Ümit Şairi Mehmet Akif Ersoy
..        

Vefatının üzerinden 75 yıl geçmesine rağmen unutulmadı Akif.
O bir ümit ve inanç şairi idi. herkesin ümidini yitirdiği yıllarda, dönemlerde, zamanlarda o hiç ümidini kaybetmedi. Onun gözünde ümitsizlik küfürdür ve her türlü ilerlemeye engeldir.

Buna karşılık ümit, aşk ve şevk, insanlara ilerleme azmi verir. Bir hedefi olan, ümidi olan, çalışkan ve gayretli insanlar, yükselmek için durmadan didinir.
Yunanlıların Polatlı'ya kadar geldiği günlerdi. 1921'li yıllar… TBMM'nin Kayseri'ye taşınması düşünülüyordu. Hatta bazı milletvekilleri ailelerini Kayseri'ye göndermişlerdi bile…

Mehmet Akif, böyle bir şeye gerek duymuyordu. Meclis'te zaferin kazanılacağını kesin bir dille haykırıyordu:
“Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak!
O benim milletimin yıldızıdır parlayacak,
O benimdir, o benim milletimindir ancak.”
Mehmet Akif, ümit şairi idi ve geleceğe hep ümitle baktı ve ümitsizlikle mücadele etti.
Davransana isimli şiirinde şöyle der:
“Âtiyi karanlık görerek azmi bırakmak...
Alçak bir ölüm varsa eminim, budur ancak.
Âlemde ziya kalmasa halk etmelisin, halk!
Ey elleri böğründe yatan şaşkın adam, kalk!
Azmiyle, ümidiyle yaşar hep yaşayanlar,
Meyus olanın ruhunu, vicdanını bağlar....
Hüsrana rıza verme! Çalış! Azmi bırakma!
Kendin yanacaksan bile evladını yakmak!
Sahipsiz olan bir memleketin batması haktır,
Sen sahip olursan bu vatan batmayacaktır.
Feryadı bırak, kendine gel, çünkü zaman dar.
Uğraş ki telafi edecek bunca zarar var.
Yok,yok! Hele azmindeki zincirleri bir kır!
“İş bitti, sebatın sonu yoktur.”deme , yılma!
Ey millet-i merhume, sakın ye'se kapılma! ( 1)

YÜKSELME AZMİNİ HİÇ YİTERMEDİ
Yüksel ki yerin bu yer değildir;
Dünyaya gelmek hüner değildir.”
Der Namık Kemal.(2)

Bu güzel erdeme en çok Akif inanırdı. Yükselmek için çalışmak, erdemlerin en vazgeçilmezidir. Allah, çalışana verir. Dünyada kalkınmış ülkelerin insanları, en fazla çalışan insanlardır. Tembellik, bir milleti geri bırakan en tehlikeli hastalıktır.
Akif, tembellik yuvası olan kahvelere düşmandı:

“Mahalle kahvesi hâlâ neden kapanmamalı?
Kapanmalı, elverir artık, bu sayfa pek kanlı.”
Kalkınmış ülkeler arasında yer almak, kalkın- mış bir ülke olmak, kimsenin ayağı altında kalma- mak için ilim ve teknoloji yarışına girmemiz gerekti ğini söyler Akif. Bilim ve teknoloji yarışından kopan ülke, geri kalır. Geri kalan ülkeler, kalkınmış ülkelerin pazarı olmaya ve sömürülmeye mahkum- dur. Bu sebeple Akif, çağının insanını çalışmaya, ilim öğrenmeye, kalkınmış ülkelerle yarışmaya çağırır.
İslam ülkeleri 300 senedir, ilim ve teknolojik yarışından koptuğu için üstünlük Batı'ya geçmiştir. Müslümanlar gaflet uykusundadır. Uyanmalı ve üstünlük yarışına katılmalıdır. Akif, şöyle haykırır:
Yıllarca, asırlarca süren uykudan artık,
Silkin de muhîtindeki zulmetleri yak, yık!
Bir baksana: Gökler uyanık, yer uyanıktır!
Dünya uyanıkken uyumak, maskaralıktır!”
“Ey dipdiri meyyit! İki el bir baş içindir.
Davransana, eller de senin, baş da senindir! (3)

AZİM VE ÜMİTLE
Azim ve ümit sahibi olmak, geleceğe yürümek için en önemli sermayedir. Azim ve ümit, yükselme- nin motorudur. İnsan, ümidiğini yitirdiği gün ölmüş demektir. Ümitsizlik, her türlü ilerlemeye engeldir. Akif, bu konuda Müslümanları azimli ve kararlı olmaya çağırır:
“Azmiyle, ümidiyle yaşar hep yaşayanlar.
Me'yus olanın ruhunu, vicdanını bağlar.
Lanetleme bir ukde-i hatırdır ki çözülmez;
En korkulu bir cani gibi ye'sin yüzü gülmez.
Madem çirkinliği birdir ye's ile şirkin,
Madem ondan daha mel'un daha çirkin
Bir seyyie yoktur sana ey unsur-u iman!
Nevmid olarak rahmet-i Bari-i Hüda'dan,
Hüsrana rıza verme, çalış, azmi bırakma;
Kendin yanacaksan bile evladını yakma!”
Alemde ziya kalmasa halk etmelisin, halk!
Ey elleri böğründe yatan adam kalk, artık kalk!”(4)

BİRLİKTEN KUVVET DOĞAR
Akif'e göre Müslümanlar bir ümmettir, birlikten kuvvet doğar. İslam dünyasının ayağa kalkabilmesi için birlik olması şarttır. Müslümanlar, en azından birbiriyle kavgalı olmamak ve yeri geldiği zaman yardımlaşmak zorundalar.
Girmeden tefrika, bir millete düşman giremez,
Toplu vurdukça yürekler, onu top dindiremez”
Bir ve beraber olması gereken Müslümanlar 57 devlet kurmuşlar, kendi aralarında kavga ediyorlar. Batılılar, Avrupa Birliği kurmak için çalışıyor. Hâlbuki İncil'de Hıristiyanlar birdir ve beraber olmalıdır şeklinde bir âyet yok. Kur'an'da Müminler kardeştir, şeklinde âyet var.
Sevgili Peygamberimiz, mümin, mümin kardeşi için, sağlam bir binadaki birbirini destekleyen taşlar gibidir, buyurur. Bir olmaya ve beraber olmaya çağırır.

EŞREF EDİB'İN GÖZÜYLE:
SECİYE ADAMI AKİF
Mehmet Akif'ten söz açmışken onu çok iyi tanıyan ve ona bir ömür arkadaşlık etmiş, onunla birlikte Sebilü'r-Reşat ve Sırat-ı Müstakim dergilerini çıkarmış Eşref Edip Fergan'ın gözüyle de Akif'i görmek lazım. Eşref Edip, o vefalı arkadaşı için şunları söyler:
“Âkif, müthiş bir seciye ve kanaat sahibi idi. Gelişi güzel hadiselerin arkasından sürüklenmezdi. Muayyen ve başlı başına kanaatleri, ölçüleri vardı...”
“Âkif, sadece bir köşeye çekilip düşündüklerini ve duyduklarını yazmakla kalan bir şair değildi. Aynı zamanda doğru bildiği şeyleri yapmaya çalışan, hareketlerini samimi duygularına uygun düşürmeye uğraşan bir cemiyet adamı idi...
Çok azim sahibi idi. Bir kere bir şeye azmetti mi, artık onu yapmak mesele değildi...
Kimsenin hususiyetine karışmazdı. İki yüzlülere garezdi.
Hâsılı yüksek bir şair olduğu kadar, tam manasıyla bir insan-ı kâmildi.”

TEMİZ İNSAN
Akif'in vefalı sanatçı dostu Mithat Cemal Kun- tay, Akif'i şöyle anlatır:
“İlk tanıdığım zaman ona inanmadım: İnsan bu kadar temiz olamazdı. Caboin idi ve fena aktör, melek rolünü oynamaktan bir gün yorulacaktı. Gayr-i tabiî bir faziletten yorulan yüzünü bir gün görecektim. Fakat 35 sene o gün gelmedi.”(6)
“Mütefekkirleriniz dini de hiç anlamamış,
Ruh-u İslâm'ı telakkileri gayet yanlış.
Sanıyorlar ki terakkiye tahammül edemez,
Asrın asar-ı kemaliyle tekâmül edemez.
Sırr-ı terakkinizi siz…
Başka yerlerde taharriye heveslenmeyiniz.
Onu kendinde bulur yükselecek millet,
Çünkü her noktada taklit ile sökmez hareket.
Alınız ilmini garbın, alınız sanatını.
Veriniz hem de mesainizi de son süratini.
Çünkü kabil değil artık yaşamak bunlarsız.
Çünkü milliyeti yok sanatın, ilmin yalnız.
Bütün edvar-ı terakkiyi yarıp geçmek için,
Kendi mahiyet-i ruhiyyeniz olsun kılavuz.
Çünkü beyhudedir ümmid-i selamet onsun.”(7)
İlim ve teknolojide gelişmiş ülkelerle yarışmayan bir millet, kalkınamaz, pazar olmaktan kurtulamaz ve sömürülmeye devam eder.
Akif, ömür boyu yükselme ve tekâmül ümidi taşıyan şairdir. Ömrünü Müslümanları uyandırmaya adadı ve onları yeniden büyük bir medeniyet kurmaya çağırdı.

KAYNAKLAR:
1.Güldeste, Haz. Ali Erkan Kavaklı, Nesil yayınları, s. 106.
2.A.g.e. s.201.
3.Age. S.106-107.
4.Safahat, Mehmet Akif Ersoy, s.209, Inkılap Yayınları, 1973 İstanbul.
5.Yedi İklim, Aralık-Ocak sayısı,2007, s .93-94.
6.Mehmet Akif, Mithat Cemal Kuntay, İş Bankası yayınları, s.227.
7.Safahat, s.186.


Bu Yazı 5198 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar