Ümmetlik Aşkı
..        

Peygamber Efendimiz hakkında ne kadar söz söylense ya da yazılsa O'nu yeterince ifade etmemiş olacağız. Ummandan bir katre içmiş olmaktan başka bir şey yapmış olamayız. Kutlu Doğum münasebetiyle yazılar ve şiirler gündeme gelmekte. Bunlardan bir tanesi de büyük şairlerimizden Sezai Karakoç'un değerli bir şiiri, dua niteliğinde, bizim için ayrı bir önemi haizdir. Ümmetin duası özelliğini taşıyan bu şiir önce Allah'a yakarışla başlıyor. Şairimiz Allah'tan niyazının ne olduğunu çok renkli bir şekilde gözler önüne seriyor. Bunu yaparken toprak temasını anlamlı bir şekilde ele alıyor. Topraktan gelip toprağa gideceğimiz gerçeğini zihinlere bir daha nakşediyor. Her şey eninde sonunda hayatın gerçekliğine paralel olarak toprakla gerçek değerine kavuşacak:

Tanrım duam şu ki her şey yeniden toprak olsun
Su toprak olsun İnsan toprak gibi duysun yeri
Ay toprak olsun
Topraktan kaçanı toprak tutsun
Gün toprak olsun
Kabirler saltanatı toprak olsun
Yazı
Kitap
Ve söz toprak olsun
Ekin ekilmeye mahsus
Yeni tohum atılmaya ait
Yeni insan doğsun için
Toprak olsun

Namaz ve oruç, Peygamber Efendimiz'in bize sunduğu en büyük armağanlar. Ama bunlarda daha büyüğü, asıl mucize, Kur'an-ı Kerim. Peygaberimiz'in çobanlık macerası, Miraç mucizesine atıfla gök yolcusu olması ve uluların imamı olması hasletleri şiir diliyle dillendiriliyor:
Ah yetiş çocukluğunda çobanlık eden
Yetiş toprağın yeni mayalanmasına
Yetiş mağaranın ışımasına
Yetiş ayı ikiye bölen parmaklarıyla
Yetiş büyük armağancım
Oruç armağancım namaz armağancım
Yetiş uluların imamı
Yetiş toprağın yeni doğusuna
İnsanın yeniden
Dirilme süzülüşüne
Yetiştir toprak saçan ellerini
Tanrı gücünü görmeyen gözlere
Saçtığın topraklardan yetiştir bize
Ey gök yolcusu
Yolculuğunda meleğin kanadı
Mevsimi geçmiş bir gül yaprağı gibi kuruyan
Yetiş bize kıyamet bildiricisi
Kıyametteki sevinç muştucusu
Yetiş kabaran yeni toprağa
Kur'an tohumunu ekmek için
Gül tohumlarını sac bize
Peygamber Efendimiz'in ayağının tozu olmanın verdiği mutlulukla yakarışlar semayı alabildiğine kuşatmakta:
Gül bahçesi olan türbenden
Ve komşun Tanrı evinden
Ve sevgilin olan ve sevgilisi olduğun
Diri Diriltici olanın
Acımasından bize
Yetiş ayağının tozu olduğumuz Peygamber
Yetiş her zaman diri olan varlığınla
Yetiş yak lambamızı
Yetiş aydınlat karanlığımızı
Yetiş yeşillendir çöllerimizi Ülkemizden kasıt bütün ümmetin coğrafyasıdır. Bu coğrafya Afrika'dır, Asya'dır, Avrupa'dır… Çünkü Peygamber Efendimiz'in getirdiği din, cihanşümul bir dindir. Burada dar kapsamlı düşünmek hiçbir ümmete yakışmaz:
Yetiş dirilt insanımızı
Seni sevenin ismiyle yetiş bize
Yetiştir bize
Günahlarımızı kül edecek ateş harmanını
Verim yağmuru insin ülkemize
Mekke'ye Medine'ye Şam'a
Kudüs'e Bağdat'a İstanbul'a
Semerkant'a Taşkent'e Diyarbekir'e
Yetiş peygamber imdadı yetiş
Yetiş Allah'ın izniyle
Yetiştir erlerini

Bir Müslüman eri nasıl olur? Takınacağı tavır, üstleneceği görev, taşıyacağı kimlik nedir? Bunların cevabı çok net. Ümmetlik bilinci Karakoç'u kuşatmış, bunu haykırma gereği hissetmiştir:

Diriliş bayraklarını taşıyan
Şehit gömleklerini peşin giymiş
Ateşten, sudan geçer gibi geçen
Allah Önünde her varı yok gören
Dağların üstünde erip
Kentlere şafaklar gibi ağan
Küçük askerlerini
Gül diksinler diye yeni topraklarına
İnsanın ta gönlüne
Yetiştir erenlerini
Allah'ım
Amin.
Allah cümlemizi öncelikle kendisine kul, Peygamberine layık bir ümmet olmayı nasip etsin. Herhalde Kutlu Doğumları idrak etmek o zaman daha da bir anlam kazanır. Nice Kutlu Doğumlarda zulmedilmeyen İslam toplumlarıyla birlikte Peygamberimize gerçek ümmet olmayı Cenab-ı Allah bize nasip eder inşallah.


Bu Yazı 2447 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar