Türk Modernleşmesinde Kadının Yeri ve Türk Kadınlar Birliği
21.08.2013        

TÜRK MODERNLEŞMESİNDE KADININ ROLÜ VE

TÜRK KADINLAR BİRLİĞİ

                                  Yasemin ULUTÜRK (*)

"Türk Kadınlar Birliği"nin kurulduğu tarihe gelene kadar kadın eylemliliği, Osmanlı Devleti'nin son dönemlerinde yoğunluk kazanırken,  bu eylemliliğin millî mücadele süreciyle birlikte potansiyel bir güç unsuru olarak ortaya çıkışı hızlanır. Nitekim Türk kadınının millî mücadelede gösterdiği vatanperverlik ve bu husustaki özverisi, dünyaca alkışlanmıştır. Mitinglerde erkekler ile birlikte saf tutmuş, ulusal mücadeleye her türlü desteği sağlamış, "millî"lik kimliğinin sadece erkeklerden oluşmadığını dünyaya kanıtlamıştır. 'Ataerkil' bir toplum olan Osmanlı-Türk toplumunda Türk kadınının bu fedakârlığı, büyük bir radikal değişime hazırlık sağlamıştır. Böylelikle kadınlar da milliyetçilik ve bağımsızlık mücadelesi içinde konuşulur hale gelmiş, çeşitli taleplerde bulunarak Osmanlı'da temelleri atılmış olan 'hak ve eşitlik'e dair düşüncelerini yüksek sesle dile getirmeye başlamışlardır. (Gözler, 2000:19-23) Lakin, kadınların fikriyatı ile erkeklerin muhayyelatı  ve buna bağlı olarak fiiliyatı birbirinden oldukça farklıdır.

Bu dönemde kadın-erkek eşitliği, eğitim-öğretim hakkı, çok kadınla evliliğin yasaklanması, çalışma hayatına faal olarak katılma ile içtimaî ve siyasî hakları elde etmek gibi amaçlarla birçok kadın örgütlenmesi ortaya çıkmıştır.

Cumhuriyet'in ilanı ile kadın haklarının savunucusu olan Atatürk, düşüncelerini gerçekleştirmek için büyük bir fırsat yakalamıştır. Yurt içinde çeşitli geziler ve konuşmalar yapmış, her defasında Türk kadınına olan minnettarlığını dile getirerek toplumda kadının yeri ve önemine dikkatleri çekmiştir. Ona göre toplumu oluşturan temel, kadındır.

“Daha esenlikle, daha dürüst olarak yürüteceğimiz yol vardır. Bu yol, Türk kadınını çalışmamıza ortak yapmak, ilmî, ahlâkî, sosyal, ekonomik yaşamda erkeğin ortağı, arkadaşı, yardımcısı ve destekleyicisi yapmak yoludur.”(Tezcan, 1992:746)diyen Gazi Paşa, yeniden güçlü ve sözü geçen bir millet olabilmek için kadının da en az erkekler kadar güçlü olduğunu savunur, binaenaleyh, devlet yönetiminde çeşitli yapılanmalara gider.

Bu doğrultuda Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile 1924 yılında eğitim-öğretimde kadınlara fırsat eşitliği sağlanır, 1926 yılında da medeni kanun ile kadının ailedeki yeri güçlenir. Yapılan bu reformlar elbette ki kadınların nazarında yeterli değildir. Kadınlara hamil olmaktan geri durmayan Latife Hanım ise, yapılan tüm yenileşme hareketlerini desteklemiş, hatta bir çoğuna öncülük de etmiştir. Kadınlara siyasî hakların verilmesi mevzuunda Atatürk'e baskı yapmış, kendi de milletvekili adayı olma talebinde bulunmuştur.

Yaşanılan bu gelişmeler ile eylemci Türk kadınları örgütlenmek üzere 'Kadınlar Şurası' toplantısı yapma kararı alır. 15 Haziran 1923'te toplanan bu kongreden "Kadınlar Halk Fırkası"nın kuruluş kararı çıkar. (Toprak, 1988:158) Kongrenin ertesi günü 'Cumhuriyetçi feminizmi'nin en önemli mümessili olan Nezihe Muhiddin'in öncülüğünde "Kadınlar Halk Fırkası" kurularak, zaman ve ihtiyaçlar doğrultusunda partinin değer yargıları, vizyon ve misyonu belirlenir. Nimet Reşide, Latife Bekir, Şukufe Nihal, Matlube Ömer, Seniyye İzzeddin, Muhsine Salih, Nesime İbrahim, Zaliha Tuğrul ve Faize Hanımlar bu kuruluşu oluşturmaktadır. (Tanin, 1924)

Nezihe Muhiddin'e göre "Kadınlar Halk Fırkası", kadınların siyasî, fikrî ve içtimaî haklarını kazanmak,  toplum içindeki statüsünü yükseltmek, kadın eğitiminin iktisadî ve hukukî sorunlarını ortadan kaldırmak gibi her türlü mevzuda kadınların temsilcisi olmuştur.

Dönemin gazeteleri "Kadınlar Halk Fırkası"na dair haberleri nesnel bir yaklaşımla ve ayrıntılarıyla vererek yankı uyandırır; birçok kadın dergisi de partiyi desteklediklerine dair yazıları ardı arkasına sıralayarak manevi bir güç oluşturmaya çalışır. Fakat bu durumdan rahatsızlık duyan gelenekselci çevreler de memnuniyetsizliklerini dile getiren tepkileri ortaya koymaktan çekinmez. Devlet katında ilk tepki İstanbul Valisi Ali Haydar Bey'den gelir. Ali Haydar Bey, "Kadınlar Halk Fırkası"nın herhangi bir beyanname, program ya da nizamname hazırlayıp TBMM'ye sunmadığı gerekçesiyle menfi çıkışlar sergilemiş ve kadın haklarına duyduğu ilgisizliği açık etmiştir. (Zihnioğlu, 2003:137) Diğer tepkiler ise partinin isminin 'kadınlar' olmasına dairdir.

Bu reaksiyonlar etkili oldu mu bilinmez lakin dönemin hükümeti, kadın hakları hususundaki modernleşmeye yönelik programları kendisinin çizdiği sınırlar içinde gerçekleştirmek ister. Ayrıca, "Kadınlar Halk Fırkası"nın kurucularının yaptıkları basın açıklamalarından ve yazılarından bu alanda bir otorite haline geleceği ve hatta baskı grubuna dönüşeceğinin düşünülmüş olması partinin kuruluşunu engellemiştir denilebilir. Neticede ortaya çıkan durum ise Cumhuriyetçi erkekler ile Cumhuriyetçi kadın hakları savunucularının karşı karşıya gelmeleri olur. (Zİhnioğlu, 2009:3-4)

Partinin açılması sekiz az sonra gelen red cevabı ile makus bir son bulmaz. Yaşanılanlar üzerine "Kadınlar Halk Fırkası" programındaki bazı maddeler yumuşatılarak "Türk Kadınlar Birliği" adı altında örgütlenilip, bir dernek statüsünde, resmi olarak 7 Şubat 1924'te Birlik kurulur.(Baykan-Ötüş-Baskett, 1999:149) Birliğin kuruluş tüzüğündeki en önemli değişiklik, ikinci maddede yer alan "hukuk-ı siyasiye (siyasal haklar)" ibaresinin kaldırılarak "Birliğin siyasetle alakası yoktur." Notunun eklenmesi olmuştur.(Zihnioğlu, 2003:150) Böylelikle partinin kurulmasındaki asıl gaye olan siyasî haklar ertelenerek kadınların söz hakkının önüne set çekilmiştir.

Yeni kurulan birliğin üyeleri ise Nezihe Muhiddin, Nimet Reşide, Mediha Mazhar, Latife Bekir, Faize Atıf, Halit Şükrü, Şadiye Afıf, Güzide Osman, İffet İhsan'dır. (Muhiddin, 2006:381)

Birlik kurulduktan sonra faaliyetlerini Anadolu’ya yaymak için şubeler açmaya başlar. Nezihe Muhiddin  “Türk Kadını” adlı eserinde Denizli’de (1926), Üsküdar'da (1927), Diyarbakır'da (1927) şube açıldığını belirterek derneğin beş yüz üyeye ulaştığını ifade eder. (Muhiddin, 2006:395)

Birlik amaçlarını gerçekleştirmek için kurslar ve konferanslar düzenler. Hayır işlerinde de çalışan cemiyet, özellikle kadınların eğitilmesi üzerinde durarak medeni kanun ile tanınan hakların kullanılması ve yeni meslekler edinilmesi faaliyetlerinde öncülük yapar.  Kadınların sürücü belgesi alarak şoförlük yapması için kampanyalar düzenler. Dul ve yetimlere gıda ve giysi yardımı yapar. Cezaevlerinde kadın gardiyanlara yer verilmesi gibi isteklerde bulunur. Yerli mallarının kullanılması fikrini yaygın bir hale getirmek için konferanslar düzenleyip tanıtıcı bilgiler verir.  Ayrıca dispanserler açarak yardım toplar, kadın ve erkeğin bir arada bulunduğu balolar düzenler. (Cumhuriyet, 1930-1935)

Kadın sorunsalının sadece Türkiye ile ilgili olmadığını düşünen Birlik üyeleri, uluslararası kadın örgütleriyle de iletişim içinde olmuşlardır.

Üç yıl boyunca çalışmalarını sürdürmüş olan Türk Kadınlar Birliği, 1927 yılına gelindiğinde ilk kongresini gerçekleştirir. Kongrede Nezihe Muhiddin derneğin bir 'cemiyet-i hayriye' olmadığını, kadının siyasî ve içtimaî haklara sahip olması için oluşturulmuş bir yapılanma olduğunu dile getirmesi üzerine tartışmalar zuhur eder. Kimi Nezihe Muhiddin'i desteklerken kimileri de siyasî haklar babında erken olunduğunu savunur. Bu hararetli tartışmalar neticesinde Birlik tüzüğünün 2. Maddesine "Kadın Birliği, Türk Kadınının içtimaî ve siyasî haklar karşısında her türlü mesuliyet ve alaka-yı vataniyesini ispat edecek bir seviyeye erişmesine çalışacaktır." (Cumhuriyet, 1927) ifadesi eklenir.

Birlik tüzüğünde yapılan bu değişiklik,  aynı yıl gerçekleştirilen milletvekili seçimlerinde kadınların siyasî haklarının gündeme getirilmesi için iyi bir sebep teşkil eder. Seçimlere kadın aday ile katılmayı isteyen Birlik, dönemin tek partisi olan Cumhuriyet Halk Fırkası tarafından destek göremeyince feminist bir erkek olan 'Umuru Hukukiye Müdürü' Kenan Bey'i aday göstermek ister. (Cumhuriyet, 1927)  Fakat bu aday da Birlik içerisinde görüş ayrılıklarını ortaya çıkarır. Nezihe Muhiddin'e kongrede başlayan muhalefet, valiliğin cemiyetin evraklarına polis yoluyla el koydurmasıyla son bulur. Basına yansıyan bu olay yolsuzluk iddialarını gündeme getirir. Hükümeti destekleyen basın, karalama politikasıyla Nezihe Muhiddin’i kadın haklarını savunamayacak hale getirir. Ardından kendisine 'özsansür' uygulayan Nezihe Muhiddin, suskunluk dönemine girerek ömrünü dostlarıyla birlikte geçirir. Hükümet böylece kadınların siyasal hakları konusunda Birliğin taleplerinin önünü kapamaya çalışmıştır. (Caporal, 1982:694)

Yaşanılanlardan dolayı bir kısım Birlik üyesi, valiliğin de destekleri ile Türk Ocağı toplantı salonunda bir kongre yaparak yeni bir yönetim kurulu oluşturur. Başkanlığa Saide Hanım getirilir. Bir süre sonra Saide Hanım yaşını ve meşguliyetlerini öne sürerek görevden ayrılır ve yerine Latife Bekir geçer. 1928 yılında yapılan kongrede ise yönetim kurulu şöyle oluşur: Başkan Latife Bekir, vekil Saide, genel sekreter İffet Halim, muhasip Sadıka Fethi, veznedar Saime, üyeler ise Refik, Madiha, Besime, Mesrure ve Halide Nusret Hanımlardır.(Cumhuriyet, 1928)

Latile Bekir, ılımlı bir yapıya sahiptir. Seçme ve seçilme konusunu tam anlamıyla dışarıda bırakmamasına karşın Birliği daha değişik bir platforma doğru taşır. Nezihe Muhiddin'in ısrarcı siyasî hak isteyiciliği yerine, Latife Bekir işi zamana yaymayı uygun gören bir yaklaşım izler.(Bozkır, 1999:105) Birlik, siyasetten uzaklaşıp yardım derneğine dönüşürken 1924'lerde, işin başında yaptığı gibi, bir yardımsever derneği şeklinde çalışmaya hız verir. 1930 tarihine gelene kadar birçok yardım faaliyetinde bulunan Birlik, yapılan eylemleri yurt dışında duyurmak için kadın örgütleriyle birlikte hareket eder.

3 Nisan 1930'da kadınlara belediye seçimlerine katılma hakkı verilir. Bu dönemde Türkiye tek partiden çok partili sisteme geçişi dener. Atatürk'ün desteğiyle kurulan Serbest Cumhuriyet Fırkası, eski Birlik başkanı Nezihe Muhiddin'i Beyoğlu'ndan İstanbul Şehir Meclisi'ne aday gösterir. Yeni Birlik başkanı Latife Bekir ise Cumhuriyet Halk Fırkası tarafından Fatih'ten İstanbul Şehir Meclisi'ne aday gösterilir. Böylece eski ve yeni Birlik başkanları ayrı ayrı partilerde belediye meclisi seçimine katılırlar. İki kadın arasındaki rekabet ikinci kez Latife Bekir’in zaferiyle sonuçlanır. Latife Bekir İstanbul'da belediye seçimlerini Cumhuriyet Halk Fırkası'nın kazanmasıyla eğitim encümeni olarak göreve başlar.(Cumhuriyet, 1931:2)

1934 yerel seçimleri sonrasında Türk kadını için en önemli siyasî adım atılır; 5 Aralık 1934 yılında kadınlara genel seçimlere katılma hakkı verilir. (İnan, 1982:169) Türk Kadın Birliği, en önemli kuruluş amacına böylelikle ulaşmış olur. Siyasal yaşamda kadın ile erkek arasındaki eşitsizlik de ortadan kalkar. Bu yaşanılan gelişmeden mesut olan Birlik, çeşitli mitingler düzenleyerek kutlar.

Kadınlara milletvekili seçme ve seçilme hakkının verilmesinin hemen ardından genel seçimler yapılır. Şubat 1935 tarihinde yapılan seçimlerde Cumhuriyet Halk Partisi on yedi kadını aday olarak gösterir. Bu on yedi kadın, artık Türk kadınının Meclisteki temsilcisi olur. 1936 yılında boşalan koltuklar için yapılan ara seçimde de emekli öğretmen Hatice Özgenel'in Çankırı'dan milletvekili olması ile Meclisteki kadın milletvekili sayısı on sekize yükselir. (Ulus,1936)

Gerçekleşen bu reformlar neticesinde, kadınların istedikleri bütün haklara kavuştuklarına ve artık Türk Kadınlar Birliği’ne ihtiyaç kalmadığına dair görüşler belirmeye başlar. Fakat 'Uluslararası Kadınlar Birliği Kongresi'nin Türkiye'de toplanacak olması bu görüşlerin yüksek sesle çıkması bir süre engeller. 18-24 Nisan 1935 tarihleri arasında gerçekleşen bu kongre Türk Kadınlar Birliği’nin gerçekleştirdiği en önemli etkinliklerden biridir.   Kongre bittikten sonra, Birliğin görevini ifa ettiğini, bundan dolayı kadın ve erkek olmak üzere ayrı ayrı örgütlenmenin gereğinin de ortadan kalktığını savunan kamuoyu baskılarıyla Birlik olağanüstü kongre kararı alır. Zafer Toprak'a göre “Emir yüksek yerden gelmişti, Cumhuriyet Halk Partisi, Türk Kadınlar Birliği’nin kendini fesh etmesini istiyordu.”(Toprak, 1988:29)1935 yılında yapılan kongrede delegelerin de onayı ile "Türk Kadınlar Birliği" tarihe kavuşmuş olur. (Cumhuriyet, 1935)

Birliğin kapatılmasının ardından doğacak boşluğu önlemek, Birliğin üstlendiği ilişkileri devam ettirmek ve kadınlarla ilgili çalışmaları yönlendirmek amacıyla Cumhuriyet Halk Partisinin kadın şubesinin kurularak benzeri ilişkileri üstlenmesine karar verilir. (Kaplan, 1998:159)

Kadınların katıldığı ilk seçimlerde alınan büyük başarının devamı istenildiği gibi gelmeyince Birlik on dört yıl aradan sonra 13 Nisan 1949 yılında Ankara merkezli olarak tekrar kurulur. Birlik kadının iş ve sosyal yaşama aktif katılımı için çalışmaya başlayarak edinilmiş hakların yaşama geçirilmesini en önemli hedef olarak kabul eder. Birlik halen Türkiye’nin dört bir yanında ki şubeleriyle faaliyetlerine devam etmektedir.

KAYNAKÇA

Ayşe Afet İnan, (1982), "Atatürk ve Türk Kadın Haklarının Kazanılması", Tarih Boyunca Türk Kadınının Hak ve Görevleri, İstanbul.

Ayşegül Barkan-Belma Ötüş-Baskett, (2009), Nezihe Muhiddin ve Türk Kadını 1931, İletişim Yayınevi, İstanbul.

Bernard Caporal, (1982), Kemalizm ve Kemalizm Sonrasında Türk Kadını, Ankara.

Gürcan Bozkır, (1999), "Türk Kadınlar Birliği", Çağdaş Türkiye Tarihi Araştırmaları, S. 9-10.

Kemal Gözler, (2000), "Islahat Fermanı", Türk Anayasa Hukuku, Ekin Kitabevi Yayınları, Bursa.

Leyla Kaplan, (1998), Cemiyetlerde ve Siyasî Teşkilatlarda Türk Kadını, YÖK Yayınları, Ankara.

Mahmut Tezcan, (1989), "Atatürk'ün Eğitim Anlayışına, Felsefî ve Sosyolojik Bir Yaklaşım", Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi, TTK Basımevi, C. V., Ankara.

Nezihe Muhiddin, (2008), Bütün Eserleri, Kitap Yayınları, İstanbul.

Zafer Toprak, (1988), "Halk Fırkası'ndan Önce Kurulan Parti Kadınlar Halk Fırkası", Tarih ve Toplum, No.51.



[*] Kırklareli Bilal Yapıcı Güzel Sanatlar ve Spor Lisesi Müdür Yardımcısı


Bu Yazı 3227 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar