Türk Minyatür Sanatı
..        

Bir kitap süsleme sanatı olan ve ,eski Türk kaynaklarda Nakış ya da Tasvir olarak geçen , sonradan Minyatür olarak adlandırılan bu sanat dalımızın, batı dillerinde küçük anlamına gelen, zamanla kitap resmi için kullanılan bir terim halini aldığı söyleneceği gibi. Latince "kırmızı ile boyamak" anlamına gelen miniare kelimesinden isimlendirildiği de söylenebilir.
Kitaplarda konu başlıklarını minium, yani sülyen ile belirginleştirilmesine miniare denilmesi. Dolayısıyla zaman içinde metni süsleyen resimlere de minyatür denilmiştir. İranlılar ve Türkler bu tarz resme "Nakış resim" veya "Hurde nakış" demişlerdir. Bu sanatı yapan kişilere de , Nakkaş, musavvir gibi isimler verilmiştir .En erken minyatür örneklerine III. yy'da rastlanır. Sasaniler döneminde Mani adlı bir sanatçı kendi yazdığı kitabını resimlemiş ve daha sonra onun yolunda giden bir çok öğrenci yetiştirmiştir.
Türklerin İslamiyeti kabul etmelerinden önceki devreye ait yazmalardaki minyatürler, Uygur prens ve prensesleri ile Mani ve Uygur rahiplerini canlandırırlar. VII-IX. yüzyıla ait , Turfan bölgesinde Hoço, Bezeklik, Sorçug gibi Uygur merkezlerinde kumaş, kağıt gibi malzemeler üzerine yapılmış bu tasvirler hayli zengindirler. Ancak bu örneklerden sonra minyatür sanatımızın XIII yüzyıla kadar olan örnekleri günümüze gelememiştir
Anadolu Türklerinde resim Sanatına olan ilgi ise, Beylikler döneminde, yöneticilerin sanatkârları himaye etmeleriyle gelişmiştir. Özellikle Selçuklular döneminde Konya'da XII. yüzyıldan itibaren sanat değeri olan kitaplara ve resim sanatına ilgi artmış, Bilhassa kitap Sanatı XIV. Yüzyılda, Karaman ve Germiyan beyleri, XV. yüzyıldan başlayarak da Osmanlılar tarafından tamamen himaye altına alınmıştır.
İslam kültürünün, Türkler arasında yayılmasından sonra Selçuklu Türkleri minyatür sanatına önem vermeye başlamışlardır. Bu dönemde Tıp, Botanik, Astronomi ve mekanik buluşları içeren bilimsel konulu eserler minyatürlendirilmiştir. Bunlar arasında Kitab el haşa'iş, Marifet elhıyal elhendesya, Kitab el baytarya, Varka ve Gülşah, Kelile VE Dimne isimli eserler yazılmıştır. Erken Osmanlı dönemine ait yazma eserlere örnek olabilecek Edirne Sarayı nakışhanesinde yapıldığı tahmin edilen Külliyat-ı Kâtibi, Dilsûzname ve İskendername, ve isimli eserler sayılabilir.
Nakkaşhaneler, XV. yüzyılın ilk yarısında Çelebi Sultan Mehmet, Sultan II. Murad ve devlet adamı Umur Bey' in himayesinde Bursa'da yoğun olarak faaliyet göstermiştir
Fatih Sultan Mehmet'in İtalya'dan birçok sanatçıyı davet ederek portrelerini yaptırdığı, Sinan Beyin de ,bu dönemde yetiştiği, Yavuz Sultan Selimin, Tebriz seferinden dönüşte birçok sanatçıyı İstanbul'a getirttiği bilinmektedir.. Kanuni Sultan Süleyman'ın saray atölyesinde çeşitli minyatürlü yazmalar hazırlanmıştır. Bu dönemin ressamlarından Nigari Sinan Bey'den sonra portre ressamlığında en çok tanınan sanatçıdır döneminin bir başka önemli sanatçısı olan Matrakçı Nasuh, Osmanlı ordusunun seferlerindeki şehir, kale ve limanlarını resimlendirmiştir. Kanuni'nin Irak seferi sırasında Osmanlı ordusunun konakladığı yerleri anlatan Beyan-ı Menazil-i Sefer-i Irakeyn adlı kitabı İstanbul'u mükemmel bir şekilde resmetmektedir.
Osmanlı Minyatürlerinin bulunduğu, önemli belgeler olarak niteleyebileceğimiz, Süleymanname, Hünername, Şehinşahname ve Surname gibi dönemin yaşayış ve olaylarını anlatan önemli eserler Türk Minyatür sanatının en seçkin örneklerini ihtiva etmektedir. Bu eserler saray nakışhanesinin sanatçıları tarafından minyatürlendirilmiştir. 16.yy'ın önemli yazmalarından biride III. Murat'ın oğlu Mehmet için yaptığı 52 gün süren sünnet düğünü şenliklerini anlatan "Surname" isimli yazmadır. Bu eserde o günün sosyal hayatını ve Osmanlıların ekonomik gücünü gösteren yüzlerce minyatür vardır. Özellikle Kanuni Sultan Süleyman'ın Bağdat seferini anlatan "sefer-i imke " ve batı seferlerini anlatan "Süleymanname" isimli yazma eserlerdeki Bir başka "Süleymanname" T.S.M.K.H. 1517'de kayıtlı olan Arifi tarafından yazılmış bir şahnamedir. Kanuni Sultan Süleyman'ın hayatının büyük bir kısmını anlatan eser, Türk minyatür sanatının en önemli örneklerinden biridir. Beş değişik sanatçı grubu tarafından hazırlanmıştır.
18.yy başında batı sanatı minyatürümüzü de etkiler. Bu dönemin en güzel eserleri ,Levni'nin . Sultan lll. Ahmet için hazırladığı "Surname" ve “Silsilename” dir . Surname, XVIII y.y. daki çeşitli sosyal grupların kadın ve erkek kıyafetlerini belgesel niteliğinde anlatır, Osmanlı sultanlarının portreleri olduğu "Silsilename" isimli yazmada ise minyatür sanatımızın en önemli örnekleri olarak Sultan portreleri bulunmaktadır.. Levni'den sonra gelen Abdullah Buhari tek çiçek ve figür çalışmalarıyla bilinmektedir.
Nasıl yapıldığına gelince;
Minyatürde konu tespiti yapıldıktan kişi ve olayların önemine göre tablonun taslağı oluşturulur. Bu oluşturmada perspektif önemli değildir.Yerine göre insan boyunda çiçekler dahi olabilir.Uzaktaki figürle yakındaki figür arasında büyüklük farkı olmaz. Olaylar ve şekiller sanki, aşağıdan yukarıya üst üste konulmuş gibidir. Renkler gayet canlı ve ışıl ışıldır. Gölge yapılmaz. Obje veya kişiler birbirini kapatmayacak şekilde çizilir. Ağaç, çiçek, dağ, çimen gibi tabiat motifleriyle görünüm zenginleştirilir. Boyamada altın kullanılacaksa ,öncelikle o sürülür ve zer mühre denilen cam veya akik gibi malzemeden yapılan bir aletle parlatılır. Sulu boya veya guvaş boyalarla da renklendirilir.Hemen hemen bütün minyatürlerde tezhip sanatımız da yer alır.olayların geçtiği mekânların, kıyafetlerin ve eşyaların süslenmesinde tezhip önemli bir yer tutar .Bu nedenle , geleneksel sanatlarımızdan tezhibin minyatür sanatçıları tarafından da bilinmesi gerekir.
Günümüzde, Ord Prof.Dr. merhum Süheyl Ünver 'in yoğun gayretleri ile yeniden canlandırılan tezhip ve minyatür sanatı halen onun yetiştirdiği öğrenciler ve onların da yetiştirdiği öğrenciler eliyle devam etmekte pek çok sosyal ve kültürel konular minyatür olarak işlenmektedir. Kültür ve Turizm Bakanlığının,önceleri her yıl , şimdilerde ise ,iki yılda bir düzenlediği ,Türk süsleme sanatları yarışması , Minyatür sanatımızın gelişmesi için teşvik edicidir.


Bu Yazı 5606 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar