Türkiye'de Akaryakıt Vergi Oranları ve Fiyatları
21.08.2013        

TÜRKİYE’DE AKARYAKIT VERGİ ORANLARI ve FİYATLARI

Yeliz Neslihan AKIN

 

Devletin, vatandaşlarına kamu hizmeti sunabilmek için temel finansman kaynağı vergilerdir. Toplumsal hayatın ve birlikte yaşamanın gereği olarak, kişilerce tek tek karşılanamayan kamusal mal ve hizmetlerin devlet tarafından karşılanması gerekir ki, toplumu oluşturan bireyler sunulan bu kamusal mal ve hizmetlerin finansmanına katılmak zorundadırlar. Ancak, devlet bütçesinin ana gelir kalemini oluşturan vergilerde adaletin tesis edilmesi, vergi oranlarının makul düzeyde olması ve vergi yükünün ödeme gücüne göre adil dağıtılması gerekir.

Türk vergi sisteminde akaryakıt ürünlerinin vergilendirilmesini incelediğimiz zaman; gerek vergilendirmede adaletin sağlanması, gerek gelir dağılımındaki eşitsizliğin giderilmesi ve ödeme gücüne göre vergilendirme ilkeleri bakımından durumun tartışmaya açık olduğunu görürüz. Zira akaryakıt ürünlerinden alınan vergilerin makul olduğunu ve adalet prensibine uyulduğunu söylemek mümkün değil. Aşırı vergi yükü nedeniyle dünyada en pahalı akaryakıt tüketen toplum haline geldik.

Türk vergi sisteminde vergiler, gelir, servet ve tüketim üzerinden alınmaktadır. Akaryakıt vergilendirmesi, tüketim üzerinden alınan bir dolaylı vergi türüdür. Yani, akaryakıt[i] kullanımımız arttıkça, ödememiz gereken vergi miktarı da artmaktadır ve vergi, ödediğimiz fiyatın içindedir. Vergilendirmede adaleti, dolaylı vergiler zedeler. Bunlar, zengin-fakir ayrımının dikkate alınmadığı, gelirler arasındaki farkın daha da derinleştirildiği vergilerdir. Çünkü vergi yükü dediğimiz, ödediğimiz erginin gelirimize oranıdır. Hâl böyle olunca fakir ve zenginin ödediği vergi aynı olmakla birlikte, gelirine bakıldığında fakir kesimin vergi yükünün çok daha fazla olduğu görülür. Çünkü dolaylı vergilerde oransal olarak fakir daha fazla, zengin ise daha az vergi ödemekte ve gelir dağılımındaki uçurum büyümektedir.

Gelir dağılımında adaleti sağlayıcı maliye politikaları, toplam vergi yükünde doğrudan vergilerin fazla, dolaylı vergilerin ise daha az olmasını gerektirir. Oysa Türk vergi sisteminde durum bunun aksinedir. 2013 yılı bütçesi vergi geliri dağılımı miktar ve oranlarını incelediğimizde; elde edilecek 347.892 milyon TL verginin, 240.310 milyon TL’si dolaylı vergilerden oluşmaktadır. Geriye kalan 107.582 TL’si vergi adaleti sağlama konusunda başarılı olan dolaysız vergilerdir. Başka bir ifadeyle, elde edilecek toplam verginin %69,1’i dolaylı vergi olarak tahsil edilmektedir. Dolayısıyla, biz vergi mükelleflerinin %30,9’luk kısmı için gelir-servet farklılığı gözetilmektedir.[ii]

Akaryakıt ürünlerinden ÖTV ve KDV olmak üzere 2 tür dolaylı vergi alınmaktadır. ÖTV, 2002’de yürürlüğe giren 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanunu ile varlık kazanmıştır. Böylece KDV’nin yanı sıra, ikinci bir dolaylı vergi uygulanmaya başlamıştır. Enerji çeşitleri içinde, ÖTV oranı en yüksek tüketim kalemi benzindir. Benzinden sonra en yüksek ÖTV uygulanan akaryakıt ürünleri motorin, kırsal motorin ve oto gaz LPG’dir. En yüksek ÖTV ve KDV gelirini kazandıran akaryakıt ürünü de, kırsal motorindir. Kömürün ÖTV oranı sıfır olmasına rağmen, Türkiye’de akaryakıt ve doğal gazdan daha çok tüketilmektedir. Ayrıca en çok ÖTV uygulanan akaryakıt ürünlerinde, yıllar arası en çok vergi artışının, yine bu ürünlerde olduğu tespit edilmiştir.

Akaryakıt ürünlerine uygulanan vergiler, tüketici fiyatlarına doğrudan yansıdığı için, vatandaşların tüketim miktarını büyük ölçüde etkilemektedir. Bu sebeple, hükümetler bizlerin enerji tüketimi tercihlerini bu yolla yönlendirebilmektedir. Akaryakıt ürünleri, hem doğrudan tüketilmeleri; hem de birçok nihai ürünün hammaddesi olması sebebiyle toplumsal hayat için vazgeçilmezdir. Bununla birlikte, Türkiye petrol üretebilen ya da hammadde rezervleri bulunan bir ülke değildir. Bu yüzden ithalat yapılarak enerji ihtiyacı karşılanmaktadır. Ancak, bu ithalat ülkemizin ödemeler dengesindeki en büyük açığını oluşturmaktadır.

Petrol ithal eden ülkeler, ham petrolü yaklaşık olarak aynı fiyata almaktadır. Ancak Türkiye, hem A.B.’de, hem Dünya’da benzin ve motorine en fazla vergi uygulayan ülkedir. Bu yüzden en pahalı akaryakıt fiyatları görülmektedir. Türkiye temel enerji ürünleri değerlendirildiğinde, yanma ve enerji verimliliği değerleri esas alındığında, vergi dengesi akaryakıt aleyhine en çok bozulmuş ülkedir.[iii] İşte bu durum, vergi mükelleflerinin tepkisini çekmektedir. Mükellefler bu verginin başka alanlara kaydırılmasını talep etmektedir. Çünkü akaryakıt ürün vergilendirmesi, adeta ana vergilendirme kalemi haline gelmiştir. Bunu, toplam petrol ve doğalgaz vergi miktarının, Türkiye’de toplanan kurumlar vergisi toplam hâsılatını geçmesinden anlayabiliriz.

Konunun basit bir hesap ile daha aydınlatıcı olacağını düşünüyorum. Şu anda, örneğin 95 oktan kurşunsuz benzinin pompa satış fiyatı 4.86 TL’dir. Bunun 1.59 TL olan rafineri çıkış fiyatı, pompa satış fiyatının %32’sini; 2.1765 TL[iv] olan ÖTV vergi tutarı da  %44.8’ini oluşturmaktadır.[v] EPDK’nin payı ise 2 kuruştur. Bu miktarları topladığımızda 3.79 TL olmaktadır ve %18’lik KDV oranı bu fiyata eklenecektir. Ancak KDV, ÖTV gibi net rafineri fiyat üzerinden değil, ÖTV ve EPDK payının eklendiği tutar üzerinden hesaplanır. Dolayısıyla, verginin vergisi alınarak, fiyat artmaktadır. Eğer, KDV oranı net satış üzerinden hesaplansaydı, litre başına 39 kuruş daha az ödeyecektik.  Ancak, zincirleme hesap ile 68 kuruş olan KDV eklenince tutar 4.46 TL olmaktadır. ÖTV ve KDV toplamı 2.86 TL ve EPDK katılma payı, bizim ödediğimiz fiyatın %59’unu oluşturmaktadır. Başka bir deyişle litre başına ödenen her meblağın %59’u vergi olarak ödenmektedir. 4.46 TL üzerine birbirinden bağımsız bayi karları eklendiği için de, ilden ile farklı rakamlar karşımıza çıkmaktadır. Litre başına 4.86 TL ödediğimiz pompa satış fiyatının 40 kuruşuna tekabül eden %8’i de, bayi karı olmaktadır. Başlangıç fiyatı 1.59 TL olan benzin, bize 4.86 TL’ye mal olmaktadır.

Diğer bir akaryakıt ürünü mazotun pompa satış fiyatı 4.33 TL’dir. Rafineri çıkış fiyatı olan 1.44 TL, pompa satış fiyatının %33’ünü; ÖTV fiyatı 1.5945 TL ise %37’sini oluşturmaktadır. EPDK payını da ekleyerek elde ettiğimiz 3.05 TL üzerinden %18 KDV’yi uyguladığımızda 55 kuruş ile KDV oranı, pompa satış fiyatının %13’ünü oluşturmaktadır. Vergiler toplamı ve EPDK payı ise litre fiyatının %50’sine tekabül etmektedir, dolayısıyla mazota ödediğimiz tutarın yarısı vergidir. Kâr olmayan net fiyat 3.6 TL, biz tüketicilere 4.25 TL olarak ulaşmakta ve ödediğimiz fiyatın %15’i de bayi kârı olmaktadır.

Bugün itibariyle, akaryakıt şirketlerince motorinin rafineri çıkış litre fiyatına 7 kuruş, kurşunsuz benzinin rafineri çıkış litre fiyatına ise 10 kuruş zam yapıldı. İstatistikî veriler benzine son üç yıl içinde %31 ve mazota %42 oranında zam yapıldığını ortaya koymaktadır. Maliyet avantajı yaratan mazot da, dolayısıyla bu özelliğini kaybetmiştir.[vi] Vatandaş, artan fiyatlar konusunda çözümsüz kalmaktadır. Bu sonuçlar da, arabaların arkasına yazılan “Bu araba dünyanın en pahalı benzinini kullanıyor.” cümleleriyle gülerken düşündüren tepkilerin yaşanmasına neden olmaktadır.


Bu Yazı 31934 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar