Vaadedilmiş Topraklar
..        
Fitneci yahudiler tahrif ettikler dinlerini üç temel esas üzerine oturtmuş ve bu yanlış inanış uğruna Filistin topraklarında fitne çıkarmak ve kin kusmaktan gayrı hiçbir icraat yapmamışlardır.Yanlış inançlarının birinci temel esası Nil ile Fırat nehri arasında olan coğrafyanın ve özellikle Filistin topraklarının kendilerine vaad edilmiş topraklar olduğuna inanmış olmalarıdır.
İnanışlarına göre, Filistin topraklarının mülkiyeti Hz. İbrahim peygamber ve onun zürriyetine verilmiş olması. İşte onların bu inanışlarının delilleri Tevrat'ta şöyle geçmekte : Mukahhak ki, Rab İbrahim Halil (a.s)şöyle kati bir söz vermiştir:Sana ve nesline Mısır nehri ile Fırat nehri arasındaki topraklar kati olarak verilmiştir.(1) Tevrat'ta geçen başka bir bölümde ise şöyle bahsedilmektedir: Rab İbrahim'e göründü ve şöyle dedi:Bu topraklar sana ve nesline verilmiştir. Başka bir bölümde de şu şekilde zikredilmektedir:Lut'un ayrılmasından sonra Rab İbrahim'e şöyle dedi:Gözlerini kaldır, olduğun yerden doğrul,doğu ve batıya, güney ve kuzeye bak.Gördüğün toprakların tamamını ilelebet ve sonra nesline verdim.(2)
Zanlarına göre bu vaa, tabii ki İbrahim'in oğlu İshak'a verilir ve bu olay Tevrat'ta şöyle geçer:İbrahim'in yaşadığı ve yer yüzünde açlıktan başka hiçbir şeyin olmadığı bir dönemde İshak, Ebi Malik'in kral olduğu komşu ülke Filistin'e gider. Rab İshak'a görünür ve ona şöyle der:Sana dediğim (vaad ettiğim) gibi bu topraklarda otur ve Mısır'a geri dönme. Bu topraklarda gayretli bir şekilde çalış. Ben seninle birlikte olacak ve her işini bereketlendireceğim. Çünkü bu topraklar sana ve nesline verilmiştir. Ayrıca bu topraklarda baban İbrahim için de bir bölüm ayrılmıştır.(3) Sonra bu topraklar tekrar Yakup peygambere,sonra İshak'a, sonra Musa , sonra Yuşa ibn Nun, sonra ibn İsrail'egönderilen peygamberlerin tamamına mutlak surette Rab tarafından vaad edilmiştir.(4)
Tabii ki bütün bunlar Yahudi din adamlarının uydurmalarından başka bir şey değildir.
Tüm Yahudiler şunu çok iyi bilmelidirler ki, bu topraklar kin ve nefret tohumlarının saçıldığı çocuk, kadın ve belleri bükülmüş ihtiyarların katledildiği değil; birlik, beraberlik ve tevhid tohumlarının ekildiği topraklardır. Tevhit, inancın ilk kıblesidir.Mirac'ın ilk istasyonu, beklenen mehdinin sıcak yuvasıdır bu topraklar…
Bu topraklarda yaşayabilmek adına yalan uyduran ve kan döken yahudiler şunu çok iyi bilmelidir ki, İbrahim peygamber ne Yahudi, ne de hristiyandı. O hanif bir müslüman ve Allah(cc) enbiyalarından bir nebi idi; fakat o, Allah'ı bir tanıyan dosdoğru bir müslümandı; müşriklerden de değildi. İnsanların İbrahim' e en yakın olanı, ona uyanlar şu (Muhammed) peygambere uyanlar ve ona iman edenlerdir. Allah mü'minlerin dostudur.(5)
Yahudiler, Kur'anda açıklığını bulan bu gerçekler haricinde de, tüm bu yalanlarını uydurmadan önce tarihe şöyle bir baksalar gerçekten ne kadar uzak olduklarını anlarlardı: İbrahim peygamber ve onun oğulları İsmail ve İshak döneminde, hatta İshak peygamberin oğlu Yakup Peygamber'in dördüncü oğluna kadar “Yahudi” ismi toplumda bilinmediği gibi telaffuz bile edilmiyordu. İsrail ismiyle bilinen ilk peygamber de Yakup peygamberdir.Tüm bunlara rağmen dini kitaplarına vaad edildiğini zannettikleri Filistin topraklarını nasıl yazarlar? Hatta yine Tevrat'ta geçen bir ifadeyle kendilerini şöyle yalanlamaktalar:İbrahim peygamberin karısı Sare annemiz Filistin (Kenan)'da Rabiğ adında bir köyde vefat eder ve köy halkına İbrahim peygamber şöyle der:Ben burada huzurunuzda bir yabancıyım. Bana kabir olacak kadar bir toprak verin de eşimi oraya defnedeyim.(6)
Buradan da anlaşılıyor ki, Filistin toprakları kesinlikle İsrailoğullarına vaad edilmiş topraklar değildir. Filistin, İsrailoğullarının zaman zaman yaşadıkları topraklardır.
En önemli hususlardan birisi de şimdiki Yahudilerin hiçbirisi kesinlikle İbrahim Peygamber'in neslinden değildir. Çünkü mevcut yahudiler dil, renk, şekil, usul bakımından biribirlerine benzememektedirler. Tüm tıp doktorları bir araya gelse hiçbirisi Afrika'da, Avrupa'da,Asya'da yaşayan Yahudilerin kanını Hz.İbrahim'e ve nesline bağlayamazlar. Yahudilik onların zannettiği gibi bir ırk meselesi değil, bir inanış tarzıdır ve kesinlikle ifsat edilmiş bir inanıştır.
Kan dökmeye kendi peygamberlerini öldürmekle, ilk safsataya da kendilerine gönderilen ilahi kitabı tahrif etmekle başlayan yahudiler, asırlardır bu kötü alışkanlıklarından vazgeçmemişlerdir. Hiçbir şekilde ilahi bir temele dayanmayan ve kendi yaptığı puta tapanlar gibi, kendi uydurdukları vaad edilmiş topraklar masalına inanmakta ve bu masal uğruna dünyayı kana ve ateşe boğmaya devam etmekte, İslam dünyasının nemelazımcı politikasının da desteğiyle, gün geçtikçe aynı metodlarla meşruluk kazanmaya çalışmaktadırlar. g
(1) Tevrat (Sefer Yuşağ 5.esas 10 fıkra) (2) Tevrat(sefer et Tekvin 3.esas 7 fıkra) (3) Tevrat(sefer et Tekvin 3. esas 10.fıkra) (4) Tevrat (Sefer Yuşağ Sahih el evvel 2,4.fıkra) (5) Kur'an-ı Kerim(Al-i İmran 67,68.ayet) (6) Tevrat(Sefer et Tekvin Sahih 23 fıkra 4)

Bu Yazı 2286 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar