Üsküdar’da Üç Hanımsultan Adına Üç Camii-2
..        
Üsküdar meydanında, yolun sol başındaki Mihrimah Sultan Camii ve yolun sağ başındaki Yeni Valide Camii, deniz yoluyla Üsküdar'a gelenleri karşılayan, adeta bir çift mimari şaheserdir.
Namaz vakitlerinde Üsküdara gelenler, her iki caminin, gök yüzüne uzanan incecik zarif minarelerin den, güzel sesli hafızların okuduğu karşılıklı ezanlar- la, bir başka aleme gelmiş gibi olurlar.
Bu iki cami müezzinlerinin, aynı makamdan ve birbirleri ile manevi bir konuşma şeklindeki son derece lâtif namaza davetleri, Üsküdar meydanında bulunan herkesi adeta büyüler..
Bu yazıda sizlere tanıtmaya çalıştığımız, Üsküdar- da Hanım Sultanlar adına yapılan ikinci cami, sahildeki bu iki camiden “Yeni Valide” veya sadece 'Yeni Camii' adıyla anılan, tam adı “Gülnuş Emetullah Valide Sultan” olan camidir. Ancak Eminönü'ndeki Yeni Cami ile karıştırmamak gerekir.
Vapur iskelesinden Üsküdar'a ayak basanların hemen dikkatini çeken bu Yeni Cami, Üsküdar'ın beş selâtin camiinden biridir. Diğerleri Nurbanu Valide (Valide-i Atîk) Câmii, Mihrimâh Sultan Câmii (İskele Câmi), Hâmid-i Evvel Câmii (Beylerbeyi Câmi) ve Selimiye Câmiidir.
Üsküdar'ın mimari güzelliklerinden olan bu zarif ve muhteşem eser, Sultan III. Ahmet'in annesi Gülnûş Valide Sultan adına, 1708-1711 tarihleri arasında Lâle Devri baş mimarı Kayserili Mehmet Ağa' ya yaptırılmıştır. Camiye adı verilen Gülnuş Sultan, Sultan IV. Mehmed'in eşi, ve II.Mustafa ile III.Ahmed'in anneleri olup, Osmanlı sarayında, iki çocuğu arka arkaya tahta çıkmış olan bir valide sultandır. Yirmi yıl valide Sultanlık yapmıştır.
İşte bu cami, küçük oğlu olan Sultan III. Ahmed’in onun adına yaptırdığı külliyenin bir parçasıdır. Külliyenin tamamı, cami, hünkâr mahfili, sebil, çeşme, türbe, muvakkithane, imaret, sıbyan mektebi, medrese, şadırvan, havuz, su deposu, çarşı, bedesten ve meşruta evlerden meydana gelmektedir.
Cami, klâsik dönem mimari eserlerindendir. Düz bir alanda, sel ve su basmalarından korunmak için yerden yüksekçe inşa edilmiş olup camiye ve şadırvan avlusuna merdivenlerle çıkılmaktadır.
Caminin şadırvan avlusunun iki yanlarında ve bir de cümle kapısı tarafında olmak üzere üç kapısı vardır. Zemini mermerle kaplı olan şadırvan avlusunun her cephesinde, alt üst altışar pencere olmak üzere 36 penceresi vardır. Üç tarafı, 14 mermer sütunun taşıdığı 17 kubbeli bir revak ile çevrili mermer avlunun ortasında, yine tamamen mermerden sekiz yüzlü olarak yapılmış devrinin en güzel eserlerinden bir şadırvan vardır
Şadırvanın her yüzünün köşelerinde mermer sütunlar olup, bu sütunların arasına çok güzel pirinç şebekeler yerleştirilmiştir. Ayrıca sütunları birbirine bağlayan kemer altına, mermer oyma şebekeler vardır. Şadırvan pencereleri, klâsik demir parmaklıklı ve içten tahta kapaklıdır. Dört yüzünde, kuşların su içmesi için küçük mermer yalaklar vardır.
Şadırvanın her yüzünde iki mısra olmak üzere 1711 tarihli, Şair Osmanzâde Taib Ahmet Efendi'nin su ile ilgili bir kitabesi taliyk yazı ile kemerler üzerine çepe çevre hakkedilmiştir.
Camiye çok güzel bir taş işçilikli yüksek bir cümle kapısı ile girilir. Cümle kapısından başka, merdivenle çıkılan, ve üstlerinde Hezarfen Mehmet Efendi'nin hattı ile ayetler yazılı, iki yan kapısı daha vardır
Önünde, dört mermer sütunun taşıdığı beş kubbeli bir revak olup, orta ve iki yanlardakiler beşik kubbelidir.
Yani ortada büyük bir kubbe, yanlarda onları destekleyen dört yarım kubbe vardır. Sütun başlıkları istalaktitlidir. Camiin içinde iki yanda kıble duvarına kadar uzanan mahfiller, altışar mermer sütun üzerine oturtulmuştur.
Üzerleri kubbeli olan yan mahfillerin, şebeke kenarlı korkulukları vardır. Sütun başlıkları istalaktit- lidir. Kare plânlı caminin orta ve yan kubbeleri sekiz köşe üzerine oturtulmuştur.
Ana kubbe kasnağının dış kenarına, üzerleri kurşun kaplı ve alemli sekiz ağırlık kulesi yapılmıştır. Kubbe kasnağında 24 pencere vardır.
Son cemaat yerinde ise istalaktitli iki mihrap, alt ve üstte dörder pencere ve iki yanda minare kapıları bulunmaktadır.
Daha önce sebil kapısının karşısında olup, şu an yıkılmış olan, Halim Gülüm Tekkesi'ne ait, üzeri kitabeli bir mermer abdest teknesi de, artık burada bulunmaktadır.
Ayrıca burada, çoğu camilerde olmayan, ve mükebbire denilen, müezzinlerin, son cemaat yerlerinde namaz kılan halka, imamın tekbirlerini tekrar etmek üzere bulundukları, kesme taş konsollar üzerine oturtulmuş, mermer şebeke korkuluklu, çıkıntılı bir balkon vardır.
(DEVAM EDECEK)
Bu Yazı 3508 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar