedir, abanoz ve gül ağacı gibi ağaçların kullanıldığı ahşap süslemesindeki teknikler olarak ,oyma, şebekeli oyma, geçme ve kakma, gibi tekniklerini sayabiliriz. Oyma tekniğinde ahşap çeşitli, delici ve kesici aletlerle şekillendirilir.Bu şekillendirmede daha çok rumi ve geometrik motifler kullanılmıştır

Geçme tekniği olarak,Kündekâri çivi kullanılmadan yüzlerce küçük parçanın, geometrik motifler oluşturarak birleştirilmesi suretiyle yapılan bir ahşap süsleme sanatıdır.Taklit kündekâri de, çakma kündekâri, , rölyefli kündekâri gibi ayrıca sınıflandırılır.Kündekâri tekniği, mihrap,minber,dolap kapağı gibi yerlerde sıkça ve ustalıkla kullanılmıştır.
Bu teknikte, ağaç sularının, yani damarlarının birbirlerine dik olarak kullanılması zaman içerisinde bu parçaların burulmasını, bükülmesini engellemiş, günümüze kadar gelmelerini sağlamıştır.
Bu geçme tekniğinin yanı sıra, ,ahşap üzerine çeşitli motiflerin oyularak tahta, sedef, fildişi ve bağa parçaların bu oyuklara itina ile yerleştirilmeleri şeklinde yapılan kakma teknikleri yine bu san'at dalında önemli bir yer tutar.

Yerine göre altın ve gümüş dahi kullanılmıştır. Sedef kakma, altın kakma, gümüş kakma gibi isimler alan bu süsleme işçiliği ile nadide eserler verilmiştir. Kur'ana verilen değerin ifadesi olarak çok zengin süslemeli rahleler , antika kutular,çekmeceler ve benzer eşyalar yapılmıştır.16. ve 17 yüzyıllarda Topkapı Sarayında ağaç işçiliğini öğreten atölyeler kurulmuş olup bu atölyelerde ahşap ve sedef işçiliği akademik bir seviyede öğretilmiştir. Bu yüzyıllarda kur'an ve cüz mahfazaları ve rahlelerde hüsn-i hatlar da kullanılmıştır. Dönemin mobilyalarında sedef ve bağa kakmalardan öte, çeşitli mücevherler bile kullanılmıştır.
Ağaç işçiliklerinde önemli bir yer tutan tavan süslemelerine baktığımızda, Bursa II.Murat türbe kapısı önündeki ,on iki köşeli altın yaldızlı kubbe ve etrafı yine yaldızlı çıtalarla bölünmüş kısım,Sultan Ahmet Camiinin hünkâr mahfeli altındaki tavanı ve Revan Köşkü tavanını ilk aklımıza gelen güzel örnekler olarak sayabiliriz. Boğazdaki pek çok yalıda , konaklarda cami , türbe,dergâh gibi tarihi mekânlarda maalesef çok güzel ağaç süslemeler günümüze gelemeden kıymet bilmeyen kişilerce maalesef korunamamıştır.
Sanatımızın her alanında olduğu gibi 18. yüzyılda başlayan batı hayranlığı, barok ve rokoko sanat akımlarının etkisiyle bu san'at dalımızda da durma ve gerilemeye sebep olmuştur
Günümüzde ise son derece ileri teknik imkânların desteği ile ,bu güzel eserlerin sadece kötü kopyaları yapılabilmektedir dersek herhalde haksızlık etmiş olmayız.g

http://turkishceramic.sitemynet.com


Bu Yazı 7621 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar